Şükrü Gündüz / Doğruhaber

Son dönemlerde gıda sektöründen yansıyan bazı haberler insanın midesini bulandıracak cinsten. Millete kedi, köpek etinden tutun domuz etine kadar haram olan şeyleri gıda ürünlerinin içine katıp satanlar var. Gıdadaki bu tehlike sadece sağlık açısından değil, gelecek nesiller açısından da çok büyük tehlikeler arz ediyor. Dinimizin haram kıldığı şeyleri yiyerek büyüyen çocukların haramlara daha rahat bir şekilde meyletme tehlikesi ortaya çıkıyor. Gıdadaki bu tehlikelere ve sahtekârlıklara karşı uyaran âlimler ve uzmanlar, bütün Müslümanların bu konuda çok hassas olup dikkatli davranması gerektiğine dikkat çekiyor.

HELAL RIZIK HAYSİYET   VE ŞEREFİN NİŞANESİDİR

Helal rızkın aynı zamanda insanın haysiyet ve şerefinin bir nişanı olduğuna dikkat çeken Marmara İnsani Hak ve Özgürlükler Platformu Başkanı Cemal Çınar Hoca, “Müslümanlar namaz ve ibadetlerine, itikatlarına ne kadar dikkat ediyorlarsa bu titizlikle kendilerini ve ailelerini helal olmayan yani haram olan şeylerden de korumaları gerekir. Müslümanların hileli ve haram gıda sattıkları ortaya çıkan firmaların mallarına karşı dikkatli olması gerekir. Kendi aralarında güncel meselelerle ilgili konuşurken bunu dile getirerek birbirlerine hatırlatmalarında fayda var” dedi.

İSLAMİ MEDYA VE STK’LARA ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞÜYOR

Helal kavramının Müslümanlar tarafından daha iyi anlaşılması için İslami medya ve STK’lara önemli görevler düştüğünü ifade eden Çınar Hoca, “İslami medyanın da bu konuda ciddi bir sorumluluğu var. Sivil toplum kuruluşlarına da bazı görevler düşüyor. Müslüman âlimler de bir araya gelip bu tür yerlerden alış-veriş yapmanın haram olduğuna dair bir fetva yayınlayabilirler. Helal kavramını iyi anlayabilmek için İslami açıdan ve Kur’an’da ‘helal’ neye denilir, ‘haram’ neye denilir gibi konuların iyi öğrenilmesi lazım. Helal, Allah’ın yapılmasında sakınca görmediği şeylerdir. Bu yiyecek, giyecek ve bir söz de olabilir. Allah’ın yasakladığı hiçbir şey helal olmaz. Haram kelimesi de Arapça bir kelimedir yasak anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

BİLMEMENİN DE VEBALİ VAR

Bazı insanların “Ben bilmiyorum, bu benim için haram değil” diyerek yanlışa düştüğünü ifade eden Çınar Hoca, “Bu doğru bir davranış değil. Bilmek mecburiyetindesin. İslam dininde bir ibadeti öğrenme ve bilme farzı var, bir de o ibadeti yerine getirme farzı var. Bir Müslüman bir ibadetin nasıl yerine getirildiğini biliyorsa ama içeriğine vakıf değilse bir farzı yerine getirmiş olur. Bilme imkanı olduğu halde bir insan ‘ben bilmiyorum o zaman bu benim için helaldir’ derse bu çok büyük bir vebaldir” dedi.

BU HARAMIN ÖNÜNE GEÇMEK LAZIM

“Müslümanlar tükettikleri gıdanın helalini üretebilecek üretim yerlerini de oluşturması lazım. Sadece protesto edip ben bunu almıyorum demek de yeterli değil” diyen Çınar Hoca, “Helal gıdayı üretecek üretim yerlerinin olması lazım. Ulemanın bir araya gelip şu malzeme, şu şekilde satılırsa alıcısı da satıcısı da günaha girer. Bu haramın önüne geçmemiz lazım diyerek bir bildirge yayınlamaları lazım. Allah, helal lokmayı alabilmeyi ve helal lokmayla hayatımızı sürdürmeyi bize nasip etsin” diye konuştu.

HARAM, RUHU TAHRİP EDER

Helal lokmanın bütün Müslümanlar için önemli bir mesele olduğunu ifade eden Araştırmacı Yazar Mehmet Şenlik Hoca, “Çocukların yediği haram lokmadan kendileri değil onlara yedirenler sorumludurlar. Bir çocuğun anne-baba üzerindeki haklarından birisi de onun helal rızık ile beslenmesidir. Çünkü haram lokma insanın ruhuna ve maneviyatına zarar verir. Haram lokma yiyerek büyüyen çocuk, harama karşı bir yabancılık çekmez ve onunla karşılaşınca daha kolay meyleder. Haram lokma çocuğun hem ahlakı üzerinde hem ruhu üzerinde büyük bir tahribat yaratır. Onun için anne-babaların bu konuda ciddi sorumlulukları var. Helal ve haram sadece yeme içme gibi konularla sınırlı değildir. Bütün davranışlarımız ya helaldir, ya haramdır, ya mubahtır ya da mekruhtur” diye konuştu.

LAİK DEVLETİN  ‘HELAL’ MEVZUATI YOK

Son haftalarda ortaya çıkan gıda ürünlerinde yapılan hilelerle ilgili “Haram olan gıda maddelerini Müslümanlara yediriyorlar” diyen GİMDES (Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hüseyin Kâmi Büyüközer, “Para kazanmak için bunu bilinçli olarak yapanlar olduğu gibi bir de Müslümanların maneviyatını zaafa uğratmak için bilerek bunu yapanlar var. Helal-haram konusunda devletin bir mevzuatı yok. Devlet laik bir devlettir. Onun için bu işin sorumluluğu Müslümanlara düşüyor.  Haram lokma insanların dini ve manevi hayatını etkilediği gibi nesilleri de etkiliyor. Müslümanlar bu tehlikenin farkında olmalı” diye konuştu.

