Emrah Tel / İstanbul

Toplumlarda farklı alanları temsil eden Sivil Toplum Kuruluşları (STK), insanların tek başlarına yapamadıklarını aynı düşünceye sahip insanların topluca yapmalarını amaçlar.  Birliktelik, gönüllülük ve dayanışmayı esas alan STK’lar, 21.yüzyılda önemli kavramlar arasında yerini aldı. Devlet-toplum-birey ilişkilerinin düzenlenmesinde önemli bir rol oynayan STK’lar, bu ilişkileri, kişi hak ve özgürlükleri, temel hak ve özgürlükler, kamu özgürlükleri şeklinde ifade eder. Bu STK’lar bazen gelirden veya sosyal güvenceden yoksun kişilerin gıda, sağlık, eğitim gibi ihtiyaçlarını gidermede, bazen bireyler arsındaki sorunların çözümünde, bazen aynı fikri taşıyan insanların düşüncelerini ifade etmede bazen de devletin bireyler ve kurumlar üzerinde aldığı kararları yönlendirmede etkili olmaktalar. Aynı amaca hizmet eden veya ortak bir görüşte bir araya gelen sivil toplum kuruluşları seslerini daha iyi duyurmak veya talep ettikleri konunun daha çok dikkate alınması amacıyla platformlar oluştururlar. Bu platformlar basın açıklaması, miting, konferans gibi etkinliklerle amaçlarını deklare ederek taleplerini sunarlar.

KUDÜS ELBET ÖZGÜR OLACAKTIR

Türkiye’de son yıllarda farklı STK’ların bir araya gelerek oluşturdukları platformlar çok konuşuldu. Biz de bundan sonraki sayılarımızda, yaptıkları etkinliklerle yüzbinleri bir araya getiren platformları ve amaçlarını tanımaya çalışacağız. Yaklaşan Kudüs Günü dolayısıyla ilk platform tanıtımımıza Özgür Kudüs Platformu ile başladık. Özgür Kudüs Platformu’nun çalışma ve hedeflerini konuştuğumuz Özgür Kudüs Platformu Başkanı Gazeteci Yazar Mehmet Eşin, Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler ile ilgili de önemli açıklamalarda bulundu.

Öncelikle böyle bir platformu kurmaya ne zaman ve neden karar verdiniz?

Kudüs, Allah tarafından etrafı bereketlendirilen, birçok peygamberin doğum yeri ya da ziyaret ettikleri ve en son Peygamberimiz Hz Muhammed’in Miraca yükseldiği ve Müslümanların ilk kıblesi olan mübarek bir beldedir. 60 yıldır siyonistlerin işgalinde ve çeşitli entrikalarla günbegün yıkılmaya doğru gidiyor. Bu, tüm Müslümanların kabul edemeyeceği bir durumdur. Bu işgale karşı dünyanın her tarafında olduğu gibi coğrafyamızda da buna yönelik protestolar, basın açıklamaları yapılmaktadır. Fakat bizler bunu yeterli bulmadık ve bu işgal ve zulme karşı mücadelenin daha aktif olması, Kudüs davasının sadece belirli gün veya zamanlarla sınırlı olmaması gerektiğine kanaat ettik.  Değişik vesilelerle bir araya geldiğimiz İslami Sivil Toplum Kuruluşlarıyla yaptığımız görüşme ve istişareler sonucunda böyle bir platformun kurulmasına karar verdik. Üç yıl önce yanı 2010 Ramazan ayında Özgür Kudüs Platformu’nu kurduk. Kuruluş aşamasında Amerika’da gerçekleşen Kur’an-ı Kerim sayfalarının yakılması olayını lanetlemek için İstanbul ABD konsolosluğu önünde protesto ve kitlesel basın açıklamasıyla faaliyetlerimizi başlatmış olduk.

Peki, neden Özgür Kudüs ismini tercih ettiniz?

Platformun kuruluş amacı Kudüs davasını insanlara ve özelde Müslümanlara anlatmaktı. İşgal ve boyunduruğun zıt anlamı da ‘özgür’ kelimesidir. Kudüs’ün özgürlüğüne kavuşacağını bir hayal ve ütopya olarak değil, bir gerçek ve hakikat olarak görmekteyiz. Dolayısıyla Kudüs’ün özgür olması gerektiği inancı, ‘Özgür Kudüs Platformu’ ismini ortaya çıkarmış oldu.

