Peygamber Sevdalıları Platformu Marmara Koordinatörlüğü tarafından, “Hak ve Adalet Rehberi Hz. Muhammed (sav)” temasıyla halkın yoğun rağbet ettiği Kutlu Doğum etkinliği düzenledi.

İstanbul'daki Kutlu Doğum etkinliği için aylar öncesinden Peygamber Sevdalıları Platformu tarafından hazırlık yapıldı. Türkiye genelinde Kutlu Doğum Siyer Sınavları düzenlenip, salâvat kampanyası başlatıldı. Platform tarafından, Kutlu Doğum etkinlikleri kapsamında tüm şehirlerde olduğu gibi İstanbul'da yaklaşık 100 bin adet “Hira`dan Yükselen Nur” adlı siyer kitabı dağıtıldı. Kentin farklı noktalarında yüzlerce gönüllü tarafından son iki günde güllerle ve platform tarafından hazırlanan anons araçlarıyla halk, Kutlu Doğum etkinliğine davet edildi.

“Hak ve Adalet Rehberi Hz. Muhammed (sav)” temalı etkinliğinin düzenlendiği Yenikapı Meydanındaki çalışmalar, sabahın erken saatlerine kadar sürerken günün ilk ışıklarıyla beraber halkın alana gruplar halinde akın ettiği görüldü.

Mevlit alanında “La İlahe İllallah Muhammed Resulullah”  yazılı büyük tevhid bayrakları asıldı.

Salâvat ve tekbirler eşliğinden 7'den 70'e her yaştan etkinlik alanına akın eden peygamber sevdalısı, birbirinden güzel görüntüler oluşturdu.

Alana gelen seyyar satıcılar ise platform görevlileri tarafından satışlarını daha rahat yapmaları ve düzenin korunması için kendilerine belirlenen noktalara yerleştirildi.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da platform tarafından, mağdur ve ihtiyaç sahipleri için alanda kermes kurularak, hem halkın hem de görevlilerin yeme-içme ihtiyaçları giderilmeye çalışıldı.

Alana ulaşımın rahat sağlanması amacıyla Peygamber Sevdalıları Platformu tarafından Anadolu yakasında 10 ilçede 29 ve Avrupa yakasındaki 18 ilçede ise 82 nokta olmak üzere toplam 111 noktadan etkinlik alanına ücretsiz seferlerle halkın etkinliğe gelmesine imkân sağlandı.

Kadın ve erkekler, alana ayrı ayrı kapılardan giriş yaparken, kayıp olan çocuklar için de kayıp çadırı, kadın ve erkekler için de birer sağlık çadırı ve çevrede bulunan sahipsiz eşyaların teslim edilmesi için ayrıca bir birimin oluşturulduğu gözlendi.

Oluşabilecek ani sağlık sorunlarına müdahale etmek için sağlık çadırlarında görevliler ve ambulans hazır bulundu.

Platform yetkilileri, özellikle alanda kaybolan çocukların rahatsız olmamaları için oluşturulan kayıp çadırında, çocukların oyalanmaları için oyuncak, meyve suyu, kek ve oluşabilecek psikolojik sıkıntılara karşı psikolog bulundurulduğunu belirttiler.

Şehitler unutulmadı

Etkinlik alanında ayrıca 6-7 Ekim 2014 tarihindeki saldırılarda şehid olan Yasin Börü ve Mavi Marmara salrısında şehit olan Furkan Doğan'ın posterleri asıldı.

Alanda düzenin sağlanması ve koordinasyonun eksiksiz işlemesi için Peygamber Sevdalıları Platformu tarafından görevlendirilen kişiler, her yıl olduğu gibi bu yıl da etkinlik alanında kadın ve erkeklerin İslam'a uygun olacak şekilde farklı alanlarda durması için görev yerlerini aldı.

Alanın tüm çevresine ve alan dışına taşan peygamber sevdalılarına sesin ulaşması için dev ses sitemleri vinçlerin yardımıyla kurulurken, platformu görme imkânına sahip olmayan katılımcılar için de dev LED ekran kuruldu.  Basın mensuplarının daha sağlıklı bir şekilde çalışabilmeleri için ve Türkiye dışından gelen misafir, kanaat önderleri ve STK temsilcileri için ise ayrıca bir alan ve protokol tahsis edildi.

