Dış Haberler Servisi

Filistin'de 2006'da yapılan ve Hamas'ın kazandığı seçimlerin ardından işgal rejimi israil, Gazze Şeridi'ne kara, deniz ve havadan abluka uygulamaya başlamıştı. Uluslararası tepkilere rağmen Gazze'ye yönelik abluka aralıksız devam ediyor. Siyonistler, bölgeye ilaç ve gıda dahil hiçbir şeyin girmesine izin vermiyor.

"GAZZE'YE GENİŞ ÇAPLI ASKERİ OPERASYONA HAZIRLANIYORUZ"

İşgal ordusunun Gazze’ye yönelik saldırıları ise devam ediyor.

Gazze Şeridi; 2008, 2012 ve 2014 yıllarında, işgal ordusunun üç ayrı geniş çaplı saldırılarına hedef olmuş, bu saldırılarda çoğunluğunu sivillerin oluşturduğu 3 bin 700'den fazla kişi şehit olmuştu.

İşgal rejimi, 13 yıllık ablukaya rağmen diz çökmeyen Gazze’ye yönelik bir saldırıya daha hazırlanıyor. İşgal rejimi enerji bakanı Yuval Steinitz, geçtiğimiz günlerde, abluka altındaki Gazze’de "geniş çaplı" askeri saldırıya hazırlandıklarını söylemişti.

Steinitz, işgal radyosuna yaptığı açıklamada, Suriye'deki İran hedeflerine yönelik çok sayıda saldırı düzenlediklerini iddia etmiş, "Gazze'ye geniş çaplı bir operasyon hazırlığındayız fakat bir başka cephemiz var o da İran'ın Suriye'ye yerleşmesini önlemek." ifadelerini kullanmıştı.

GAZZE'YE HAVA SALDIRISI

Siyonistler, son olarak önceki gece Gazze’de Hamas’a ait bazı askeri noktalara hava saldırısı düzenledi.

İşgal ordusu sözcüsü Avichay Adraee, yaptığı yazılı açıklamada, işgalcilere ait savaş uçaklarının, Gazze'nin kuzeyinde Hamas'a ait birçok askeri noktayı hedef aldığını duyurdu.

Açıklamada, saldırının, Gazze'den işgal topraklarına atılan rokete karşılık gerçekleştirildiği kaydedildi.

GAZZE'DE İLAÇ KRİZİ

İşgal rejiminin, askeri operasyonlar dışında Gazze halkına yönelik kısıtlamaları da devam ediyor.

İşgal rejimi ablukası altındaki Gazze Şeridi'nde ilaç ve tıbbi teçhizat açısından daha önce görülmemiş boyutta kriz yaşandığı biliniyor.

Gazze'deki Sağlık Bakanlığından geçen hafta yapılan yazılı açıklamada, "Gazze'deki hastaneler ve sağlık merkezlerinde yaşanan ilaç krizi, İsrail'in bölgeye uyguladığı ablukadan bu yana maruz kalınanların en ağırı." ifadesi kullanılmıştı.

Bölgede senelik 40 milyon dolarlık ilaç ve tıbbi teçhizat ihtiyacı olduğuna işaret edilen açıklamada, "2019'un ilk yarısında ilaç ve tıbbi teçhizat için farklı kesimlerden yaklaşık 10 milyon dolarlık bir bütçe tedarik edildi. Ancak bu rakam, ihtiyaçların karşılanması için 6 ayda gerekli olan bütçenin yarısına tekabül ediyor" denilmişti.

Bakanlık, hastaların ihtiyaçlarına karşılık verilmesinde yaşanan bu gerileme nedeniyle Gazzeli hastaların yüzde 50'sinin tedaviden mahrum kaldığını aktarmıştı.

13 YILDA ONLARCA SALDIRI

Abluka devam ederken İsrail tarafı roket saldırılarını bahane ederek küçük ve büyük ölçekli çok sayıda saldırı gerçekleştirdi. Özellikle 2008’deki saldırı geride bıraktığı yıkım ve tahribattan dolayı hafızalarda iz bıraktı.

27 Aralık günü saat 11.30'da işgal çetesinin Hava Kuvvetleri'ne bağlı F-16'lar  ve Apache helikopterleri ile saldırılar başladı. İlk saldırıdan 30 dakika sonra 60 jet uçağı Gazze’de belirlenen 60 hedefi daha vurdular. Saldırılar sırasında 140 Hamas üyesi şehid oldu. Saldırının ilk gününde çoğu kadın ve çocuk 230 sivil Filistin vatandaşı da katledildi.

Hava saldırısını denizden saldırılar ve karadan işgal harekatı izledi. Topçu atışları, tanklar ve kara unsurlarının tamamının Gazze'ye yönelik harekatı sırasında işgal çetesinin Hava Kuvvetleri de şehre yönelik saldırılarına devam ettiler.

Tüm çabalarına rağmen direnişi kıramadılar ve ilerleme kaydedemediler.

Savaş sırasında İnsan Hakları Örgütleri 1400'den fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Filistin İnsan Hakları Derneği'ne göre ölenlerin 926'sı silahsız sivil vatandaşlarken, bunların önemli bir kısmı kadın ve çocuktu.

BM Misyonuna göre "İsrail saldırısı tüm Gazze nüfusunu hedef alarak cezalandırma" amacını taşıyorken, "orantısız ve aşırı" bir kuvvet uygulandı.

29 Mart 2009 tarihli ABD merkezli "İnsan Hakları İzleme Örgütü"nün 71 sayfalık raporuna göre saldırılar sırasında hukuka aykırı olarak beyaz fosfor bombaları kullanıldı. Uluslararası Mülteci Hakları Örgütü'nün İsrail ve Filistin sorumlusu Donatella Rovera "bu bombaların sivillere etkisi bilinmesine rağmen tekrar tekrar kullanılması bir savaş suçudur" tespitinde bulunacaktı.

AMBARGOYU DELME ÇABALARI

Gazze'ye Özgürlük Hareketi, ambargoyu dünyaya duyurmak ve deniz ablukasını kırmak amacıyla Gazze’ye sefer düzenledi. Bu sefer bir filo ile yola çıkacaktı. Filoda İsveç, İrlanda, Yunanistan'dan grupları taşıyan beş gemi vardı. Filoya Türkiye'den katılan İHH İnsani Yardım Vakfı, 27 Mayıs 2010 gecesi Antalya limanından üç büyük gemi ile yola çıktı. Filoda aralarında Almanya, İsveç, İsrail, Kuveyt'ten milletvekilleri, akademisyen ve yazarların olduğu 32 farklı ülkeden 700'e yakın yolcu bulunuyordu. Ayrıca uluslararası birçok basın kuruluşu da yolculuğu dünyaya aktarmak üzere filoya katılmıştı. Gemiler abluka altındaki Gazze'ye gıda, yiyecek, giyim, tıbbi ve inşaat malzemeleri taşıyordu.

6 gemiden oluşan filo yola çıktı.

30 Mayıs gecesi saat 22.00'de gemiler uluslararası sularda 73 mil açıkta seyrederken işgal çetesinin donanmasına ait gemilerin saldırısına uğradı. Hedefte özellikle Mavi Marmara gemisi vardı.

Dünyanın gözü önünde yapılan korsanlığın sonucunda 10 kişi şehid oldu çok sayıda kişi de yaralandı.