HELAL KAVRAMI DEJENERE EDİLİYOR

İnsanların kafasındaki helal kavramını karıştırmak için gazetelerde ve televizyonlarda haberler yapıldığını ifade eden Büyüközer, “Sapla samanı birbirine karıştıranlar var. Falan şey de helalmiş, falan şey de helalmiş… diye haberler yaparak insanların kafasındaki helal kavramını karmaşa haline getiriyorlar. Ama maalesef ya reklam uğruna yahut da Müslümanın kafasındaki helal kavramını dejenere etmek için bu haberler bilinçli olarak yapılıyor. Bu konunun yanlışlığını ortaya koymamız lazım. Müslümanın kafasındaki helal kavramının temiz bir şekilde korunması lazım. Kirli bir ortamdayız. Bu kirlenmiş ortamda Müslümanın kafasındaki helal kavramının kirlenmesine izin vermemeliyiz. Kirlilik oluşturmak için haber yapan medya kuruluşlarına karşı dikkatli davranılması gerekiyor” şeklinde konuştu.

MUVAHHİD BİR NESİL İÇİN HELAL LOKMA ŞARTTIR

İslam’ın helal ve haram hudutlarını muhafaza hususunda mü`minlere önemli mesuliyetler yüklendiğini belirten HEDEM  (Helal Gıda Denetim ve Sertifikalandırma Merkezi) Yönetim Kurulu Başkanı Selahaddin Alıç, “Günde beş vakit namaz kılan mü`minler aynı hassasiyeti yiyip içtiklerinde de göstermek zorundadırlar. Hz. Ebubekir’in ‘Haram ile beslenen vücuda ancak cehennem ateşi yaraşır’ sözünü iyi düşünmemiz lazım. Muvahhid bir neslin maddi ve manevi hayatını koruyabilmesi için Allah (c.c.)’ın çizdiği helal ve haram çizgisine çok dikkat etmek mecburiyetinde olduğu aşikârdır” dedi.

TATLI UYKUNUZA DEVAM MI EDECEKSİNİZ?

“Gıda sanayisi de maalesef diğer sanayi kollarında olduğu gibi Batı’nın kontrolü ve hâkimiyeti altındadır. Fabrika kuruluşundan imalat teknolojisine ve hammaddelerine varıncaya kadar her şey üzerinde bu kontrol geçerli olmaktadır” diyen Alıç, “Boğazından geçecek lokmanın emniyetinden sorumlu olan Müslüman bu durumda ne yapmalıdır? “Gözün görmediğine gönül katlanır” deyip önüne ne gelirse yutmaya devam mı etmeli, yoksa her konuda olduğu gibi silkinip hiç olmaz ise ne yediğini araştırıp kontrol mü etmeli? Daha da önemlisi dizginleri ve ipleri batıl düzenlerin elinde olan bir mekanizmadan kendisini ve sorumlu olduğu aile efradını kurtarmak için bir şeyler mi yapmalı? Yoksa tatlı uykusuna devam mı etmeli?  Maalesef günümüzde insanlar inançları gereği gıdalarla ilgili araştırmalar yapmak yerine aldığı ürünün üzerindeki açıklamaları dahi okumaktan aciz kalmaktadırlar. Aldıkları ürünün cezbedici ambalajına ve fiyatına gösterdikleri ilgi ve alakayı, sağlıklı, güvenli, helal sertifikalı ürünleri aramaya göstermekten çekinmektedirler.   İncelemeden aldığı eti, peyniri, sucuğu, salamı, sosisi, içerisinde az da olsa alkol bulunan kola ve içeceği alan, evine gaflet içerisinde götüren kişi, aslında yaratanının emrine değil kendi nefsine uyduğunu acaba hiç mi düşünmez?” diye sorarak Müslüman insanın boğazından geçen her lokmaya dikkat etmesi gerektiğine dikkat çekti.

DEVAMLI ‘HELAL’ ARAYIŞI İÇİNDE OLUN

Her Müslüman kadın ve erkeğin helal olanı aramak konusunda azimli ve gayretli olmak mecburiyetinde olduğunu hatırlatan Alıç, “Aksi halde inancının gereğini yerine getirmemiş ve inancına değer vermemiş olacaktır.  Bu nedenle bütün Müslümanları helal gıda bulma gayretinde ve arayışında olmaya davet ediyorum” dedi.

İNSAN BOZULURSA HER ŞEY BOZULUR

Bozulan her şeyin temelinde insan olduğuna dikkat çeken Çınar Hoca, “İnsanı yoktan var eden Allah’tır. İnsanın nelerle bozulup nelerle bozulmayacağını tabi olarak en iyi bilen yine O’dur. Bir insan bozulduktan sonra üreteceği gıda da helal olmaktan çıkar, kılık kıyafeti de helal olmaktan çıkar. Helal gıdanın temelinde insan var. Allah, insana neyi uygun görmüşse insan onu yaşayınca onunla değer kazanıyor. Yasakladığını da yaparsa değerini kaybettiriyor.   Bozulan her şeyin temelinde insan var. İnsanın bozulmasının temelinde Allah’ın emir ve yasaklarından uzaklaşması var.  Bir İslam ülkesinde dana eti yerine domuz eti rahat bir şekilde satılıyorsa bunun için ciddi tedbirlerin alınması gerekir” diye konuştu.