Peygamber Sevdalıları Vakfı tarafından her yıl kasım ayı boyunca Türkiye'nin dört bir yanında sahabenin hayatları anlatılıyor. Bu yıl "Yolumuzu Aydınlatan Yıldızlar" temasıyla yapılan etkinlikler kapsamında hanım sahabeden Hazreti Hatice, erkek sahabeden ise Sad Bin Ebi Vakkas'ın hayatı anlatılıyor.

İstanbul'da yapılan etkinlikler kapsamında "Yolumuzu Aydınlatan Yıldızlar" temasıyla Zeytinburnu Kazlıçeşme Kültür Merkezinde düzenlenen programa konuşmacı olarak Araştırmacı-Yazar Özkan Yaman katıldı.

Kur'an-ı Kerim tilaveti ile başlayan program, sinevizyon gösterimi ve ilahilerle devam etti. Programda bir konuşma yapan Araştırmacı-Yazar Özkan Yaman, Kasım ayının sahabeler için sadece bir sembol ay olduğunu ancak sahabenin her zaman yad edilmesi gerektiğini söyledi.

"Böyle bir zamanda Sad bin Ebi Vakkas'ı, Hazreti Hatice'yi ve diğer tüm sahabeyi çok hatırlamak gerekir"

Toplumda değersizleştirilen anlam, aidiyet, araç, ayar ve ahlak kavramları üzerinde duran Yaman, şöyle konuştu:

Öncelikle anlam tahrip ediliyor. Ölümden sonrası gençler için anlam ifade etmiyor. Onlar için ölüm ve kutsallar o kadar anlamlı değil. Çünkü modern anlayış anlamları tahrip etti. İkincisi aidiyet. Aidiyetler tahrip ediliyorlar. Şu anki yaşam biçimi komşuluk, akrabalık, aile, aşiret mille, ümmet aidiyetlerini yıkıyor. Artık ne komşu ne akraba kimsenin umurunda değil. Üçüncüsü araçlar amaç ediliyor. İçinde yaşadığımız zamanda araçlar amaç haline getirildi. Sadece tüketim ve eğlence amaç ediliyor. Telefon alabilmek için böbreğini satanlar var. Dördüncüsü ayarları bozuyorlar. Toplumun, çarşı pazarın, ekonominin, cinsiyetin ayarlarını bozuyorlar. Beşincisi de ahlaktır. Ahlakı tahrip ediyorlar. Böyle bir zamanda Sad bin Ebi Vakkas'ı, Hazreti Hatice'yi ve diğer tüm sahabeleri çok hatırlamak gerekir.

Kur'an-ı Kerim'in geçmiş ümmetlerden, peygamberlerden insanlara örnekler verdiğini hatırlatan Yaman, önceki peygamberlerin hayatlarından, verilen kıssalardan nasıl bir insan, nasıl bir koca, nasıl bir tüccar, kadın için nasıl bir anne olunması gerektiği ile ilgili çok örnekler alınması gerektiğini ifade etti.

 

"Hazreti Sad yaptığı işi dengeli yapardı"

Sad Bin Ebi Vakkas'ın annesinin kendisine dininden dönmediği müddetçe yemek yemeyeceğini söylemesi üzerine Hazreti Sad'ın 'anne yüz canın olsa ve her gün birisi çıksa da ben dinimden dönmem' dediğini ve bunu söylerken de bir denge ile söylediğini hatırlatan Yaman, "Hazreti Sad bunu yaparken annesini üzmeden, kırmadan, evi terk de etmeden yapıyor. Yani ayarları bozmadan yapıyor. Annesine kızmadan, öf bile demeden yapıyor. Burada öyle bir duruş var ki kıyamete kadar kendisinden söz ettiriyor." dedi.

Yaman, "Hazreti Sad'ın uzun bir ömrü var ve ömründe boşluk olmamış. Her zaman aktif rol almış. Hazreti Sad'ın hayatında istikamet ve ilke var. Günümüzde belki de en çok aradığımız şey ilkeli olmaktır. Günümüz insanı, günümüz Müslümanı maalesef dün söylediğini bugün reddedebiliyor. Ancak Hazreti Sad'ın hayatında müthiş bir prensip var. İlk başta nasılsa hayatının sonunda da aynıdır." diye konuştu.

"Duası reddedilmeyen sahabe"

Hazreti Sad Bin Ebi Vakkas'ın hep ilklerin adamı olduğunu belirten Yaman, "Hazret Sad ilk defa ok atan, ilk kez kan döken, peygamberimiz (Sallalalhu Aleyhi Vesellem)'in ilk defa 'anam babam sana feda olsun' dediği, duası reddedilmeyen sahabedir. Çünkü tereddüt etmeden iman etmiş bir sahabedir." şeklinde konuştu.

"Cennet kadınlarını dünya kelimeleriyle anlatmak neredeyse imkansız"

Hazreti Hatice ile ilgili kaynaklarda çok az bilginin olduğunu söyleyen Yaman, "Hazreti Hatice'yi anlatmak çok zor. Çünkü Hazreti Hatice dünya kadını değil cennet kadınıdır. Hazreti Fatıma, Hazreti Meryem, Hazreti Asiye de cennet kadınlarıdır. Cennet kadınları oldukları için onları dünya kelimeleriyle anlatmak neredeyse imkansız." dedi.

"Kadın batı için bir tüketim aracıdır"

Yaman, "Şu anda kadınla ilgili herkes konuşuyor. Yok, kadına şiddet şu şekilde önlenir. Kadını falancası öldürdü. Her ideolojinin kadınla ilgili bir takım söylemleri var. Batılılar için kadın bir reklam nesnesi, tüketim aracıdır. Hristiyanlar için kadın günahkârdır. Hazreti Adem'e yasak ağaçtan yedirdiği için Hristiyanlıkta kadın hep suçludur. Yahudilikte de kadın suçludur. Hindistan'da kadının mirasta hakkı yoktur. Çin'de kadının adı yoktur." ifadelerini kullandı.

"Hazreti Hatice, Peygamberi karşılaştığı her zorluktan sonra teselli ederdi"

Özkan, "Hazreti Hatice annemiz Peygamber Efendimiz (Salalalhu Aleyhi Vesellem) ile evlendikten sonra Ebu Talip Hazreti Hatice'nin Hazret Muhammed (Salalalhu Aleyhi Vesellem)'in üzerinden gururlanıp gururlanmadığını merak ediyor. Bunun üzerine hizmetçisini onların yanına göndererek aralarının nasıl olduğuna ilişkin bilgi getirmesini istiyor. Hizmetçi dönüşte aralarında geçen bir meseleyi şu şekilde aktarır: Hazreti Hatice Peygamber Efendimiz (Salalalhu Aleyhi Vesellem)'i uğurlarken ellerinden tutup 'anam babam sana feda olsun, sende çok tuhaf alametler var. Sen ne kadar güzel ahlaklısın. Amcamın söylediği peygamberlik acaba sana mı verilecek? Eğer sen o peygamber olursan Hatice'ni unutma.' Yani o kadar zengin olmasına rağmen Peygamberimiz (Salalalhu Aleyhi Vesellem)'e ricada bulunuyor. Bunun da ötesinde Peygamber Efendimiz (Salalalhu Aleyhi Vesellem) her gün halkı tarafından eziyete maruz kalıyor. Arkasında devlet, holding yok. Ancak sırtında ağır bir yük vardı. O stresle eve geliyordu. Eve gelince bütün üzüntüsünü alan, ona sürekli moral veren, teselli eden birisi vardı. O da Hazreti Hatice'ydi." (Nizamettin Aşkın- İLKHA)