Aralarında HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ve Genel Başkan yardımcıları da olmak üzere diğer siyasi parti temsilcileri, STK yetkilileri, âlim, aydın, yazar, kanaat önderinden birçok kişi Kutlu Doğum etkinliğine iştirak etti.

Ayrıca Mısır`dan İhvan-ı Müslimin Davet Sorumlusu Abdülhak Şerif, Dr. Tevekkül Mesud, Cemaati İslami yetkililerinden İslam El Ğamri, Filistin`den Alimler Birliği`nden bir heyet, Hamas`tan Munir Said ve heyeti, Lübnan`dan Bilal Şaban ve heyeti, Suriye`den Şam Alimler Birliği Başkanı, Ebul ğayr Şükri, İmam Ebu Hanife Medrsesi Müdürü Şeyh Rıdvan, Başakşehir İslam Akademisi Müdürü Üstad İmadüddin Reşid, Başakşehir İslam Akademisi Hocası Yusuf Öztürk, Eritre`den Ümmet Vakfı`ndan bir heyet, İran`dan Belucistan eyaletinden Üstad Abdülmecid ve heyeti de kutlu doğum etkinliğinde katılanlar arasında yerini aldı.

Etkinliğin yapılmasına kısa bir süre kala coşku içinde gruplar halinde alana akın eden halkın görüntüleri dikkatlerden kaçmadı.

Etkinlik TV kanallarından canlı verildi

Program öncesi etkinlik alanına kurulan canlı yayın araçları, Muhammedi coşkuyu an be an canlı olarak ekranları başındaki Peygamber âşıklarına ulaştırmaya çalıştı. Etkinlik, Rehber ve Kudüs TV'den canlı olarak yayınlandı.

Etkinlik süresince, yurt dışından gelerek Türkçe bilmeyen misafirler için ise özel çeviri yapacak görevliler hazır bulunduruldu.

Halk etkinlik öncesi cemaatle namaza durdu

“Hak ve Adalet Rehberi Hz. Muhammed (sav)” temalı etkinlik öncesi öğle ezanı okundu. Ardından, miting alanında saf tutan Peygamber Sevdalıları, İttihad'ul Ulema Genel Başkanı Molla Enver Kılıçarslan'ın imamlığyla cemaatle öğle namazını eda ederek dua etti.

Kur'an­ı Kerim tilavetiyle başladı

Bu yıl "Hak ve Adalet Rehberi Hz. Muhammed (sav)” temasıyla düzenlenen ve yoğun katılımın olduğu görkemli Kutlu Doğum etkinliği büyük bir coşku ve heyecana sahne oldu. Sunuculuğunu Rehber TV programcılarından Yunus Emiroğlu Türkçe yaptığı program, Suriyeli Kurra Hafız Şeyh Zeki Aseli'nin Kur'an-ı Kerim tilaveti ile saat 14:00'te başladı.

Okunan Kur`an-ı Kerim`den sonra, Yunus Emiroğlu tarafından teşekkür sunumu ve daveti yapıldıktan sonra Selami Güneş, Özcan Atsat, Nurullah Kuray, Yakup Kazak ilahiler seslendirdi.

Seslendirilen ilahilerin ardından Peygamber Sevdalıları Platformu sözcülerinden  Araştırmacı-Yazar M.  Ali Gönül, Kutlu Doğum mesajını okudu.

Peygamber Sevdalıları Platformunun Kutlu Doğum Mesajı

Gönül, okuduğu Kutlu Doğum Mesajında, Hz. Muhammed`in “Hak ve Adalet” anlayışına vurgu yaparak birlik, beraberlik ve barış mesajları verdi. İslam ümmetinin yaşadığı tüm sıkıntıların kaynağının; İslam dışı beşeri sistemler olduğunu belirten Oğraş, bu kötü durumdan kurtulmanın yolunun ise Allah'a ancak hakkıyla kul olmaktan geçtiğine vurgu yaptı.

M. Ali Gönül tarafından okunan mesajında şu önemli vurgular yapıldı:

1- Hak ve Adalet; tüm sorun ve sıkıntıların çözümünde, Kur`an ve Sünnetin hakemliğine gitmektir.

Kur`an ve Sünnetin hâkim ve hakem olmadığı yerde, hak ve adaletten söz edilemez. Kur`an`a ve sünnete hizmet etmek bizzat, hak ve adalete hizmet etmektir.

