Kudüs'ün Selahaddin-i Eyyubî tarafından fethedilişinin yıldönümü vesilesiyle HÜDA PAR Diyarbakır İl Başkanlığınca Öğretmenevinde düzenlenen "Kudüs ve Selahaddin" konulu panel ikinci oturumun son konuşmacısıyla devam etti.

Moderatörlüğünü Suat Yaşasın'ın yaptığı günün ikinci ve son oturumunda konuşmacı olarak söz alan Hamas Resmi Sözcüsü Dr. Sami Ebu Zühri, "Kudüs'ün siyonizm tarafından işgali, şu anki durumu ve verilen mücadele" konularına değindi.

İslam ümmetinin önemli şahsiyetlerinin anılarını canlandıran bu tür programların önemli olduğunu belirten Zühri, "Dostlarımız olan Diyarbakırlılarla beraberiz. Selahaddin-i Eyyubi münasebetiyle buradayız. Üniversitede doktora tezim Selahaddin-i Eyyubi üzerineydi. Selahaddin-i Eyyubi şahsiyeti üzerine önemli çalışmalar yürüttüm ve ona ayrı bir önem atfediyorum. Bu konuyu kabul etmediler. Çok tez hazırlayan var dediler. Ben Selahaddin-i Eyyubi üzerine bir tez yapmakla ilgili hırsım vardı. Bu konuda çalışmalarımı yürütmeye devam ettim. Onun bütün hayatını ele aldım. Doğumundan vefatına kadar sistematik bir şekilde onun hayatını yazdım. Haçlı seferlerinde onunla karşılayan haçlıların raporlarını da dikkate aldım. Tezimi bitirirken derece aldıktan sonra çok büyük bir şahsiyeti konu ettiğimi anladım." dedi.

Selahaddin-i Eyyubi'nin hayatında derslerin olduğunu dile getiren Zühri, "Onu her okuduğumuzda diyeceğiz ki onu hiç tanımamışız. Onun hayatı derslerle ibretlerle doludur. Filistin meselesine tamamen bağlı bir meseledir. Kudüs'ü özgürleştirme tecrübesini ele alarak bir mücadele yürütüyoruz. Hâlâ da onu gerçek manada okuyoruz. Onun tevazusunu, cihadına baktığımızda örnek teşkil ettiğini görüyoruz. Onun cihat sevgisi başlı başına bir örnek. Selahaddin-i Eyyubi vücudunda bir takım hastalıklar mevcut olmasına rağmen bu davayı üstlendi. Kendisine isabet eden hastalığı sorduklarında 'bu hastalık bana yatmamayı öğretiyor. Bu hastalık vesilesiyle Kudüs davasına daha fazla hizmet edebiliyorum' diyordu." diye konuştu.

"Selahaddin-i Eyyubi elindeki mütevazı imkânlarla kazandı"

Selahaddin-i Eyyubi'nin tek hedefinin Kudüs'ün özgürlüğü olduğunu ifade eden Zühri, şunları söyledi: "Hayatı boyunca Müslümanların birliği için çalıştı ve Kudüs'ü fethetti. Kendisi çok önemli bir şahsiyettir. Selahaddin-i Eyyubi'de gençler için ciddi dersler var. Selahaddin-i Eyyubi'yi gençlere uzun dersler şeklinde anlatmak gerekir. Ciddi bir çalışmaya ihtiyaç var. Selahaddin-i Eyyubi geldiği zamanda ümmet bölük pürçük olmuştu. Abbasi halifesinin bir etkisi yoktu. Selahaddin-i Eyyubi elindeki mütevazı imkânlarla kazandı. Ümmete önemli bir örneklik teşkil etti. Selahaddin-i Eyyubi hayatını ele aldığında günümüzden pek te farklı olmadığını görüyoruz. Herkesin her şey bitti dediği bir zamanda kazandı. Biz de bugün ümmette hayrın olduğunu görüyoruz. Haçlılar döneminde Yahudiler Selahaddin-i Eyyubi'ye karşı haçlıları destekliyorlardı. Haçlılarla beraber Selahaddin-i Eyyubi'ye karşı komplo kuranlar kaybetti."

"Cihat olmadan Kudüs özgürleştirilemez"

Selahaddin-i Eyyubi gibi ümmete öncülük edecek bir lidere ihtiyacın olduğunu vurgulayan Zühri, "Tekrar ifade edelim bunca sıkıntılara rağmen Allah'ın izniyle ümmetin hayır içerisinde olduğunu düşünüyoruz. Ümmet hayır içerisindedir ancak ümmetin kendisine öncülük edecek bir öncüye, lidere ihtiyacı vardır. Kudüs haçlılar döneminde işgal edildi. Selahaddin-i Eyyubi Kudüs'ü özgürleştirdi. Öncesinde Ömer b. Hattab onu özgürleştirmişti. Cihat olmadan Kudüs özgürleştirilemez. Barışla, diyalogla Kudüs kurtarılamaz. Bunlar geçersiz yöntemlerdir. Kudüs diyor ki 'beni ancak kanla özgürleştirebilirsin.' Haçlılar Kudüs'ü işgal ettiler ve Kudüs'ü kanla işgal ettiler. Ancak kanla teslim alırız Kudüs'ü. Kandırmaya ihtiyaç yoktur. Bazı davalarla, kafa karıştırmalarla, Batı'dan gelme önerileri artık bırakalım." ifadelerini kullandı.

