Efganî, kişiliği ve fikirleri ile büyük yankı uyandırmış bir şahsiyettir. Ölümünün üzerinden geçen bir asırdan fazla süre, onun şahsiyetinin tam anlaşılmasına yetmediği gibi onunla ilgili tartışmaların da bitmesine yetmemiştir.

Efganî, Müslümanların bir ihya/tecdid hareketine ihtiyaç duydukları bir süreçte kayda alınmaması mümkün olmayan fikirlerle öne çıkmış; siyasi şahsiyeti, birikimi ve ikna kabiliyeti ile bu fikirleri İslam âleminin âlim ve aydınları gibi idarecilerine de ulaştırma imkânına sahip olmuştur.

Efganî, bu anlatım karşısında keskin taraftarlar bulma, yanlış anlama, duyarsızlık, cezalandırma, taraftar görünüp bilerek saptırma gibi farklı tepkilerle karşılaşmıştır.

Efganî'nin taraftarları, onu İslam dünyasının büyük bir uyanışçısı olarak görmüşken, karşıtları şahsiyeti etrafındaki belirsizlikten de yararlanarak onu İslam dünyasını saptırmak üzere yola çıkarılan biri olarak kayda geçmişlerdir. Bununla beraber, Efganî'nin fikirlerini milliyetçi sekülerizme yorumlayacak kadar ona taraf görünürken ondan uzaklaşanlar da bulunmuştur. Bu durum bir karmaşıklık oluşturmuş görünürken, Efganî'nin fikirlerinin Müslümanlar için önemi ve Efganî karşıtlarının onun dile getirdiği fikirlere alternatif fikirleri derli toplu ifade edememeleri, Efganî'yi güçlü kılmıştır.

Efganî, İslam âleminin bir bunalım ve geçiş evresinin şahsiyetlerinden biridir. Bu tür evrelerin şahsiyetleri, geçiş süreçleri kadar birer sentez karmaşası içinde olabiliyorlar. Efganî'nin fikirlerinde, Batıcılık-İslam sentezi zayıf olsa da Müslümanların farklı fikirlerini buluşturma gibi bir endişesi görünmektedir. Bu endişe, Efganî'nin netliğini engellerken aynı zamanda farklı kesimlerin de ondan istifade etmesinin yolunu açmıştır.

Efganî'den en çok istifade edenler, onun keskin taraftarlarından öte, onun şahsiyeti etrafındaki kuşkuları göz ardı ederek fikirlerinin mahiyetine bakanlar ve ona taraftar olmadan fikirlerini önemseyenler olmuştur.

İslam âleminin bilinen ana akımının tutumunu yansıtan bu yaklaşım, Efganî'ye geniş bir saha açtığı gibi, gerek bu tutuma karşı olanların gerek taraf görünürken keskin muhalefette bulunanların ona karşı oluşturduğu sert bir muhalif tutum da varlığını sürdürmektedir. Bu sert muhalif tutumun, daha çok “geleneksel” kurum ve konumlarını koruma endişesine düşen yapılardan gelmesi ve sistematik olmaktan öte düzensiz kuşkulara dayanması dikkat çekicidir.

Efganî'nin şahsiyeti etrafındaki kuşkular, önemli olmakla birlikte onun fikirlerinin göz ardı edilmesine yol açmamalıdır; zira İslam âleminin kendisinden sonraki hareketlerini o fikirleri göz ardı ederek değerlendirmek pek mümkün değildir. Ama Efganî'nin mutlak tecdidin başı olarak görülmesi de sorgulanmalıdır. Zira Şah Veliyullah Dehlevi ve Şeyh Halid eş-Şehrezûrî'nin sistematik ihya gayretleri ondan çok öncedir. Onların ortaya koydukları, Efganî'nin ortaya koydukları ile birlikte değerlendirildiğinde daha sağlıklı fikirlere ve daha buluşturucu bir zemine ulaşmak mümkündür. Böyle bir yaklaşım, ümmetin maslahatına olduğu gibi Efganî'nin İttihad-ı İslam fikriyatına da daha uygundur.

ANALİZİN TAMAMINA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