DOĞRUHABER / RABİA KÜLTER

İnsanoğlu hayatında her şeye bir anlam yüklemeye başlar. Kendisine ait dünyasında bin bir türlü hayaller ve umutlar biriktirmeye çalışır. Günlerce yapacağı bir program için hazırlıklar yapar ve uzun emeller biriktirir dört günlük dünyasında.

Hep var olacakmış gibi hayatını dizayn etmeye çalışır. Fakat ne acıdır ki âdemoğlu bu dünyanın ahiretin tarlasını olduğunu unutur ve bihaber yaşamını devam ettirmeye çalışır. Günümüz dünyasında sahip olunan mal, mülk, makam ve çocuk bile artık insanları tatmin etmemeye başlamıştır. Çünkü yaratılış gayesinden uzak bir şekilde hayatlarını devam ettirmeye çalışmaktadırlar.

Özellikle genç kuşağın bunalımlar yaşaması, ellerinde olan imkânlara rağmen tatmin olmamaları, hayata karşı anlamsız ve gayesiz yaşamaları maalesef onları tehlikeli bir uçurumun kenarına getirmiş bulunmaktadır. 

Öncelikle tevhid kaidesini tam anlamıyla akıllarına, kalplerine ve ruhlarına sindirememiş olmanın verdiği ıstırabı yaşamaktadırlar. Şurası bir gerçektir ki kendisini bir kan pıhtısından yaratan Rabbini hakkıyla tanıyamayan, tevhid mücadelesinin ne kadar önemli olduğunu kavrayamayan, bu dava uğrunda verilen mücadelenin ne kadar mühim olduğunu idrak edemeyen bir gençlik muhakkak gayesiz ve içi boş olan hayatlarından tam anlamıyla lezzet alamayacaklardır.

Tevhid uğrunda Bilali Habeşi`nin verdiği muazzam gayret ve çabanın, Yasir ailesinin bu uğurda gösterdiği sabrın ve tahammülün ne denli mühim olduğunu anlayamazsak işte o zaman biz Müslümanlar hayatlarımızı sadece kendi heva ve nefislerimize göre düzenlemeye çalışacağız.

Bu da ne yazık ki beraberinde birçok sorun ve problemi getirecektir. İlk başta gençlerimize bu bilincin verilmesi yani öncelikli olarak tevhidi tam anlamıyla kalplerimize koymalı; bundan sonra iman, tevhid ve mücadele ile yolumuza devam etmeli ve bu uğurda gereken çabayı sarf etmeliyiz ….