Saylan`ın ölüm döşeğinde başlayan cilalama çalışması; izlenmediği için yayından kaldırılan ‘Türkan` dizisiyle tutmayınca, şimdi de aynı isimli sinema filmiyle sürdürülüyor.

Medya uzunca bir süredir, hayatı boyunca mütedeyyin insanlara ve başörtülü öğrencilere karşı takındığı düşmanca tavırla dikkat çeken Türkan Saylan`ın yıldızını cilalıyor... Saylan`ın ölüm döşeğinde başlayan cilalama çalışması; izlenmediği için yayından kaldırılan ‘Türkan` dizisiyle tutmayınca, şimdi de aynı isimli sinema filmiyle sürdürülüyor.

Tek bir kalemden yürütülen ‘yıldız cilalama` işlemi o derece başarısız ki, kültür-sanatın bir çok alanı ve bir çok mecrasının bu maksatla seferber edilmesine rağmen halen bir sonuç alınabilmiş, halen müteveffa Saylan halka sevdirilebilmiş değil... Çalışmayı yürütenler de bunun farkında olacaklar ki, ‘yıldız cilalama` işlemini önce okura karşı yaptılar, sonra tiyatro izleyicisine karşı. Ardından gizliden gizliye Aydın Doğan`ı sponsor kıldılar kendilerine ve bir televizyon dizisiyle yaptılar bu işi. Anlaşılan hiç birinden istedikleri sonucu alamamış olacaklar ki, şimdi de beyazperdeye taşıdılar meramlarını... Yani parlamayan yıldızı cilalayarak halkı aldatma-kandırma işlemini!

BAŞARISIZ YAPIMLARIN SON HALKASI
“Tek bir kalemden yürütülen” dedik, zira bütün yapımlar Ayşe Kulin`in kitabından uyarlanıyor. Saylan`ın çağdaş kadınlarından biri olarak tanıdığımız Kulin`in, Saylan`ın ölümünün hemen ardından kaleme aldığı ‘Türkan, Tek ve Tek Başına` adlı kitaptan uyarlanan yapımların hiçbiri ciddi bir sonuç vermedi. ‘Türkan`, Kulin`in diğer kitaplarının satış rakamlarına yaklaşamazken, tiyatro oyunu da belli bir kesimin ötesine ulaşamadı. Televizyona uyarlanan dizi, kanalı çokça zarara uğratırken, 26 bölümden sonra yayından kaldırıldı. Tek kalemden yürütülen harekatın son meyvesi ise geçtiğimiz Cuma günü vizyona giren ‘Türkan` filmi oldu. Filmin yapımcıları, Saylan`ın dindarlara yönelik hakaretlerinin tepki çekeceğinden korkmuş olmalılar ki, Saylan`ın hayatının yalnızca son günlerine yer vermişler. Şunu da belirtmek gerekiyor ki, film büyük bir dava aşkıyla çekilmiş: Filmin oyuncularının oyunculukları karşılığında tek bir kuruş almamaları bir tarafa, filmin bütün geliri, verdiği bursla kendi çizgisine çekemediği başörtülü kızların bursunu kesen Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği`ne aktarılacakmış.

TÜRKAN`A MİSİLLEME!
‘Türkan`ın gişedeki müstakbel başarısızlığını konuşmaya gerek yok. “Başörtülü öğrenciye burs yok” sözünün muhatabı olan üniversiteli başörtülü kızlar gitmeyecek herhalde o filme! Öyle zannediyorum ki “Gençlik Orkestrası`nı kuran ve yöneten arkadaşımızın ismi Muhammed. Düşünebiliyor musunuz buradaki ironiyi?” sözünün muhatabı olan Muhammed-Mustafa-Ahmet-Mahmut isimliler ve dahi bu isimlere hürmet besleyenler de gitmeyecektir o filme! Hemen şunu da ekleyelim ki, ‘şeriat`ın Allah`ın (cc) bütün kuralları olduğunu bilen ve Saylan`ın ‘Şeriata ve dinciliğe karşıyız` şeklindeki sözlerinden haberdar olanlar da o filmi oynatan sinema salonunun yanından geçmezler. Peki kim mi gider bu filme? -Kimse kızmasın, darılmasın- Adı çağdaş olanların bir kısmı ile belki Saylan`ın adından esinlenerek ismi Türkan konulmuş kızlarımızın bir kısmı!

Herşey bir yana, Türkan`ın başarısızlığından ziyade yönetmen Hüdaverdi Yavuz`un önümüzdeki yıl gösterime girmesi planlanan ve ikna odalarını anlatan filmini konuşmalıyız şimdi. Hüdaverdi Yavuz, Türkiye tarihinin en karanlık dönemlerinden birini, 28 Şubat`ı ve bu dönemin -Türkan Saylan`ın da içinde bulunduğu- üniversitelere yansımasını anlatacak. Sanatsal açıdan değerlendirirsek, filmin Türkan`a bir misilleme taşıyacağını söylemek şimdiden mümkün!

FAHREDDİN DEDE / YENİ AKİT