Platformunuz bünyesinde bulunan diğer kurum ve kuruluşlar hangileridir ve sizi bu kurumlarla bir araya getiren ortak payda nedir?

Platformumuzun bünyesinde hâlihazırda Marmara bölgesinde faaliyet yürüten 13 STK, (İstanbul Umut-Der,  Furkan-Der, İlim-Der, Marmara-Der, Hayır Eli-Der, Zeytinburnu-Der, İzmit Umut-Der, Semere-Der, Mustazaflar Cemiyeti İstanbul Şubesi, Mustazaflar Cemiyeti Bursa Şubesi, Erdem-Der, İlke-Der, Dost-Der) Doğruhaber Gazetesi, Özlem Ajans, İnzar Dergisi, Nisanur Dergisi, Dua Yayıncılık ve Kürtçe yayın yapan Kelhaamed Dergisi yer almaktadır. Platformumuz, Kudüs için endişe duyan, Kudüs’ün özgürlüğe kavuşması için bir şeyler yapmak isteyen tüm şahıs, dernek ve kuruluşlara açıktır. Bizleri bir araya getiren ortak payda; Kudüs davasıdır. Platformumuzu kurmadan önce de bu dernek ve kuruluşlar, Kudüs davasına duyarlı, Kudüs için bir şeyler yapmaya çalışan, Kudüs ile ilgili program ve etkinliklere katılan kurumlardı. Bu platform çatısı altında bir araya gelerek daha etkin bir duruma gelmiş olduk.

KUDÜS’Ü DERT EDİNEN HERKESE GİTTİK

Bugüne kadar yaptığınız çalışmalar ile ilgili bilgi verebilir misiniz?

Kurulduğumuz ilk günlerde Kur’an-ı Kerim sayfalarının Amerika’da yakılması olayını protesto amacıyla İstanbul’daki Amerikan Konsolosluğu önündeki geniş katılımlı bir basın açıklaması ile tepkimizi dile getirdik. Ardından Dünya Kudüs Günü’nde Fatih Renk Düğün Salonunda program düzenleyerek Fatih Saraçhane Parkı’nda kuruluşumuzu bir basın açıklamasıyla kamuoyuna deklare ettik. Kudüs ve Kudüs davasıyla direk veya dolaylı ilgili olan STK’lar ve şahsiyetleri ziyaret ettik. Tanışma ve karşılıklı neler yapılabileceğiyle ilgili müzakereler yaptık. Kudüs davasının anlatılması için ‘Dünden Bugüne Filistin’ adı altında İstanbul Anadolu ve Avrupa yakasında, Gebze’de, İzmit’te, Bursa’da, geniş katılımlı paneller düzenledik. Üye derneklerimizde Kudüs’ün tarihi, önemi ve günümüzde karşı karşıya olduğu tehlikeleri anlatan seminerler düzenledik. Mavi Marmara Gemisinin uğurlanmasında, şehitlerin ve geminin karşılanmasında tüm üyelerimizle aktif olarak yer aldık. Mavi Marmara ve Şehitlerinin görüntüleri eşliğinde ilahi ve marşların söylendiği bir CD çalışmasını Özlem Ajansla birlikte çıkardık. Ki bu CD çalışması için çok olumlu tepkiler aldık.  Zeytinburnu Kültür Merkezi, Başakşehir Çınar Kongre Merkezi’nde Kudüs ile dayanışma geceleri düzenledik. Dünya Kudüs Günü’nde yapılan basın açıklamaları ve etkinliklere Platform ismi belirtilerek, yerine göre isim belirtilmediği halde Platform ve üyelerimizle katıldık.

Çalışmalarınız sadece Kudüs üzerine mi yoğunlaşıyor?

