M. Salih Keskin/Diyarbakır
Diyarbakır kent merkezinde yapılan araştırmalarda, madde bağımlısı gençlerin yaş ortalaması 11-12’ye kadar düştüğü ortaya çıktı. Uyuşturucu tehlikesi neredeyse bölgenin tamamına yayılmış durumda… Başkanlığını AK Parti Diyarbakır İl Yönetim Kurulu üyesi Avukat Cevdet Nasıranlı`nın yaptığı ve Prof. Dr. Nilay Çabukkaya ile Doç. Dr. Mehmet Çakıcı`nın katkı sağladığı `Uyuşturucu Madde ile Mücadele Komisyonu`, 2 aylık çalışmanın ardından raporunu tamamladı.

Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, bakanlıklar ve ilgili kurumlara gönderilen raporda, gençlerin uyuşturucu kullanma nedeni olarak sadece `göç`ün gösterilmesinin yanlış olduğu belirtildi. Uyuşturucu kullanımı ve satımında birinci derecede etkili olan faktörün `yoksulluk ve terör örgütünün faaliyetleri` olduğuna dikkat çeken komisyon, Diyarbakır`ın son 20 yılda yaşadığı hızlı değişime dikkat çekti. "Belediyelerin duyarsızlığı sebebiyle Diyarbakır üzerinde yeni bir varoş kültürü oluşmuştur” denildi.

Bağlar ilçesi Kaynartepe Mahallesi, 5 Nisan Mahallesi, Muradiye Mahallesi, Seyrantepe, Dicle Mahallesi civarı, Ferit Köşk Mahallesi, Saray Kapı, Fiskaya, Hançepek ve Suriçi bölgelerde uyuşturucu madde kullanımı ve satıcılığının had safhada olduğu vurgulandı. Raporda, eğitim seviyesi düşük olan ailelerde, gençlerin başta uyuşturucu olmak üzere hırsızlık, gasp, kap-kaç, haneye tecavüz, adam yaralama gibi birçok suça eğilim gösterdikleri kaydedildi.

SON İKİ YILDA 3 BİN 153 KİŞİ HAKKINDA İŞLEM YAPILDI

Diyarbakır Narkotik Suçlar Büro Amirliğinden alınan veriler doğrultusunda, son iki yıl içerisinde Uyuşturucu Madde Ekimi ve Satışı ile ilgili toplam 594 olay gerçekleştiği ifade edilen raporda, “Bu olaylardan 3153 kişi yakalanan, firar, serbest bırakılan, tevkif edilen diye kayıtlara geçmiştir. Yine son iki yıl içerisinde 49 kg eroin, 17042 kg esrar, 1818 adet Ecstasy hap, 5.849.557 Hint keneviri kökü elle geçirildiği incelemiş olduğumuz evraklarda gözlenmektedir. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının Diyarbakır Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğünden alınan dosyalara ilişkin istatistiği bilgilere istinaden son üç yılda 342 çocuğun madde bağımlılığı nedeniyle denetimli serbestliğe tabi tutulduğu görülmektedir” denildi.

11- 12 YAŞINDAKİ ÇOCUKLAR BAĞIMLI OLMUŞ

Komisyon, yaşanan iki olayı da rapora ekledi; "İlköğretim okulunda okuyan 11 yaşındaki bir kız çocuğunun, okul önündeki uyuşturucu madde satışı yapanlardan edindiği uyuşturucuyla bağımlı hale geldiği belirlenmiştir. Zaman geçtikçe uyuşturucu maddeye ulaşamayan kız çocuğu evden kaçıp satıcılarının yoğun olarak bulunduğu Diyarbakır Surları çevresine gitmiş ve 3 gün sonra aşırı derecede uyuşturucu kullanımı sebebiyle baygın olarak bulunmuştur. Mardin kapı semtinde ise 12 yaşındaki bir kız çocuğunun madde bağımlısı olduğu, çocuklarının defalarca evden kaçması durumuyla baş edemeyen ana-babanın son çare olarak çocuğu bir odaya zincirleyerek bağladığı tespit edildi."
 

