15 Temmuz ABD destekli darbe girişiminde Ankara'nın Kazan, daha sonra ismi "Kahramankazan" olarak değişen ilçesinde 9 kişi şehid olmuş, 92 kişi de vücutlarına aldıkları mermiler ile yaralanmıştı. Darbe girişiminin engellenmesi sırasında verilen direniş ile 'Kahraman' unvanı alan Kazan ilçesinde verilen şehitlerden biri de 6 çocuk babası Ahi köyü Muhtarı Ali Anar'dı.

Darbe gecesi Mürted (Akıncılar) 4'üncü Ana Jet Üs Komutanlığı önünde darbeci askerlerin açtığı ateş ile başından vurularak şehid olan Ali Anar'ın ailesi, o gece ve sonrasında yaşadıklarını İLKHA'ya anlattı.

Ailenin 2 çocuğundan biri olan Ali Anar'ın anne ve babası, evlat acısının çok zor olduğunu, son bir yıldır günlerinin acı ile geçtiğini belirttiler.

Baba Hüseyin Anar, darbeci askerlere idam cezası verilmesini isterken, böylesine kanlı bir darbe görmediğini ifade etti.

"Oğlum başına mermi alıyor ve enseden çıkıyor"

Oğlu Ali'nin o gece nasıl şehid edildiğini, neler yaşandığını anlatan baba Anar, sözlerine şöyle devam etti:

"Oğlum kendisi darbe girişimi haberini alınca komşularını uyarıp 'Fetullahçılar havaalanını basmış' diyerek halkı sokağa çıkarıp Kazan merkezine getiriyor. Oradan da Akıncılar Hava Üssüne gidiyorlar. Oğlum yanında torunum Hüseyin'i de götürüyor. Hava üssünde köylülerden ayrılarak 'Oğluma siz bakın, ben nizamiyeye gideyim' diyor. Oğlumun nizamiyeye gidişi oluyor, dönüşü olmuyor. Oğlum başına mermi alıyor ve enseden çıkıyor. Torunum da babasını yerde telefon ışığıyla aramaya başlıyor. O sırada o şerefsizler, Fetullahçılar, 'Yaklaşma seni de vururuz' diyerek babasına yaklaştırmıyorlar. Oğlum orada çok beklemiş, ambulansların gelmesine de izin vermemişler. Ambulans daha sonra gelince oğlumu götürüyorlar, ama çok kan kaybı yaşamış. Oğlumu Etimesgut Hastanesine kaldırıyorlar ve orada şehit oluyor. Ardından Keçiören'de bulunan Adli Tıpa götürüyorlar. Ertesi gün de ikindi vakti oğlumu defnettik."

"Hakkımızı helal etmiyoruz"

249 kişinin ölümüne, binlerce insanın yaralanmasına neden olan darbecilere idam cezası verilmesini isteyen Anar, "Biz bunlara hakkımızı helal etmiyoruz. Bunlara en ağır ceza verilecek. Ağır ceza vermeyen hâkime de hakkımızı helal etmiyoruz. Devletimiz bunlara gereken cevabı verecek. Allah bunları bir daha yaşatmasın. Bunu Müslüman Müslümana yapmaz, Ermeni Ermeni'ye yapmaz. Bunların idamını istiyoruz." dedikten sonra konuşan anne Yurdagül Anar ise oğlundan geriye 6 yetim çocuk ile bir dul eş kaldığını belirterek şunları ifade etti:

"Senesi dolmuş, ama biz bugünkü gibi acısını yaşıyoruz"

"Yavrumun bugün mevlidini okuttum. Benim yavrum misafirperverdi. Yavrumun şehadetinden sonra devlet büyükleri geldi evimize, onlara yavrumun yemeğini verdim. Allah onlardan razı olsun. Senesi dolmuş, ama biz bugünkü gibi acısını yaşıyoruz. Ben daha yavrumum geleceği umudundayım. Ben nasıl her gün 'Ali'm Ali'm' diye meliyorsam Rabbim onları da meletsin. Allah onları kahr-u perişan eylesin. Ne diyeyim, yavrusuzluk çok zor..."

"Bizi yavrumuzdan kopardılar"

Acısı hâlâ tazeliğini koruyan anne Anar, yaşadıklarını unutamadığını belirterek şu ifadelerle sözlerini noktaladı:

"Oğlumdan geriye 6 yetim kaldı, gelinimin yüzüne bakamıyorum. O kadar mutlu bir aileydik biz. Bizi yavrumuzdan kopardılar, Allah onları da yavrularından koparsın, perişan olsunlar. Ben 'Ali'm' diye meliyorsam onların anneleri de melesin. Yavrusuzluk çok zor, günlerimiz acı ile geçiyor. Yavrumun çocukları sayesinde ayakta durmak istiyorum. Yoksa eşim hasta, ben hasta, günlük hastanelerdeyiz. Rabbim kimseye evlat acısı yaşatmasın. Rabbim bizlere ecir, sabır versin." diye konuştu. (M. Hüseyin Temel, M. Fatih Akgül - İLKHA)