İslam coğrafyasının ve Müslümanların tüm sorunları bizim sorunumuzdur. İşgal altında olan Afganistan, Çeçenistan, Keşmir, Arakan ve diğer işgal altındaki tüm İslam toprakları bizim topraklarımızdır ve bizi ilgilendiriyor. Özgür Kudüs Platformu’nun ilk eylemi, Amerika’da Kur’an sayfalarının yakılmasını tel’in etmek için Amerika’nın İstanbul konsolosluğu önündeki protesto eylemi olmuştur. Fakat önceliğimiz ve yoğunlaştığımız yer Kudüs’tür. Şuna inanıyoruz ki Kudüs özgür oldu mu ümmet özgürdür. Kudüs, Müslümanların vahdetinin ve özgürlüğünün anahtarıdır. Kudüs’ün özgür olduğu dönemlerde ümmetin zillet dolu günleri sona ermiş, aziz olduğu günler başlamıştır. Kudüs bir semboldür, küfür ile imanın savaştığı ve ümmetin gücünü test eden bir mihenk taşıdır. Tarihte böyle olmuştur ve günümüzde de böyle olacaktır. Birçok İslam beldesi işgal altında olduğu halde Selahaddin’i Eyyubi, Kudüs’ün özgürlüğünü birinci sıraya yerleştirmiştir ve Kudüs üzerinden ümmetin vahdetini ve Haçlılara karşı direniş ruhunu aşılamıştır.  Günümüzde dünya küfrü ve emperyalizmi tarafından desteklenen siyonistlerin işgali altında olan Kudüs’ün özgürlüğüne kavuşması demek küfrün, siyonizmin İslam beldesinden kaçması ve dünya istikbarının belinin kırılması demektir.

Kudüs Müslümanlar için neden bu kadar önemlidir?

Kudüs, Allahu Teâlâ’nın etrafını bereketli kıldığı, birçok Peygamberin doğduğu ve uğrak yeri olduğu, Peygamberimiz aleyhisselatu vesselamın Miraca çıktığı ve Müslümanların ilk kıblesi olan üç haremden biridir. Hz Ömer döneminde İslam topraklarına katılarak İslam’ın merkezi ve sembollerinden biri olmuştur. Arap, Kürt, Türk, Fars; Sünni ve Şii’siyle tüm Müslümanların ortak paydasıdır. Dolayısıyla bu bölge, her ne pahasına olursa olsun Müslümanların elinde olmalıdır.

MÜSLÜMAN BİRLİĞİ GELİŞTİKÇE ÖZGÜRLÜK BİR ADIM YAKLAŞACAK

siyonist israil rejiminin Filistin’deki katliamlarına her gün bir yenisi ekleniyor. Bu katliamlara sadece sivil toplum tepki gösteriyor. Dünya kamuoyu yaşanan vahşete sessiz kalıyor. Sizce bu ne anlama geliyor?

siyonistleri Müslümanların başına bela eden, bir hançer misali ümmetin bağrına saplayan, zulmü yapması için her türlü askeri, ekonomik, siyasi destek veren Amerika’dır, Avrupa’dır, Batı dünyasıdır, Rusya’dır. Yerine göre Konya semalarında siyonist pilotları eğiten Türkiye gibi devletlerdir, Müslümanların başına musallat edilmiş Hüsnü Mübarek gibi zalim diktatörlerdir. Dolayısıyla bunlardan zulüm ve işgale tepki beklemek saflık olur.

Müslümanlar arasında vahdet ve yeterli şuurun olmaması nedeniyle gereken tepki gösterilemiyor. Var olanlar da cılız kalıyor, yeterli etkiyi göstermiyor. Örneğin Mısır halkı, tamamıyla Filistin halkının yanında ve Gazze’ye uygulanan ambargoya karşı olmasına rağmen maalesef Gazze ambargosunda Siyonistler kadar hatta ondan daha fazla Müslümanları yaralayan, Mübarek’in başında olduğu Mısır devletinin tutumuydu. Ama Elhamdülillah yaptıkları yanına kar kalmadı. Dolayısıyla Müslümanlara arasında şuurlanma, birlik ve beraberlik, zulme ve işgale karşı direniş ruhu geliştikçe buna paralel olarak Kudüs’teki işgal ve zulme karşı tepki de artacaktır.