Kur`an ve Sünnete dayanmayan hak taleplerinin neticesi, haksızlık ve zulmün aktörlerini değiştirmekten başka bir işe yaramayacaktır. Müslümanlar, ancak Resulullah aleyhissalatuvesselamın Sünnet–i Seniyyesine sahip çıkmakla istikamet bulurlar.

İslam ümmetinin birbirlerini bırakıp kâfir ve zalimlerden, hak ve adalet beklentisi zillettir.

2-Hak ve Adalet; dağınıklık ve parçalanmışlıktan kurtulup Vahdeti sağlamaktır.

İçinde bulunduğumuz parçalanmışlık ve bölünmüşlüğün temel sebebi, Müslümanlar arasındaki ihtilaflardır. İhtilafın çaresi; hiçbir ırk, mezhep ve meşrep farkı gözetmeksizin tüm Müslümanların vahdeti sağlamaktır.

Ümmetin her ferdi bir diğerine hak ve adalet temelinde yaklaşmalı, küfür ve zulme karşı ‘çelikten bir duvar gibi` yekvücut olmalı; adaleti ikame etmek için saflarını sıklaştırmalıdır.

3-Hak ve Adalet; ihtilaf ve çatışmaları bertaraf ederek küfür ve tuğyanın temsilcilerine umut bağlamak yerine Allah`ın ipine topyekûn sarılmaktan geçer.

Kur`an-ı Kerim`de ümmet içerisinde oluşabilecek ihtilaf ve çatışmanın çözümü açık bir şekilde verilmiştir. Müslümanlar kendi sorunlarının çözümünü küfür ve tuğyanın öncülerine havale edemez. Kâfirler sorunlarımızı çözmek yerine ihtilaf ve çatışmalarla daha da derinleştirmektedir.

4- Hak ve Adalet; çatışma, katliam ve yıkımların enkazından, sulha sığınmaktır.

Müslümanlar arasında silahın ve çatışmanın olduğu bir zeminde sulh ve barıştan söz edilemez. ‘Eğer müminlerden iki gurup birbirleriyle vuruşurlarsa aralarını düzeltin…` (Hucurat 9) ilahi mesajı düstur olmalıdır.

Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav); hak ve adalet mekanizmasını bizzat belirtmiştir. Müslümanların ve gayri Müslimlerin ruyi zemindeki sulp ve selametleri ancak adalet terazisiyle sağlanabilir. Bu ölçü ve mizan kutlu insan Hz. Muhammed hayat serüveninde filhakika uygulanmıştır.

5- Hak ve Adalet; yalan, iftira ve çarpıtmaların şerrinden sıyrılıp, adil şahitliğin ikamesine koşmaktır.

Yalan, iftira ve yanlış haberler; Müslümanlar arasındaki çatışma ve şiddetin önemli sebeplerindendir. Müslümanlar arasında fitne çıkarma amaçlı haberlere asla itibar edilmemelidir.

Bir kavme olan düşmanlık asla adaletsizliğe sevk etmemeli, adil şahitler olarak hak ikame edilmelidir.

6- Hak ve Adalet; kin, nefret ve düşmanlıktan, İslam kardeşliğine sarılmaktır.

Müslüman, Müslüman`ın kardeşidir. Ona zulmetmez ve onu zalime teslim etmez. Hiçbir anlaşma ve maslahat; zalimleri ve İslam düşmanlarını Müslüman kardeşine tercih etme hakkını vermez. Bu; Müslüman bireylerin, İslami camiaların ve Müslüman ülkelerin dikkat etmesi gereken zorunlu bir ilkedir. Ensar ve muhacirin kardeşliği Müslümanlar için en güzel örnektir.

7- Hak ve Adalet; aldatma, oyalama ve güvensizliğin ortamından uzak durup, ahde vefanın ve doğruluğun güvenli limanına ulaşmaktır.

Sorunların çözümünde ve temel hakların verilmesinde şeffaf olunmalı, asla oyalama ve aldatma yoluna gidilmemelidir. Sorunların çözümü siyasi kazanımlara feda edilmemeli, temel hak ve hürriyetler hiçbir surette pazarlık konusu yapılmamalıdır. Sözüne sadık, emanete sahip çıkmada ‘Emin` olunmalıdır.

8- Hak ve Adalet; yoksulluk, açlık ve fakirliğin tükenmişliğinden kurtulup, dayanışma ve yardımlaşma ruhunu canlandırmaktır.

