Başörtüsü… Hani şu iki metrelik bez parçası diye ağızlara sakız ettiğiniz şey. Marifeti İki metreden çok daha uzunmuş, büyükmüş değil mi? Baksanıza yıllardır uğraşmanıza rağmen ne başlardan nede gönüllerden atabildiniz başörtüsünü!

‘Başörtülülerin arkasında, rejimi yıkmak isteyen başka güçler var!’
‘Başörtülüler iradesiz kukla topluluğundan ibaret !’
‘Başlarını koca, baba baskısı yüzünden kapatıyorlar!’
‘Başörtüsünün serbest bırakılması halinde mahalle baskısı ortaya çıkacaktır!’
‘Başörtüsü tüm kötülüklerin anasıdır. Bu yüzden yasak olmalıdır!’
Endişeli modernlerin mantıksız endişeleri!

 

İçkiye getirilen yaş sınırlandırmasına inat olsun diye sokaklarda kadeh tokuşturan modernler,
Heykelin beğenilmediğini ifade etmek için kullanılan bir söze ‘baskı var’ diye tepki gösteren modernler,
Literatürümdeki geniş çaplı araştırmalara göre: ezilen(!) kesim üzerinde başka bir baskıya rastlanmadı. Buna rağmen ‘acıların çocuğu’ rolünü köpürte köpürte oynuyorlar!
Empati, anaların altıncı hissinde bir şefkatle yoğrulmayı bekler ama beyhude bekler!
En ufak bir muamelede günlerce ekranları meşgul eden endişeli modernler mi yoksa seslerini sokaklarda duyurmaya çalışan, yıllardır baskılara maruz kalan başörtülüler mi?

Başörtülülerin eğitim alma hakları yok. İlla okumak istiyorlarsa okul kapısında başka bir kimliğe bürünmek zorundalar.

Başörtüsü yasağı yüzünden okula gidemeyen, eğitim alamayan ‘örtülü kardelenler’. Kardelen projeleriyle entel alkışları toplayanlar örtülerin altındaki kardelenleri görmezden gelip haksızlıklara gözlerini yumuyorlar! Kamu kuruluşlarında görev yapma hakları yok! Türkiye’de kadınların ikinci plana itildiğini savunan entelektüel çevre; Başörtüsü yasağına verdikleri destekle de tanınıyorlar, ne entellektüellik ama!

Evet, Türkiye’de kadınlar ikinci planda. Başörtülülerin ise ne bu ülkede ne de sıralamada yerleri yok! Onların eğitim alıp alamayacaklarına başkaları karar veriyor, Merdiven altı imalathanelere mahkûm bırakılıyorlar, Örtülerini bağlama şekillerine karışılıyor, Kutsal örtüleri sakız niyetine ağızlarda çiğneniyor, Mahalle baskısına maruz kalıyorlar…

Laikliğin teminatı iki tel saç mı? Örtüyle beraber beyindeki düşünceler de mi yok oluyor?
Teorik olarak bu ülkenin vatandaşı olan başörtülüler vatandaşlık haklarını kullanmadan yoksun bırakılıyorlar. Yani biz direkt sallandıralım ne kadar türbanlı varsa, toptan kurtulmak lazım, hatta bir vaka-i türbaniye lazım bu memlekete. Kast sistemini uygulamak isteyenlere yardımcı olalım değil mi, insan yerine koymayalım ve tiksinelim ne kadar anne varsa sokakta…

Bu sorun gerçekten çözülmek isteniyorsa, gerçekten demokratik bir ülke olunmak isteniyorsa:
1-Başörtüsünün dini bir emir olduğu ve bunu inkâr etmeye kimsenin hakkı ve yetkisi olmadığı kabul edilmeli.
2-Fesat beyinlere, dinde zorlama olmadığı –zorla baş örttürmek gibi- güzel bir şekilde anlatılmalı.
3-Başörtülü bir kızı, en temel haklarından biri olan ‘eğitim görme’ hakkından mahrum etmenin rejimi korumakla bir ilgisi olmadığı görülmeli.
4-Kılık kıyafeti düzenleme işinin ‘bağımlılaşmış’ kurumların işi olmadığı anlaşılmalı, kişilerin giyim tarzlarına müdahale etmenin, kamusal haklardan mahrum bırakılmalarının hiçbir geçerli sebebi olamayacağı kabul edilmeli.
5-Kızların üzerinde başlarını örtmeleri için manevi hatta maddi baskıların olduğunu savunanlara: 18 yaşını doldurmuş insanları kapılarda başka kimliklere büründürmenin baskıları yok etmediği hatta baskıların en iğrenci olduğu anlatılmalı.
6-Baskı görmemek için baskı uygulayanların ‘doğmamış çocuğa don biçmek’ deyimine konu oldukları ve modernlik maskesi altında vesayetçi anlayışla hareket ettikleri tüm ahaliye ilan edilmeli.
7-‘Yasak kalkarsa herkes örtünmeye zorlanır’ lakırdısıyla yazı yazanların birer provakatörden başka bir şey olmadıkları, yasaklardan beslendikleri endişeli kesime anlatılmalı.
8- ‘Kimsenin inancı ülke kanunlarının üzerinde değildir’ anlayışına karşı ‘kimsenin insani hakları inancı gereği elinden alınamaz’ anlayışı benimsetilmeli.
9- Kafanın dışıyla değil içiyle ilgilenilmesi gerektiğini anlamadıkça bu ülkenin hiçbir konuda ilerlemeyeceği görülmeli.
Saçma, hiçbir geçerli sebebi olmayan bir yasağa mantıklı çözüm önerileri beklenemez elbette. Dini simgeleri düşman olarak benimsemiş bir anlayışla ‘başörtüsü sorunu’ çözülemez…
Ey başımın örtüsü;
Sana bu gezegende yer yok!

Zeynep Bozdaş / Kayseri - Yaş: 17

 

Sevgili Genç Kardeşlerimiz!
Bir ay boyunca gelen tüm yazılar içerisinde en güzel yazıyı gönderen kardeşimize bir kitap seti veya kaset vb. bir set hediye edeceğiz. Posta ile yazı gönderecek kardeşlerimiz yazılarının “Ayın Yazısı” seçilmesi durumunda, bizimle iletişime geçebilirler. Fakat özellikle dikkat etmenizi istediğimiz iki nokta var. Birincisi; gönderdiğiniz yazıların tamamen size ait olması gerektiği, yazınızda alıntı cümleler varsa bunları belirterek göndermeniz. İkincisi ise adınızı, soyadınızı, yazıyı gönderdiğiniz memleketi ve yaşınızı mutlaka belirtmeniz gerekmektedir. Bu hayırlı çalışmaya (yarışmaya) tüm genç kardeşlerimizin katkıda bulunmasını bekliyoruz.
Doğrugenç sayfasında sizden gelecek karikatür ve mini bulmacalara da yer veriyoruz. İlginizi bekliyoruz.
Yayınlanmasını istediğiniz yazılarınızı dogrugenc@dogruhaber.com.tr e-posta adresine mail olarak veya posta yolu ile gönderebilirsiniz.
Yazılarınızı eğer bilgisayarda yazıyorsanız bir sayfayı geçmesin. El yazınızla gönderecekseniz bir beyaz kâğıdı aşmasın. Gönderdiğiniz mektuplara “Doğru Genç” için diye not düşürmeyi unutmayın.