Mücahid Temel / Haber Analiz

Suriye olaylarının başladığı andan itibaren, Esed rejiminin düşmesi israil’e karşı direniş eksenini nasıl etkiler? Sorusu Müslümanların zihnini meşgul etmeye başlamıştır. Esed’in Lübnan Hizbullah’ına verdiği destek bu soruya haklı bir yön kazandırmaktadır. Ancak Esed rejiminin yıkılması durumunda israil’e karşı direniş ekseninin büyük zarar göreceği konusu doğru değildir. Belki direniş konseptinde bazı değişiklikler olabilir. Ancak Esed rejiminin yıkılmasıyla birlikte direnişin tamamen biteceği düşüncesi çok iddialı ve göreceli bir düşüncedir.

İSRAİL’E KARŞI DİRENİŞ HALK DİNAMİZMİNE SAHİPTİR
Esed’in yıkılması durumunda direniş ekseninin nasıl bir şekil alacağı konusunda şimdiden net bir şey söylemek mümkün değildir. Ancak direnişin asla bitmeyeceği söylenebilir. Çünkü Ortadoğu’da israil’e karşı direnişin halk nezdinde tartışmasız bir meşruiyeti vardır.

Kurulduğu tarihten beri siyonist rejime karşı yapılan devlet düzeyindeki bütün savaşlar kaybedilmiştir. Bundan hareketle israil’e karşı doğrudan devletlerin değil de direniş örgütlerinin desteklenerek mücadele konseptinin benimsenmesi mantıksız değildir. Nitekim bu yolla, Hizbullah ve HAMAS hareketleri ile önemli kazanımlar elde edilmiştir. Ancak örgütlerin araç olarak kullanıldığı mücadele stratejisinin nihai sonuç alması zordur. Bu nedenle devlet gücünün doğrudan müdahil olacağı bir mücadele merhalesine geçmek icap eder. Dikkat edilirse Esed yönetiminde halkıyla ve devletiyle Suriye, bu mücadelenin doğrudan tarafı olmamış, destek konumunda olmuştur.

DİRENİŞTE ŞAHISLARIN ZAAFI, MECLİSLERİN GÜCÜ…
Esed rejiminin düşmesi durumunda, direniş ekseniyle alakalı ortaya çıkabilecek sonuçlar şu şekilde sıralanabilir.
- Eğer Suriye’de serbest, özgür ve şeffaf serbest seçimler sonucunda bir yönetim tesis edilirse israil ilk defa gerçek manada meclisi olan, düşman bir ülkeyle karşı karşıya kalacaktır. Yetkileri ve gücü tam olan bir meclis, israil’in başına büyük dertler açabilir. Çünkü meclise dayalı yönetimlerin temsil ve meşruiyet yönü çok güçlüdür. Dikkat edilirse Mısır’da Cumhurbaşkanın İhvan’dan olmasına tahammül edilmiş, ama serbest seçimlerle teşekkül eden bir meclise tahammül edilmemiştir.

- Tek bir kişinin merkezde olduğu yönetimlerde devlet çok zayıftır. Çünkü devletin başındaki şahsı şantajla, tehditle veya başka bir yolla etki altında bırakmak şer güçler için kolay bir iştir. Ortadoğu’nun uzun süre diktatörlerle yönetilmesinin sebebi budur. Çünkü yönetimin başındaki kişinin en ufak bir tehdit ve şantaj karşısında taviz vermesi kaçınılmazdır. Nitekim emperyalistler bir asra yakındır Ortadoğu’yu bu yolla kontrol edebilmiştir.

-Ortadoğu’daki dönüşüm eğer kişi yönetimi yerine güçlü meclislerin olduğu yönetim sistemini getirirse bu bile bir başına büyük bir kazanımıdır. Çünkü serbest ve şeffaf seçimler sonucunda oluşan meclislere sahip bir ülkeye dışardan bir şey kabul ettirmek zordur. Türkiye Millet Meclisinin ret ettiği 1mart 2003 tezkeresini buna örnek gösterebiliriz. Amerikan askerlerinin Türkiye’ye yerleştirmesi için yapılan baskılara hükümet boyun eğmiş ve tezkereyi meclise sunmuştur. Ancak meclis bu tezkereyi ret etmiştir. Bu da meclise dayalı bir yönetimin dışardan kolay kolay yönlendirilemeyeceğinin örneği olarak kabul edilmektedir.

- Esed rejiminden sonra Suriye’de oluşacak bu vasıflara sahip bir meclisin israil’e ve batıya karşı direnişe destek vermeyeceğini düşünmek saflıktır. Suriye’deki bütün Müslüman halkların temsil edileceği bir meclis hiç kuşkusuz direnişe şu anki Esed rejiminden daha büyük bir destek verecektir. Çünkü bu meclisin tümden halka ihanet etmesi düşünülemez.
-Esed rejimi halkı baskı altında tuttuğu için halkın dış sorunlarla ilgilenme fırsatı olmamıştır. Bilinçaltında da olsa şuurlu bir Suriyeli için rejimi devirmek örneğin Golan tepelerini kurtarmaktan daha önemli bir durum arz etmiştir. Yani Esed rejimi, Suriye halkının içe kapanmasına kendi derdine düşmesine ve öz güveni yitirmesine sebep olmuştur. Bu nedenle Esed rejiminin devrilmesinden sonra halkın direnişle Filistin’le daha çok ilgileneceğini beklemek gerekir.


KORKU DUVARINI AŞAN HALK, NEDEN İSRAİL’DEN KORSUN?

- Esed rejimini devirmek için Suriye halkı korku duvarını aşmıştır. Bu korkusuzluğunun ve fedakârlık ruhunun ilerde israil’e karşı yönelmesi için hiçbir engel yoktur. Suriye halkı, Esed rejimini devirmek için gösterdiği büyük cesaretin ve ödediği büyük bedelin aynısını pekâlâ israil’e karşı gösterebilir.


- Baskıcı Esed rejimi, Suriye halkının gerçek dinamizminin ve kabiliyetinin ortaya çıkmasını engellemiştir. Oysa Suriye halkı son derece cesur ve savaşçı bir halktır. Tarihte bunun çok açık örnekleri vardır. Ama Suriye’de halk devletle barışık olmadığı için bu yönünü ortaya koymamıştır. Devletle barışık Suriye halkı ümmet adına büyük bir güç, israil içinse büyük bir tehdittir. Yani şuana kadar direniş örgütlerin tehdidiyle karşı karşıya olan İsrail, halkıyla barışık devlet tehditliyle karşı karsıya kalabilir.