Hem Türkiye hem de Suriye’deki çocukları çatışmalarda sıklıkla kullandığı bağımsız uluslararası gözlem kuruluşlarınca rapor edilen PKK, bu eylemlerini uzun yıllardır sürdürüyor. Yaklaşık 40 yıldır Kürdlere çatışma, kan ve gözyaşından başka bir şey getirmeyen örgüt, halkın çocuklarını ailelerinden koparmaya ve istismar etmeye devam ediyor.

İlk silahlı eylemini 1984 yılında Siirt’in Eruh ilçesinde yapan örgüt, bu tarihten itibaren gerçekleştirdiği saldırılarla binlerce masum insanın hayatını kaybetmesine neden oldu.

2005 yılından itibaren PKK ve onun uzantısı olan yapılar, KCK (Kürdistan Topluluklar Birliği) adı altında birleştirildi. KCK; Türkiye’de PKK, Suriye’de PYD (Demokratik Birlik Partisi) ve onun silahlı kanadı YPG (Halk Savunma Birlikleri), Irak’ta PÇDK (Kürdistan Demokratik Çözüm Partisi) ve İran’da PJAK (Kürdistan Özgür Yaşam Partisi) adı altında faaliyetlerini yürütmeye devam etti.

PKK silahlı çatışmalarda çocukları kullandı

PKK, Marksist-Leninist bir ideolojik temelde doğdu. Zamanla kendi dışındaki bütün grupları düşman ilan eden sorunlu bir mantığa dönüştü. Bu dayatmacı karakter paralelinde PKK, örgüt içi infazlara sık sık başvurdu ve kendisine rakip olan gruplara baskı uygulamaya devam etti. Baskıcı ve dayatmacı karakterinin yanı sıra sivilleri katletti, etnik kıyım ve zorunlu göç ettirme gibi eylemlere başvurdu, silahlı çatışmalarda çocukları kullandı.

PKK'nin silahlı çatışmalarda çocukları kullandığı, ilk olarak 2010 yılında uluslararası toplumun gündemine girdi. Danimarka’da yayın yapan Berlingske Tidende adlı bir gazetede yayımlanan rapor bunda etkili oldu. Rapor, PKK’nin eğitim kamplarında 3 bin civarında çocuğun bulunduğunu ve 8-9 yaşlarındaki çocukların dahi silah kullanma ve patlayıcı madde eğitimi aldıklarını gösterdi.

Silahlı çatışmalarda çocukları kullanan PKK’nin bu eylemleri, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu'nun (UNICEF) da gündemine geldi. UNICEF, 1 Haziran 2010 tarihinde yayınladığı bültende, PKK’nin çocukları zorla silahlandırmasından derin kaygı duyduğunu açıkladı.

PKK, 1994’ten itibaren sistematik olarak çocukları kullanıyor

1994’ten itibaren sistematik olarak çocuk eleman kullandığı ifade edilen PKK'nin, Türkiye'de binlerce çocuğu saflarına kattığı düşünülüyor. 15-18 yaş arası çocukların zaten PKK kadrolarının büyük bir kısmını teşkil ettiği, dolayısıyla bu sayının ağırlıklı olarak 15 yaşından küçüklerden olduğu biliniyor. 2012’de yapılan bir çalışma, 2001 - 2011 arasında öldürülen bin 362 örgüt üyesinin yüzde 33,41’inin 16-18 yaş arası, yüzde 9,25’inin ise 15 yaş altında olduklarını ortaya koydu. Rapora göre, örgüte en küçük katılım yaşı 9 olurken 2012’ye ait verilerde çocukların örgüte katılım oranının yüzde 36 olduğu ifade edildi. Çocukları çeşitli amaçlarla ve bu durumu gizleme ihtiyacı duymaksızın kullanan PKK’nin, çocuklardan oluşan silahlı bir grup kurduğu da biliniyor.

Anneler uzun süren oturma eylemi yaptı

Bu konuda yükselen tepkilere rağmen PKK, çocukları ailelerinden kopararak ve zorla silahlandırarak çatışmalarda kullanmaya devam ediyor. Buna dönük tepkilerden biri, Mayıs 2014’te Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden gelen annelerin Diyarbakır’da yaptığı oturma eylemi oldu. PKK’ye tepkilerini dile getiren anneler, örgüt tarafından kaçırılarak silahlandırılan, her biri 14-15 yaşlarındaki çocuklarının serbest bırakılarak özgürlüklerine kavuşmalarını istedi.

Aynı tarihlerde basına yansıyan bir başka haber Diyarbakır’da endüstri meslek lisesi öğrencisi 15 yaşındaki iki öğrencinin PKK tarafından dağa kaçırılması oldu. Çocukların aileleri olaydan sonra HDP il binasına akın etti. Daha sonra Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin önündeki yolu kapatan aileler adına konuşan bir temsilci, Türkiye’nin çeşitli kentlerindeki 76 ailenin eylem için Diyarbakır’da olduğunu söyledi. Ailelerin eylemleri, zaman zaman HDP yönetimindeki Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından dağıtılmaya çalışıldı. Ancak PKK ve HDP’nin baskılarına rağmen aileler eylemlerini sürdürdü ve bazı ailelerin çocukları örgüt tarafından geri gönderildi. Buna rağmen PKK’nin çocuk kaçırma eylemleri devam etti. Kaçırılan çocukların önemli oranda kızlardan oluşması dikkat çekti. 10 Haziran 2015’te Şanlıurfa Valisi İzzettin Küçük "Son 6 ayda bölgede 3 bin çocuğun kaçırıldığını, sadece Suruç ilçesinde 400 çocuğun kayıp olduğunu" açıkladı.