Sosyal adaletin tesisi ve fakirlikle mücadelenin en güzel vasıtaları olan zekât ve infak, kâmil manada Müslümanların arasına yerleştirilmelidir. Müslümanlar, ihtiyaçlarını karşılamada kardeşini nefsine tercih etmelidir.

İslam Ümmeti dayanışma içinde olduğu müddetçe fertler ve toplumlar hak ve adalet içinde yaşamıştır.

9- Hak ve Adalet; bilgisizlik ve cehaletin karanlığından, İlim ve hikmetin aydınlığına varmaktır.

Müslümanlar arasındaki husumetlerin ve ötekileştirmenin temelinde cehalet yatmaktadır. Cehaletk ile mücadele ilim, irfan ve hikmetle olmalıdır. İlim ve hikmet; mü`minin yitirilmiş malı olarak aranmalı ve beşikten mezara kadar bu uğurda mücadele edilmelidir.

10 Hak ve Adalet; beşeri sistemlerin köleliğinden kurtulup, Allah`a hakkıyla kul olmaktır.

Yaşadığımız tüm sıkıntıların kaynağı; İslam dışı beşeri sistemlerdir. Bu beşeri sistemlerin bize dayattıkları; kendilerine kulluktur. Bu kötü durum ve vaziyetten kurtulmanın yolu da Allah (cc)`a ancak hakkıyla kul olmaktan geçer.

Hak ve Adalet; Kula kulluktan kurtulup El–Hakk ve El–Adl olan Allah`a (cc) kul olmaktır.”

Gönül'ün platform adına okuduğu platform mesajının ardından birbirinden ilahiler seslendirildi. 

Ardından coşkulu kitleye hitap eden Siyer Araştırmaları Vakfı Başkanı Muhammed Emin Yıldırım, Yenikapı Meydanı'ın kurulduğu günden bugüne bir çok programa ev sahipliği yaptığını ancak bu programın ayrı bir yerinin olduğunu söyledi.

Yıldırım, "Bugün biz burayı herhangi bir cemaat, parti, vakıf için doldurmadık. Bizi buraya getiren tek bir şey var o da Allah Resulüne duyulan sevgidir. Ondan başka hiçbir şey bizi buraya getirmedi. Biz hayatımızın sonuna kadar bu Muhammedi sevdadan bir an olsun geri durmayacağız. Allah (cc) bize son bir nefes verse dahi o son nefesimizi Resulullah`ın davası, aşkı, sevdası için kullanacağız ve en son onun sevgisini kazanmış bir şekilde O`nun o dirilten sancağı altında toplanmaya gideceğiz. Allah (cc) bize nasip etsin."

"Ubeydullah`ın, Aytaç Baranın, Yasin`in, Cumali`nin, Riyad`ın nefesini görüyorum"

"Eğer bir hareket şehitlerin nefesiyle yürüyorsa o hareketin nefesini hiçbir güç kesemeyecektir." diyen Yıldırım, "Bu hareketin nefesi şehitlerin nefesidir. Ben Ubeydullah`ın, Aytaç Baranın, Yasin`in, Cumali`nin, Riyad`ın nefesini görüyorum. O nefes var oldukça bu sevda bu aşk bir an olsun durmayacak." ifadelerini kullandı.

Müslümanların, hak ve adalete taraf olması gerektiğine vurgu yapan Yıldırım, "Sonuna kadar hayır yolunun yolcusu oluruz. Öyleyse hak ve adalet neyi gerektiriyorsa onu yaparız. Hayatımızın sonuna kadar mazlum neredeyse biz ordayız. Zalim neredeyse biz zalimin karşısındayız. Çünkü iman etiğimiz değerlerimiz zalim kim olursa olsun mazlumdan yana tavır almamızı istiyor. Biz bundan başka bir şey aramayacağız. Mazlumun yanında yer alacağız, hakkın ve adaletin temsilcisi olacağız. Allah bu manada gücümüzü, kuvvetimizi, dermanımızı artırmış olsun." diye belirtti.