" Kudüs 70 yıldır işgal altındadır"

Kudüs'ün 70 yıldır işgal altında olduğunu aktaran Zühri, "Nureddin Zengi ve Selahaddin-i Eyyubi'nin hayatından anladığım şey; Kudüs'ü özgürleştireceklerine dair inançlarını koruyorlardı. Kudüs'ü Selahaddin-i Eyyubi özgürleştirdi. Bugün de direnişçiler Allah'ın izniyle özgürleştireceklerdir. Mescidi Aksa için yapılan minberler meşhurdular. Nureddin Zengi cihat ederdi. Halep'te bir minber inşa ediyor ve Kudüs'ün özgürleşeceğine dair inancını daima koruyor. Selahaddin-i Eyyubi'den sonra Kudüs tekrar işgal edildi. Britinyalılar Kudüs'ten çıkıp 1948'de onu Yahudilere teslim ettiler. Büyük bir komployla bunu gerçekleştirdiler. Kudüs 70 yıldır işgal altındadır. 70 yıl çok uzun bir süredir." şeklinde konuştu.

"Trump Müslümanların mukaddesatlarını pazarlığa çıkarmış"

Siyonistlerin Kudüs'ün işgalcileri olduğunu söyleyen Zühri, konuşmasına şöyle devam etti:

"Kudüs onlarca defa işgaller yaşadı. Bu işgalci devletlerin hepsi tarihimizin bir parçası oldular. Keldaniler, Yunanlılar, Romalılar, İngilizler işgalcidirler. Yahudiler de Kudüs'ün işgalcileridir. Allah'ın izniyle Yahudiler de tarihte kalacaklardır. İsraillilerin düşmanlıkları, yüzyılın anlaşması, Trump'un ortaya koyduğu proje ortada. Bu projelerle Kudüs'e karşı komplolar yapılıyor. Yüzyılın anlaşması bunun en büyük parçasıdır. Trump Müslümanların mukaddesatlarını pazarlığa çıkarmış. Bu anlattıklarımız sadece Kudüs'te yaşananların sadece bir cüz'üdür. Allah'ın izniyle biz özgürlüğün yolunda yürüyeceğiz ve özgürlüğe yakınız. Filistin'deki direniş birkaç silahlı grup değil. Gerçek bir ordudur ve her gün savaşıyor. Kendi silahını kendisi üretiyor. Direnişçiler kendi silahlarını kendileri üretiyor. Gazze şu an sadece bir şehir değil. Gazze ikiye ayrılmış. Yer altında ayrı bir Gazze inşa edilmiş. Yer altı Gazze'si ve yerüstü Gazze'si. Yeraltında yapılan bu şehirle siyonistlere direniş gösteriyorlar. Siyonistlere güçlü bir cevap veriliyor. Biz Allah'ın izniyle onun vaadini bekliyoruz. Biz Allah'ın emri gereğince silahlarımızı hazırlıyoruz. Bize uygulanan komplolar, ablukalar ve ambargolara rağmen bizler direnişe devam edip topraklarımızı özgürleştireceğiz."

"Anneler çocuklarını İslami direnişe vakfediyor"

Siyonistlerin çok ciddi olarak acziyete düştüklerini ifade eden Zühri, "Defalarca seçime gidiyorlar ve boşa gidiyor. Çökmüş bir hükümetten niye korkalım. Direnişçiler olarak onlardan korkacak bir durum yok. Direnişçi gençlerden bir tanesi bir tankı ele geçiriyor ve israilde bir yeri bombalıyor. Bunu bir gencimiz yapıyor. Neden korkalım ki? Oğlunun şehit olmasına sevinçle karşılayan bir anne var. Başka bir oğlunu da İslami direnişe vakfediyor. Kimi annenin 10 evladından iki tanesini şehit vermiş. Diğerlerini de veririm diyor. Biz neden korkalım ki? Bu annelere sahibiz niye korkalım? İsraili dünya güçleri gözlerinde çok büyütüyorlar. Gazze gençleri o büyütülen israili samimiyetleriyle küçük duruma düşürdüler. Direnişin amacı sadece Gazze'yi korumak değildir, Filistin'in tamamen özgürleştirmektir. Bu sözlerim size farklı gelebilir. Basında Trump'un tehditlerini görüyoruz. Kudüs'teki iradenin, imanî gücü öğrenirsek israilin basın kaynaklarında gördüğümüz gücünün olmadığını, zayıf olduğunu göreceğiz." dedi.

"Kudüs'ü özgür görene kadar çalışacağız"

Konuşmasının sonunda Zühri, şunları söyledi: "Gazze isterse dünyanın en büyük zengin şehri olabilir. HAMAS 2005 yılında seçimlere girdiğinde bazı şartlar öne sürdü. Siyonistler HAMAS seçime girince 3 şart istiyor. Direnişi bırakın, israili tanıyın ve Gazze'yi israile teslim edin. Gazze halkı ve HAMAS bu teklifi kabul etmiyor ve güçlü şekilde bunu reddediyor. Filistin davası yeme içme para meselesi değildir. Mukaddesatlar meselesidir. Allah'ın izniyle Kudüs'ü özgür görene kadar çalışacağız." (Mehmet Fatih Akgül, Ramazan Casuk-İLKHA)