Cebir ve hile ile elde edilen rıza geçerli değildir

PKK’nin çocuk kaçırmaya devam ettiği süreçte örgüt savunucularının, çocukların örgüte katılma yönünde iradelerinin bulunduğunu söyledikleri, dönemin HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın "çocukların kendi istek ve kararlarıyla dağa çıktıklarını" ifade ettiği görüldü. Hâlbuki örgüte katılmak için kaçırılan çocuk; baskı altında hareket ettiği, iğfal ve duyguları istismar edildiği için iradesi bulunmuyordu. PKK/PYD/YPG'nin herhangi bir sebeple örgüte katılmayı talep eden çocuğu kabul etmeleri bile, yaptıklarının savaş suçu olma niteliğini değiştirmiyor. Rıza-i ehliyet, kişinin bir karar verdiği sırada yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ya da zayıflığı, sarhoşluk gibi özelliklerden herhangi birini taşımıyor olmasını ifade ediyor. Uluslararası toplum, cebir ve hile ile elde edilen rızayı geçerli görmüyor. Örgütten ayrılma yolunun açık olmaması ve kaçmaya çalışan kişilerin genellikle işkenceye tabi tutulmaları ya da öldürülmeleri karşısında da çocuğun bu yöndeki rızasının geçerli olmadığını ortaya koyuyor.

PKK, Suriye’deki silahlı çatışmalarda da çocukları kullanıyor

PKK günümüzde bilhassa Suriye’deki silahlı çatışmalarda çocukları yaygın olarak kullanıyor. Nitekim bu durum, "Human Rights Watch" (İnsan Hakları İzleme Örgütü) raporlarına da yansıdı. Buna göre, PKK/PYD/YPG 18 yaşın altındaki çocukları keşif faaliyetlerinde, nöbetçi olarak ve silahlı çatışmalarda aktif olarak kullanıyor. PKK/PYD/YPG saflarında çatışmaya zorlanan bu çocuklar arasında, 15 yaşın altında olanlara sıklıkla rastlanıyor. Suriye’deki Kürd nüfusun yoğun şekilde yaşadığı bölgelerde insan hakları ihlallerini izleyen bir başka bağımsız inisiyatif olan "Kurd Watch" da PKK/ PYD/YPG’nin Kürd çocuklarını kaçırarak ailelerinin rızası olmaksızın silahlandırdığını rapor ediyor.

Zorla silahlı eğitim verme faaliyetleri, bilhassa PKK’nin Suriye’deki kolu PYD/YPG tarafından, kontrol ettikleri alanlarda sistematik bir biçimde uygulanıyor. PKK/YPG hâkimiyeti altındaki bölgelerde yaşayan her aileden bir ferdi silahlı örgüt elemanı yapmak üzere zorla alıyor. Çocuk ve gençler, çatışmalarda kullanılmak üzere 6 ay süreyle zorla silahlandırılıyor. Bu faaliyet çoğunlukla, kurulan yol kesme noktalarında gerçekleştirilen rastgele kaçırma, alıkoyma ve evlere yapılan baskınlarla gerçekleştiriliyor.

PKK/PYD, emperyal güçler tarafından destekleniyor

ABD ve Avrupalı emperyal güçler tarafından askeri ve lojistik olarak desteklenen PKK'nin bölgede zorla silahlı kamplara götürdüğü çocuk sayısı artıyor. Müslüman Kürd halkının çocukları bir taraftan Marksist-Leninist bir ideoloji uğruna savaştırılırken öte taraftan küresel emperyal güçlerin bölgedeki karasal gücü olarak kullandırılıyor.

PKK, ahlaki ve kültürel erozyona neden oldu

PKK'nin neden olduğu bir diğer toplumsal hasar ise Kürd kızlarını dağa çıkarması ile yaşandı. Kürtlerin namus anlayışına da darbe vuran PKK, inancı ve kültürel değerleri yok etmek için büyük çaba gösterdi. PKK, Cumhuriyetin ilk dönemlerinde yapılamayan, kurucu rejimin eksik bıraktığı Müslüman Kürd halkının ifsadı işini üstlenmiş ve doğrudan kadının iffetini hedef almıştı.

Kızlı-erkekli dağ yaşamı ile vurduğu ilk darbenin ardından, belediye imkânlarıyla açtığı merkezler ve yaptığı etkinliklerle de Müslüman Kürd evladının öz benliğini dinamitledi. PKK'nin yoğun ifsadı neticesinde "Biz kimsenin namusu değiliz, namusumuz özgürlüğümüzdür." demeye başlayan kadın grupları ortaya çıktı. Bir anlamda kültür emperyalizminin unsuru gibi hareket eden PKK, Kürdistan'daki faaliyetleri ile bir halkın ahlaki ve kültürel erozyon yaşamasına da neden oldu. (İLKHA)