Mehmet Tahir Özsoy / DOĞRUHABER

Aylardır gündemden düşmeyen Irak Kürdistanındaki bağımsızlık referandumu, başta Türkiye olmak üzere İran ve Irak`ın tepkileri ve yer yer tehditlerine rağmen bugün gerçekleştiriliyor. Bölgedeki Müslüman ülkelerin, Müslüman Kürtlere tehditler savurduğu bir ortamda duygusal bir kırılmanın yaşanabileceği riskine dikkati çeken sosyolog ve yazarlar, duygusal bir kırılmaya neden olacak hal tavır ve sözlerden uzak durulması gerektiği konusunda uyarılarda bulundu.

SOSYOLOG YAZARLAR YORUMLADI

Referandum için kullanılan dilin, atılabilecek adımların mevcut sorunları daha da derinleştireceğini ifade eden araştırmacı yazar Vahdettin İnce, ortaya konulan tepkinin emperyalistlerin işine geldiğini belirterek bu süreçte akl-ı selimle hareket edilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Sosyolog yazar Abdülkadir Turan ise Bölgede Batılı düşünce tarzına sahip siyasetin, Müslümanları parçalayıp ayrıştırdığını belirterek, batılı siyaset tarzıyla ayrışmanın da, ağır söylemlerin de düşmanın oyununa gelmek olduğunu ifade etti; Müslümanların birbirlerinin yüzüne bakamayacak yanlışlar içerisine girmemeleri gerektiğini vurguladı. 

“BİZ DÜŞMANLAŞTIKÇA EMPERYALİSTLERİN DÜZENİ PEKİŞİYOR”

Gazetemize açıklamada bulunan Araştırmacı - yazar Vahdettin İnce, yaşanan süreçte akl-ı selimin hakim olması gerektiğini ifade etti. Müslümanlar arasındaki mevcut sorunların derinleşmesinden endişe duyduğunu ifade eden İnce, Müslümanlara dayatılan bir coğrafyada emperyalistlerin kazançlı çıktığını belirterek, “Ben şahsen hem üzgünüm, hem tedirginim. Ümmetin geleceği açısından bu kopuklukların, bu yaraların derinleşmesinden derin endişeler duyuyorum. Coğrafyayı biz hazırlamadık, bize dayatılan bir coğrafyanın içerisindeyiz. Orada attığımız her adım da bizim aleyhimizedir. Sadece Kürtlerin veya Barzani`nin attığı adımlar değil bütün adımlar. İran`ın attığı adımlar da bizim aleyhimizedir. İran`ın lehine değildir, diğerlerinin attığı adımlar da aleyhimizedir. Ne yaparsak yapalım şu emperyalistlerin bize giydirdiği bu sistem yüzünden her şey onların kâr hanesine yazılıyor. Biz birbirimize düşmanlaşıyoruz. Biz birbirimizden kopuyoruz. Onların birliği, dirliği, düzeni daha da pekişiyor.” şeklinde konuştu.

“KARDEŞLİK HUKUKUNA RİAYET EDİLMELİ”

Yaşanan süreçte akl-ı selimin hakim olması gerektiğini ifade eden İnce, “Bölge insanları şöyle düşünse derler ki; ‘tamam bize dayatılmış bir sınır var ama bizim de aklımız, mantığımız var. Biz bu sınırlar içerisinde belli bir oranda irademizi kullanıyoruz, düşmanlaşmayalım.` Cenab-ı Allah`tan böyle bir sonucu temenni ediyorum. Bir Müslüman olarak şunu diyorum; Allah`ın kulları siz kardeşsiniz! Kardeşlik hukukuna riayet edin. Ayet ve hadisler var bu konuda. Müminler kardeştir. Tamda bu zamanda bunların konuşulması lazım. Kılıçlar çekilmiş her taraf alev alev yanıyor. Biz Müslümanlar bu çekilen kılıçların içinde yer almayacağız. Bu gidiş, gidiş değildir. Sad Bin Ebi Vakkas fitne zamanında kılıcını taşa vurup kırdı. ‘Ben bu kılıcı bu saatten sonra kullanamam` demişti. Müslüman böyle olmalı. Bin, bin beşyüz sene koyun koyuna yatmışız. Omuz omuza vermişiz. Tabi ki hakim olan bu siyasetin tamamı bizim aleyhimizedir. Biz bir çözüm bulamadık, üretemedik Müslümanlar olarak. bu saatten sonra bu palyatif çözümlerle bu iş yürümez. Oturup adam akıllı başımızdaki belalara çözümler üretelim.” ifadelerini kullandı.