"Her Firavuna bir Musa yeter"

Konuşmasında Doğu Türkistan'daki Müslümanlara yapılan zulümlere dikkat çeken Yıldırım, "Yetimler, yetimlerin derdinden daha iyi anlar. Bu meydanda size bir yetimi anlatmak istiyorum. Son 30 yıldır Doğu Türkistan`daki kardeşlerimiz Çin zulmü altında kardeşlerimizin çekmedikleri zulümleri bugünlerde çekiyorlar. Bu meydandan o kardeşlerimize bir selam gönderelim. Bu meydanın yetimleri Çin`in zulümleri altında inleyen Doğu Türkistan`daki kardeşlerini unutmadılar ve Çin`in zulmünü buradan protesto ediyorlar. Var mısınız oradaki kardeşlerimize burada yanlarında olduğunu haykırmaya. Bütün zalimler buradan sesimizi duysun. Her Firavuna bir Musa yeter. Burada Musa`nın yolunda yürüyen binlerce var. Bütün Firavunların tahtları inşallah başlarına yıkılacak. En kısa zamanda mazlumlar gülecek. Zalimler ise ağlayacak.

"Adalet asla eşitlik değildir"

Adaletin önemine de değinen Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Adalet dediğimiz şey namaz gibi bizlerin üzerine ikamesi farz olan temel yükümlülüktür. Adalet sadece ikamesini bir ibadet olarak anlamak durumundayız. Adalet her türlü aşırılıktan uzak durarak, Allah`ın bizi davet ettiği vasat ümmet olmanın gereğidir. Adalet, hakka ve hukuka kılı kırk yararak riayet etmek ve tabi olmaktır. Adalet sevdiğimiz insanın lehine bile olsa, anamızın, aşiretimizin, kabilemizin aleyhine olsa bile hak ve adalet neyi gerektiriyorsa onu ortaya koymaktır.

Adalet asla eşitlik değildir. Adaleti eğer eşitlik olarak anlarsak bazen zulmetmiş oluruz. Adalet dediğiniz şey aslana et, ineğe ot vermektir. Görünürde yanlış gözükür, eşit değildir ama hakkaniyet bu olduğu için bunu yerine getirmektir. Adalet ikamesi zor bir iştir. Hakkın ikamesi batılın izalesi demektir. Eğer hakkı ikame ederseniz batıla taraf olan yarasalar sizden rahatsız olacaklardır. Başka başka şeyler devreye girecek. Her ne olursa olsun hakkın ikamesi için çalışan, gayret gösteren işin neticesinde Allah`ın hoşnutluğunu kazanır."

15 Temmuz ABD destekli darbe girişimine İstanbul'un gösterdiği direnişi hatırlatarak başlayan etkinliğin bir diğer konuşmacısı Doğruhaber Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Göktaş ise şunları ifade etti:

"15 Temmuz gecesi direniş cephesinde yer alanlar Hz. Muhammed'in aşkıyla, sevdasıyla dolu olan insanlardı"

"29 Mayıs'a bir de 15 Temmuz'u ekleyen İstanbul, Allah`ın selamı üzerine olsun. Tarihteki şerefli sayfalarına bir sayfa daha ekledin. 29 Mayıs 1453`tü. Onun yanına muhteşem bir direnişin tarihi 15 Temmuz'u da ekledin. Nerdeyse İstanbul`un fethi kadar önemli bir olaydı. Haçlıların, emperyalizmin ihaneti, işgal planları vardı. Anadolu, İstanbul direnmeseydi; Diyarbakır, Batman dışarılara çıkmasaydı, Allah korusun şu anda bu ülke hainlerin, maşaların eliyle emperyalizme teslim edilmişti. Bundan dolayı biz İstanbul`u bir daha tebrik ediyoruz. Biz İstanbul`un yeniden tarih yazdığına inanıyoruz. Bu tarih yazılırken 'Muhammedi Sevda' ile karışık bir şekilde yazıldığına inanıyoruz. Biz inanıyoruz ki 15 Temmuz gecesi bu yurdun dört bir yanında ve burada bir ay boyunca direniş cephesinde yer alanların hepsi aynı zamanda Hz. Muhammed'in aşkıyla, sevdasıyla dolu olan insanlardı."