AİLELER İSLAMİ AÇIDAN BİLİNÇLENDİRİLMELİ

Diyarbakır İlmi, Eğitim, Araştırma ve Yardımlaşma Derneği (İlim Der) Başkanı Fırat Taşçıgil, Platform olarak yaptıkları çalışmalar uyuşturucu bağımlılık yaşının 10’a kadar düştüğüne şahit olduklarına dikkat çekerek, özelikle toplumun varoş kesimlerinde mahrumiyet ve cehaletin hat safhada olduğunu söyledi. Taşçıgil, “Allah’tan korkan birisinin bu illeti kullanması mümkün değildir, onun için İslami eğitim şarttır. Bu halkı ifsada götürenler bellidir. Birisi bu işi resmi olarak yaparken, diğeri gayri resmi yapıyor. Kolluk kuvvetleri de bu işin üstüne gitmiyorlar. Özelikle bu gibi kullanımın yoğun olduğu semtlerde suç oranları da yüksektir. Aileler çocuklarına yeterince ilgi göstermedikleri için çocuklar da ilgiyi dışarıda arıyor ve yanlış insanların tuzaklarına düşüyorlar. Onun için aileler, İslami acıdan bilinçlendirilmelidir” diye konuştu.
 

SAMİMİYSENİZ İÇKİYİ YASAKLAYIN

Halkla Dayanışma, Yardımlaşma ve Hizmet Derneği’ (Hizmet Der)nin Zararlı Maddelerle ve Kötü Alışkanlıklarıyla Mücadele Komisyonu Başkanı Hasan Gazi Yılmaz, uyuşturucu kullanımının sebebi maneviyatsızlıktan kaynaklandığını söyledi. Birçok zengin insanın bile uyuşturucuyu kullandığını ve ticaretini yaptığını dile getiren Yılmaz, “Ben de 18 yaşındayken kullandım ve birçok kez cezaevine girdim. Allah’a çok şükür İslami hassasiyeti olan Müslümanların bana el atmasıyla bundan kurtuldum. Şuan da diğer bağımlıların kurtulması için çalışıyorum. Diyarbakır kent merkezinde bu işi yapanlara kolluk karışmadığı görülüyor. Ama Batıya gönderilen uyuşturucular ise hemen yakalanıyor. Şuan bu işten dolayı cezaevinde yatan bir sürü insan var. Bu insanların topluma kazandırılması lazım ve cezaevi de ortamı da buna müsaittir. Kendilerine uzanacak bir yardım eline muhtaçlar. Namaz kılmak için bahane arıyorlar, bir beklenti içerisine giriyorlar. Tabi bizim imkânlarımız kısıtlı olduğu için onlara sadece kitap gönderebildik. Dışarıda olanlara ise gidip bu işlerin sonu olmadığını, Allah’ı ve Peygamberi anlatıyoruz. Bu şekilde bırakan çok sayıda bağımlı var. Devlet ve hükümet bu insanlara yardım etmeli ve uyuşturucudan daha kötü olan içkiye yasak getirmeli. Aileler de çocuklarını küçüklükten itibaren İslami terbiye ile büyütmeli ve İslami endişesi olan, İslami çalışmaları olan STK’lara, şahsiyetlere göndermeli, onlarla irtibat halinde olmalıdır” dedi.

SİSTEM BEYNİMİZİN UYUŞMASINI İSTİYOR

Daha 18 yaşında iken uyuşturucuya başlayan ve 28 yaşında tövbe eden M.A, arkadaş çevresi ve özentiyle başlayan bu sürecine, camiye giden gençlerin çabaları sonucu son noktayı koymuş. Uyuşturucuya başladığı andan itibaren ailesiyle sorunlar yaşadığını dile getiren M.A, madde bağımlısı olduğu dönemlerde yaşayan bir ölüden farksız olduğunu söyledi. M.A, başından geçen bir olayı şu şekilde anlattı; “O zamanlar takıldığım bir grup arkadaş vardı. Tabi bundan 20 yıl önce uyuşturucu bu kadar rahat bulanamıyordu. Ben ve 3 arkadaş bir yerde içiyorduk, birden başımızda bir sivil polis dikildi, ‘Ne yapıyorsunuz lan!’ dedi. Tabi halimiz ortada idi, bu nedenle inkâr edemezdik, önce çok korktuk çünkü o zamanlar yakalanma riski fazla idi. Çaresiz ‘esrar içiyoruz’ cevabını verdik, polis ise ‘Öyle mi çok güzel! İçmeye devam, sizi görmedim!’ diyerek yanımızdan ayrıldı. Çok şaşırmıştık ama günler geçtikçe işin aslına vakıf olduktan sonra meseleyi çaktık. Meğerki sistem beynimizin uyuşmasını ve başka işlerle uğraşmamamızı istiyor.”

