Bu günlerde birçok Müslüman’ın zihninde “ Mustazaf-Der Partileşecek mi?” sorusu gezinip duruyor. Aslında bir bakıma sorunun zihinlerde yer edinmesinde haklılık payı var. Söz konusu soru, Avukat Hüseyin Yılmaz’ın Haber Türk’teki konuşmasıydı. Henüz net karara bağlanmayan bir durumun söylenmesi bu soruları akıllara getirmeye başladı.

Elbette ki bu sorunun cevabını bana vermek düşmez. Bu haddime değildir. Ancak bu tür düşüncede olan kardeşlerimle birkaç iktibası paylaşmak istiyorum.

Özellikle batı taraflarında yaşayan kardeşlerim, bazı Müslüman grupların, dernek ve dernek çalışmalarına nasıl baktığını iyi bilirler. Şuan için aynı şeyleri söylemek belki abes kaçar ama hatırlarsanız, derneğin ilk kurulduğu zamanlarda uç noktada uçan, uçtukları yeri görmeyen bazı kardeşler dernek çalışmasını, Peygamber (s.a.v) döneminde olmadığını, küfür sisteminde legal çalışmanın caiz olmadığını ve daha birçok madde ile eleştiriyorlardı. Ama aradan geçen kısa bir zaman diliminden sonra, özellikle “ Mescit çalışması” yapan kardeşlerin bir anda her tarafta dernek açtıklarına şahit olduk. Peygamber döneminde böyle bir şeyin olmadığını söyleyenler, her yerde kendi derneklerinin reklamlarını yapmaya başladılar. Hatta işi tekfir noktasına götürenler, kendi derneklerinde üst düzey yetkilere sahip oldular. Buna bizzat şahitlik ettim ve edenler de elbette olmuşlardır. Amma velâkin, kimse zamanında eleştirdiği noktaya kendilerinin geldiğini kendisine sormadı, sorgulamadı.

Biraz zaman sonra, Mustazaf-Der’in “ Kutlu Doğum etkinliği” düzenlemesine de aynı yaklaşımla yaklaşanlar oldu. Bidat diyenler olmakla beraber işi tekfir noktasına kadar getirenler oldu. Bu konu hâlâ gündemde yerini koruyor, bazı kardeşlerin tavırları değişmedi, ancak eminim ki, ellerinde Diyarbakır mitingindeki gibi, ya da Batman veyahut Kazlı çeşme’deki gibi bir sayı olsaydı, onlarda bunu yapacaklardı. Açık olmak gerekirse, “ Kedi yetişemediği ciğere mundar dermiş.” Ama ben bunun yerine, değerli bir şahsiyetin bir sözünü kullanıp, bu kardeşlere nasihat babında bir deyim olmasını istiyorum. “ Bu dava için hizmeti olmayanın eleştiri hakkı da yoktur.”

Dava İslam davasıdır, eğer eleştirilecek bir şeyler varsa o da kişinin kendi nefsidir. Eğer nefsinde problem görmeyen birileri varsa ki, nefsi tamamen mutmain olmuş insanların köstek olduğu görülmemiştir, varsayalım ki vardır, onlar eleştirsinler. Ama gerisi ancak boş torba doldurmasınlar, çünkü boş torbaları lafla doldurmak ancak küfrün işine yarar.

Gelelim “Mustazaf-Der partileşecek mi?” sorusuna.

Üstad Bediüzzaman der ki; “ Güzel bakan güzel görür, güzel gören hayatından lezzet alır.”

Neden Hüseyin Yılmaz’ın sözleri, Mustazaf-Der partileşecek şeklinde yorumlandı? Bu ülkede kimse büyük sendikalar görmedi mi? Mesela Memur-Sen gibi sendikalar, memurlara ” işsizlik eylemi yapacaksınız” dediğinde bütün memurlar eylem pozisyonuna geçerler. Ya da bunun gibi başka sendikalar. Yahut daha ileriye gidilecek olsa, Lübnan Hizbullah ele alınabilir. Mecliste çok fazla yeri olmasa da Lübnan hükümetini elinde tutuyor. Mustazaf-Der’in kurucularının kimler olduğunu, nerelerden geldiğini ve ne bedeller ödenerek oraya gelindiğini bilmeyen yoktur herhalde. Peki, bilenlere soralım o zaman “ Mustazaf-Der bütün İslami camiaların sesi olup, bütün İslami camialarla zaman zaman karar alıp, söz sahipliği yapacak seviyede değil midir?” yani daha da açık olacak olursam, İslami dernek ve camiaların sözcüsü olma kapasitesine sahip değil mi? Bence bu görevi hakkıyla ve layığıyla yerine getirebilir. Peki, böyle bir sistem gerçekleşirse, sayısı yüzleri geçmeyen meclisten daha tesirli bir hal almaz mı? İstediği an istediği meseleyi gündem konusu yapamaz mı?
Yine kendi görüşümdür ki çalışmalar bu yönde olacak ki zaten benim “Hareket” ten anladığım da budur. İllaki bir parti kurulup, meclise gidilir diye bir kaide yoktur. Ha! Bu tür polemikler ve tartışmalar da Müslümanların lehine değil aleyhine olur. Zamanının gelmesini beklemek en güzelidir. Eğer derneğimize güvenimiz var ise, o zaman net bir açıklama gelinceye kadar, güzel adımların atılması yönünde dua etmek, oturup tartışmaktan iyidir.

Rabbimiz ayaklarımızı İslam dininde sabit kıl. Bizlere hakkı hak, batılı batıl olarak görebilmeyi nasip et.

Davamızın sonu Allah’a hamd etmektir.

Vesselam

Muhammed Yusuf Şehitoğlu