Gündemde Suriye meselesi var. Malumunuzdur ki Suriye sorunu tüm Ortadoğu’yu özellikle Filistin ve Kudüs’ü de yakından ilgilendiriyor. Suriye olaylarının Kudüs’e etkisinden söz edebilir misiniz?

Resulullah aleyhisselatu vesselam,  Müslümanları bir vücudun azalarına benzetmiştir. Vücudun herhangi bir azası rahatsız olursa, diğer azaları da bu yüzden ateşlenir ve uykusuz kalır. Her olay ve gelişme; kendisinden öncekilerin sonucu ve kendisinden sonra olacak gelişmelerin nedeni durumundadır. Dolayısıyla Filistin’deki gelişmelerin Mısır’ı, Suriye’yi; Mısır ve Suriye’deki gelişmelerin de Filistin’i ve diğer İslam beldelerini etkilememesi mümkün değildir. Adına Arap Baharı mı dersiniz, halkların zalim diktatörlere karşı isyanı mı dersiniz, ne derseniz deyin;  Kudüs ve Filistin’deki direniş tüm İslam coğrafyasını etkiledi, ayaklanmaları tetikledi, katalizör görevi gördü. Mübarek’in Filistin ve Kudüs davasına karşı olan olumsuz tavrı insanların Tahrir Meydanına akın etmesinin nedenlerinden biri oldu. Bunun yansıması olarak İhvan seçimleri kazandı, Muhammed Mursi Mısır’ın yeni cumhurbaşkanı oldu. Muhammed Mursi’nin atacağı her adım Kudüs, Filistin ve İslam coğrafyasını direk etkileyecektir. Beşar Esad ve babası, Kudüs ve Filistinlilerin karakaş gözüne hayran olduğu için veya İslami endişelerinden değil, çıkarları için Israil’e karşı savaşan HAMAS’ı destekledi. Bu desteğin kesilmesi ve HAMAS’ın Suriye dışına çıkmasıyla Kudüs ve Filistin davası hiçbir şey kaybetmeyecektir.  Emperyalistlerin gözünde Suriye, Suriyelilere bırakılmayacak kadar önemlidir. Bugün Suriye’de akan kan maalesef Müslümanların kanıdır, bu kan üzerinden Israil, Amerika, Rusya ve diğer emperyalist güçler kendi hesaplarını yürürlüğü koyma telaşındalar.  İslam coğrafyası emperyalistlerin kozlarını paylaştığı arena durumuna gelmiş durumda. Temenni ve umudumuz; Baas rejimi ve Esad’ın tez elden giderek yerine İslami yönetimin gelmesidir. Ki bu da Israil ve Amerika’nın korkulu rüyasıdır. O zaman Filistin ve Kudüs hak ettiği desteği alacaktır. 

ETKİNLİKLERİMİZ DEVAM EDECEK

Bundan sonraki projelerinizden söz edebilir misiniz?

Şu anda Kudüs ve Mescid-i Aksa konulu bir şiir yarışması düzenlemiş bulunmaktayız. Şiirler gelmeye devam ediyor. Son katılım tarihi 5 Ağustos’tur. Sonuçları ve dereceye girenleri Dünya Kudüs Günü’nde inşaallah açıklayacağız. Önümüzde Dünya Kudüs Günü var. 17 Ağustos’ta Fatih Camii’nde kılınacak Cuma namazı sonrası Saraçhane Parkı’na yürüyeceğiz ve burada kitlesel bir basın açıklaması yapacağız inşaallah. İstanbul’daki ulaşım şartları ve hemen ardından Pazar gününün bayram olması hasebiyle Filistin ve Kudüs konulu programımızı bayramdan sonraya bıraktık. İnşaallah bayramdan sonraki günlerde Filistinli konuşmacıların ve ilahi gruplarının yer alacağı bir program gerçekleştireceğiz. Bundan sonraki süreçte basın ve medyayı daha çok kullanacağız. Çağrı TV’de değişik konuşmacı ve misafirlerin yer alacağı Kudüs ve daha farklı gelişmelerin yer alacağı programlar düzenleyeceğiz. Bunun yanında panel ve seminerlerimize devam edeceğiz inşaallah.