ÇİNGENELER DAĞITIM ŞİRKETİ GİBİ ÇALIŞIYOR

Özelikle Doğu ve Güneydoğu’da bilinçli ve sistematik bir şekilde uygulanan politikaların sonucu uyuşturucunun peynir, ekmek gibi satıldığını belirten M.A, eskisine nazaran insanların artık serbestçe bu işi yaptıklarını söyledi. M.A, “Devlet işin üzerine giderse Diyarbakır’da uyuşturucu kullanımı ve satılması bu seviyede olmaz. Şu an Diyarbakır’da Çingeneler torbacılığı yapıyor. Bunlar göçebe idiler, sürekli o memleketten bu memlekete göç edip duruyorlardı. Ve devlet bunlara el attı, onları şehre yerleştirdi, fakat eğitim vermedi, kötü alışkanlıklarını devam etmemeleri için gereken tedbirleri almadı. Çingenelerden oluşan uyuşturucu satıcıları tüm sokak başlarını tutmuş, gelen geçene satıyorlar. Aynı bir dağıtım firması gibi çalışıyorlar, adresler belirlenmiş, uyuşturucu evlere servis edilmeye başlanmış.

OLTAYI ATARLAR, TAKILANI ÇEKERLER

On beş yılını madde bağımlılığıyla geçiren sonrasında ise tövbe ederek uyuşturucu illetini terk eden A.Ş ise madde bağımlılığıyla ilgili çarpıcı bilgiler verdi. Madde bağımlılarının büyük bölümünün yakın arkadaşları aracılığıyla bu alışkanlığı edindiklerini belirten A.Ş, ilk başlarda uyuşturucuyu bedava verdiklerini ifade ederek, “Oltayı atarlar, takılanı çekerler. Bir kez kullanan bağımlı olmanın ilk adımını atmıştır. Bağımlı bir insan, özgürlüğünü kaybeder. Uyuşturucunun kölesi olur, kendine güveni zayıflar, insanî özelliklerini kaybeder” dedi.

GENÇLER, BU TAKTİKLERE KARŞI DİKKATLİ OLMALIDIR

A.Ş. gençleri uyuşturucu tacirlerinin şu taktiklerine karşı uyararak “‘Hadi sen de süt çocuğu’ diyerek aşağılama. ‘Sen gidince buranın tadı tuzu kaçar’ diyerek yağcılık. ‘Eğer gidersen bir daha yüzüne bakmam’ diyerek yalnız bırakma. ‘Ne olur hatırım için, bir kez, beni kırma’ diyerek yalvarma ve acındırma. ‘Kesinlikle seni bırakmayız’ diyerek tehdit etme gibi taktikler kullanırlar. Bu illete başlayan bir kişi de ise şu haller görülmeye başlar; öncelikle ailevi ilişkileri zayıflar, uyku düzeni bozulur, vücudunda yara izleri ve cildinde renk değişikliği oluşur. Aşırı terler, yürümede güçlük çeker, herkesle sataşır, gözleri ölü gibi bakmaya başlar” şeklinde konuştu.

UYUŞTURUCU TİCARETİNİN TEMELİNDE İSLAM DÜŞMANLIĞI VAR

A.Ş, sözlerini şöyle bitirdi; “Aslında uyuşturucu ticaretinin temelinde İslam düşmanlığı var. Tüm bunlar ‘bölgedeki dindar halk, dinlerinden uzaklaşsın ve dindar bir gençlik yetişmesin’ diye yapılıyor. Önce halkı uyuşturucuya, daha sonra hırsızlığa itiyorlar. Büyük paralar döndüğü için bazıları kendini kaptırıyor Çocuklarınızın kimlerle arkadaşlık ettiğini çok iyi kontrol edin. Onları harçlıksız bırakmayın ama çok fazla para vermekten de kaçının. Harçlıklarını nerede kullandıklarını takip edin. Çocuklarınızı alkollü içki ve uyuşturucu madde bulunabilecek yerlerden uzak tutun. Çocuklarınıza kişilik kazandırın ve bu yönde hareket edin.