"Bu milletin yegâne çimentosu Hz. Muhammed`dir"

"Bizler epeyden beridir 'Peygamber Sevdalıları' olarak peygamberi camilerden, evlerden meydanlara çıkarmak için çırpınıyoruz." diyerek konuşmasına devam eden Göktaş, "Hayatın ta orta yerine Muhammed aleyhisselamın mührünü basmak için, O`nun getirdiği hayat nizamını evlerimize, okullarımıza, kampuslarımıza, çarşılarımıza, genel kurallarımıza getirmek, sünnetini taşımak için çırpınıyoruz. Birileri rahatsız oldular. Bunlar neyin nesi dediler. Çünkü Muhammed'i çarşılarda, okullarda, hayatın içinde görmek istemiyorlar. Onun için ortaya yeni fitneler atıyorlar. Ama elhamdülillah bugün burada final gibi bir şey oluyor. Bir aydır bu ülkenin bütün şehirlerindeki Muhammedi sevda öyle bir sevda ki şunu gördük; Demek ki bu milletin, bu ülkenin yegâne çimentosu Hz. Muhammed`dir. Bu milleti, bu ülkeyi, bu coğrafyayı birbirine yapıştıran bir tek kuvvet vardır; o da 'Peygamber Sevdası'dır, bu unutulmamalıdır. Onun sevdasının olmadığı bir yerde kum bir yere, çakıl ve demir bir yere gidecek. Onun içine Peygamber ve sevdası gelirse bu coğrafya beton olacak, çelik olacak."

"Ensesi kalınlar babasızlığı, öksüzlüğü bilmeyenler yeryüzüne adalet getirebilir mi?"

2017 Kutlu Doğum etkinliklerinin teması "hak ve adalete" vurgu yapan Göktaş, konuşmasının devamında şunları söyledi:

"Bu sene 'hak ve adalet' dedik. Her sene efendimizin bir özelliğini ortaya koyuyoruz. Aile reislerinin en güzeli O, komutanların en güzeli O, merhametlilerin en merhametlisi O. Dedik ki bu sene de hak ve adalet yönünü ortay çıkaralım. Dünya kuruldu kurulalı adalete böyle muhtaç olmamıştı. Adalet beklentisi 7 milyar dünya gözünü kuvvetlilere, güçlülere dikmiş, adalet diye yalvarıyor. Adalete öyle susamış ki biz Allah`ın Resulü`nün bu yönünü ortaya çıkarmak istiyoruz. O`nu bu yönüyle aramızda görmek istiyoruz. Bunu konuşuyor, bunu yazıyoruz. Çünkü hak ve adaleti alabilmek için zulüm nedir, çarpıklık nedir bilen biri olması lafızımdır. Onun için Allah`u Teâlâ onu öyle seçmiş ki, dünyaya adalet getirecek o Peygamberi öyle bir seçmiş ki; bir yetim olacak demiştir. Öksüz olacak, kuru ekmek yiyecek biri olacak demiştir. Mekkelilerin koyunlarının çobanı olacak. Dedesine, annesine doymamış olacak. Öksüzlüğü, yetimliği çocukluktan beri tepeden tırnağa yaşamış olacak demiştir. Öksüzleri, yetimleri o bilir. Allah özel olarak O'nu seçmiştir. Demiştir ki; seni yetim olarak seçmedik mi? Fakir olarak seçmedik mi? Sakın ha yetimlere sert davranma; isteyenlere, öksüzlere garibanlara sahip çık demiştir. İyi dikkat ediniz. Allah`u Teâlâ son Peygamberini adalet Peygamberini şehzadelerden, saraylardan, zenginlerden seçebilirdi. Ama onlar sizin halinizi anlayamazdı. Söyleyin anlayabilir mi. Göbekliler, ensesi kalınlar babasızlığı, öksüzlüğü bilmeyenler yeryüzüne adalet getirebilir mi? Adaletsizliği görebilir mi?"

"Güç ve kuvvet imansızlara, insafsızlara verildiği zaman dünyanın şirazesi kopuyor"

"Güç ve kuvvet merhametlilerin elinde olmalıdır." ifadesini kullanan Göktaş, "Para ve servet cömertlerin, imanlıların elinde olmalıdır. Bu bir formüldür. Dünyada güç ve kuvvet ne zamanki imansızların eline geçti dünya cehenneme döndü. Ne zaman ki Firavun`un eline geçti; Firavun dedik ki, ben sizin yüce Rabbinizim. Niçin söylüyor? Çünkü askeri var, parası var. Güç ve kuvvet imansızlara, insafsızlara verildiği zaman dünyanın şirazesi kopuyor." dedi.

Kutlu Doğum etkinliği, Cemal Çınar Hoca'nın okuduğu dua ile sona erdi. (Zeki Aras, M. Sıddık Bilge, Mustafa Bikeç- İLKHA)