NEFRET TOHUMLARI EKİLMEMELİ

Araştırmacı yazar Abdülkadir Turan ise, referandum süreciyle birlikte başlayan ayrıştırıcı dile dikkati çekti. “Olaylar geçici, toplumlar bu coğrafyada kalıcıdır.” diyen Turan, “Bu olaylar yarın gelip geçtiğinde birbirimizin yüzüne bakabileceğimiz bir söylem içinde olmamız lazım. Ne Irak Kürdistanında böyle bir referandumun yapılıyor olması Türklerin, Arapların, Farsların, Kürtlere düşmanlık yapması için bir sebep olabilir. Ne de Türkiye`nin bu vakıa ile ilgili tutumu Kürtlerin Türkiye`ye, Türklere kin ve nefret duymasına sebep sayılabilir. Ne İran`ın tutumu ne Irak`ın yada başka bir Arap ülkesinin tutumu Kürtlerin, Farslara veya Araplara nefret duymasına sebep olabilir.” dedi.

“HER ŞEYE RAĞMEN KARDEŞLİĞİMİZİ KORUMALIYIZ”

Bölgede Batılı düşünce tarzına sahip siyasetin Müslümanları parçalayıp ayrıştırdığını belirten Turan, “Batılı bir düşünce tarzına sahip bir siyaset vardır bu coğrafyada. Bu Irak Kürdistanı bağlamında da böyledir. Türkiye, İran, Arap ülkelerinde de böyledir. Tümüyle batılı bir düşünce tarzıyla hareket etme söz konusu. Bir de buranın Müslüman halkları vardır. Bu batılı hareket tarzı temelde bizi parçalamaya bölmeye birbirimizden ayrıştırmaya dönüktür. Aramıza sınırlar kondu fakat gönül ve kardeşlik bağımız devam etti. Bu batılı siyaset tarzının Müslüman halkları daha fazla ayrıştırmasına müsaade etmemek gerekiyor. Böyle bir söylemden kaçınmak gerekiyor. Bu siyasetler gelip geçidir. Ama biz birbirimizin yüzüne bakacağız. Bunun için hakaretlerden, ağır söylemlerden kaçınmak lazım. Aksi halde bu coğrafyanın tümüne düşman olanların oyununa geleceğiz. Kardeşliğimizi her şeye rağmen, bu sınırlara rağmen, bu siyasete rağmen korumaya devam etmeliyiz.” şeklinde konuştu.

Irak Kürdistanından izlenimler…

Referandum nedeniyle bölgede bulunan İLKHA Genel Müdürü Mahmut İrtem gazetemizle paylaştığı izlenimlerinde Türkiye medyasında çıkan ‘halk tedirgin` gibi haberlerin doğruyu yansıtmadığını belirtirken diğer yandan da Kürdistan halkının Türkiye ve İran`ın referandum karşısındaki tavrına çok içerlediğini ifade etti.

Ahmet Kurt/ DOĞRUHABER

Referandum nedeniyle bölgede bulunan İlke Haber Ajansı (İLKHA) Genel Müdürü Mahmut İrtem izlenimlerini gazetemizle paylaştı. Türkiye medyasında çıkan ‘halk gıda stokluyor`, ‘halk tedirgin` gibi haberlerin doğruyu yansıtmadığını belirten İrtem, “Kürdistan halkı, Türkiye ve İran`ın tavrına çok içerleniyor. Halk ‘Hani kardeştik` diyor. Kürdistan halkının Müslüman ülkelerin tehditlerinden de rahatsızlık duyduğunu ifade eden İrtem, Müslüman bir halkın bağımsızlığına, Müslüman kardeşlerinin karşı çıkmalarını anlayamadığını dile getirdi. İrtem halkla yaptıkları temaslarda “Irak hükümeti bize katliam uygulamış, Enfal operasyonlarıyla halkımızı öldürmüşler. Bize kimyasal silahlarla saldırmışlar. Yıllarca bu saldırılara, katliamlara, bu zulme maruz kalmışız. Bu kadar zulümden sonra bağımsızlık isteme hakkımız yok mu? Bu bizim hakkımızdır.” görüşlerinin ön plana çıktığını ifade etti. Bunlara rağmen referandumu desteklemeyen büyük bir kesimin de var olduğunu belirten İrtem, referandum sonucunun belirsiz olduğunu da sözlerine ekledi