DOĞRUHABER / HABER-YORUM

DSP Gaziantep Belediye Başkanı adayı Celal Doğan seçim yarışını değerlendirmiş. HDP'de siyaset yapmasının kullanılacağını ancak bunun kendisini 'ırgalamayacağını' söyleyen Doğan, "DSP'nin Gaziantep'te parti binası yok, tabelası yok ama o temiz mazisi var, bir de kuşu. Ben adres olarak DSP'nin kuşunu aldım. O nedenle proje lafını kabul etmiyorum" demiş.

Biz en çok “temiz mazisi var” sözüne takıldık.

Doğrusu bu “temiz mazi” meselesini, HDP’nin yönetim kademesi ve tabanının nasıl karşılayacağını merak ediyorum.

Evet, ortada Öcalan’ı getiren bir DSP hükümeti var bir de cezaevlerindeki sol eylemleri kan ve şiddetle bastıran bir DSP hükümeti…

Hadi Öcalan meselesini ulusalcı Kemalistlere yükleyelim; ama “Hayata dönüş” operasyonlarını ne yapacağız?

Aralık 2000 tarihindeki kanlı cezaevi baskınlarından söz ediyorum.

Baskın esnasında 32 kişin öldüğü yüzlerce kişinin yaralandığı ve maktül yakınlarıyla alay edercesine adına “HAYATA DÖNÜŞ” denilen baskınlar…

Sadece bir örnek üzerinden bile meseleyi anlayabiliriz aslında.

Solcu mahkumlardan B. Kars anlattı:

"Bomba atmak için deldikleri koğuş tavanından demir kafes içerisinde bir cisim indirdiler. Kara bir duman çıkaran bu farklı nesne nedeniyle plastik gibi eridiğimi hissediyordum. Kimyasal gazla yakılıyorduk. Üstüm başım sapasağlamdı ancak derim adeta sıvılaşmıştı. Çevremden saç ve deri yanığı kokusu geliyordu. Sonra önümde saçlar uçuşmaya başladı. Uzandım, benim saçlarımdı. Önce gaz odalarından geçirildik, sonra fırınlarda yakıldık."

Baskınlar bittiğinde dönemin Adalet Bakanı Hükmet Sami Türk, onca ölü ve ağır yaralıya karşılık “Devletin şefkat elinin cezaevlerine değdiğini” söylemişti.

Bu olaylardan 2 ay kadar sonra dönemin cumhurbaşkanı Sezer, dönemin başbakanı Ecevit’e “Anayasa kitapçığı” fırlatmış ve bu hareket ülkede cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizini tetiklemişti.

Sonrasında Atatürkçülük maskesiyle yapılan büyük soygunlar, içi boşaltılan bankalar, iflas edenler, büyük çaplı işten çıkarmalar gündeme gelmişti.

Sadece bu örnekler bile “temiz mazi” meselesini anlatmaya yeter sanırım.

Yetmezse 28 Şubat faşist kararlarını uygulamada nasıl istekli olunduğunu, Merve Kavakçı olayını, kamusal alan putçuluğunu da anlatabiliriz.

Yani DSP’nin gerçekten de mazisi çok temiz.

Eşeledikçe korkunç kokularla karşı karşıya kalınıyor.

Ama sanırım Celal Doğan da onu her şeye rağmen tolere edenler de rahatsız edici kokular karşısında bağışıklık kazanmış durumdalar.