Bu yıl 8 Mayıs 2016 tarihine denk gelen ‘Anneler Günü’ münasebetiyle İLKHA’ya açıklamalarda bulunan Din Gönülleri İlim İrfan Derneği Başkanı Hamide Donmuş, İslam coğrafyasında yaşanan çatışmalara dikkat çekerek, tarih boyunca feryat ve figan edenlerin hep anneler olduğunu söyledi.

Yıllar boyunca bir köle, hatta bir eşyadan farksız olarak yaşamaya mahkûm edilen annenin, gerçek benliğine, ancak İslam diniyle kavuştuğuna dikkat çeken Donmuş, “İslam dini, kadının pazarlarda satılan bir eşya olmadığını, toplumun en küçük bölümü olan ailenin kurulmasında erkeğin bölünmez bir parçası olduğunu beyan etmiştir. Aile binasının kurulmasında emsalsiz bir yeri bulunan kadına gerçek değerini veren ve onu düştüğü yerden kurtaran, toplumda kendisine layık olan yeri veren de ancak İslam’dır. İslam’ın anneye verdiği bu ulvi görevleri yerine getirmediği, kadınlık varlığını kötüye kullanıp kadınlık şerefini korumadığı takdirde, ruh yapısının zedelenip manen çökeceğini, kıymet ve itibarını yitirip eski sefalet girdabına düşerek değerini kaybedeceğini ihtar etmiştir.” dedi.

“Cennet anaların ayakları altındadır”

İslam’ın anneye verdiği değeri örneklerle açıklayan Donmuş, “Bugün Avrupa kültürünün etkisi altında yetişen bir gencin anaya verdiği kıymetle, İslam kültür ve terbiyesiyle yetişen bir gencin kendi annesine verdiği kıymeti mukayese ettiğimizde, İslam’ın kadına verdiği önem ve kıymeti anlamakta güçlük çekmeyiz. İslam’ın ve onun getirdiği nizamın ne kadar ulvi, İslam dışı olan bütün nizamların ne derece süfli olduğunu görürüz. ‘Cennet anaların ayakları altındadır.’ Peygamberimiz (sav) bu mübarek sözü ile kadının toplumdaki yerini ne güzel tayin buyurmaktadır. İşte İslam terbiyesiyle yetişen bir çocuk da annesine bu gözle bakar. İslam şuur ve terbiyesinden mahrum olarak yetişen bir çocuğun, anasının rızasını almak şöyle dursun, anasına hakaret etmek ve onu incitmekte hiçbir beis görmediği müşahede edilmektedir. Cenab-ı Allah, ana-babaya iyi muamele edilmesini ve onlara ‘öf’ bile denilmemesini emretmiştir.” ifadelerini kullandı.

“Anneler ‘eşitlik yaygarasıyla’ öz şahsiyetini kaybetmiştir”

Batının, ‘eşitlik’ kavramıyla kadın ve erkeği aynı şartlarda olan bir yarışa sokarak kadını ezdiğine dikkat çeken Donmuş, “Kadına saygıyı, kadının değerini, hak ve hukuku olabileceğini İslam dini öğretmiştir. Günümüzde ise kadına verilen önem, yine Batı'dan alınan örneklerle tamamen aslından uzaklaştırılmıştır. Eşitlik; batı sisteminde kadını erkekle aynı yarışa sokmuş ve her iki cinsi birbirleriyle savaştırmayı da denemiştir. Kadın erkek eşitliği yaygarası bunun güzel örneklerinden birisidir. Kadınlarla erkeklerin eşit olması fikri, ahlakla ilgili meselelerde ve beşeri hukukun meselelerinde değil; medeni hayatta erkeğin faaliyet sahasına giren her işin kadınlar tarafından da yapılabileceği şeklinde öne sürülüyor. Eşitlik mefhumunun yanlış bir teşhise tabi tutulması neticesinde, kadın yaratılışına uygun fıtri özelliğini bir tarafa iterek, gaflete düşülmüş üstelik kafasına uygun bulduğu, mahiyeti meçhul bir eşitlik fikrinin arkasına takılmak suretiyle İslam medeniyetinin bekası için şart olan esas vazifelerinden uzaklaşmıştır. Böylece kadın kendi öz şahsiyetini bu gibi faaliyetlerin içinde eritmiş, kaybetmiştir.” diye konutu.

“Anneler başarılarının temelini İslam üzerine kurmalıdır”

Bugün bir annenin aynı zamanda ilim deryası, terbiye müessesesi,  edep ve hayâ perdesi de olduğunu belirten Donmuş, böylelikle anneler bu başarısının temelini İslam dinine bağlaması gerektiğini aktardı.

Donmuş, “Bir cennet bahçesi olan anne İslam eğitiminin yanı sıra sosyal ve kültürel alanda da başarılı olmalı bu başarının temelini İslam ideolojisi üzerine kurmalıdır.  Çünkü hiç bir kanunun kadınlara vermediği değeri hak din İslam dini vermiştir.  Anne, yani gerçek bir anne evladını ve tüm toplumdaki evlatları tedavi eden usta uzman bir doktordur. Aynı zamanda gerçek bir anne ilim deryası, talim ve terbiye müessesesi,  edep ve hayâ perdesidir. Dolayısı ile anne sadece yediren, giydiren olmakla yetinmemeli evlatlarını dünyevi ve uhrevi hayatın saadeti için bilinçli bir o kadarda terbiyeli yetiştirmelidir.” ifadelerinin kullandı.

“Topluma faydalı bireyler yetiştirmek öncelikle annenin görevidir”

Yılda bir gün anne olmak veya yılda bir gün anneyi hatırlamak İslam’a ve mantığa ters olduğunu vurgulayan Donmuş, “Günümüzde hep şiir, naat ve kasidelerde ‘yemedin yedirdin, giymedin giydirdin,  ben hasta olunca sen uyumadın anne’ diye sözler yazıldı ve okundu.  Dolayısıyla anneler yiyecek ve giyecek makinası gibi anlatıldı. Oysaki anne, dünyanın çivisi, ailenin uzmanı, toplumun temel yapısı olan aile kurumunun ilk mürşidesidir. Helal ve haramı, iyi ile kötüyü doğru ile yalanı, dünya ile ahireti evladına ilk öğreten anne kalemsiz, mürekkepsiz bir öğretmendir.  Topluma faydalı bireyler yetiştirmek öncelikle annenin görevidir. Yılda bir anne olmak veya yılda bir anneyi hatırlamak İslam ideolojisine ve mantığa terstir.  Anne evladını fitneye fesattan namaz gibi korumalıdır. Anne yavrusunu terbiye etmek de ise oruç gibi olmalıdır.” diye konuştu.

Günümüzde çağdaş medeniyetin bir parçası olan bazı sözde annelerin, toplumu inşa etmesi yerine, toplumu tahrip ettiğini söyleyen Donmuş, “Günümüze bakacak olursak; İslam dininden uzak,  TV başında ayrılmayan, eğlence peşinde olan, internet üzerinden sosyal arkadaşlıklar kuran çağdaş ve medeni olmaya çalışan anneler görüyoruz. Bu nedenle topluma yarar değil, zarar veren anneler olduk.  Toplumu inşa etmek yerine, toplumu tahrip ettik. Oysa toplumu oluşturan, yön veren pusulası annedir, bu yüzden pusula yanlış olmamalıdır. Kadınlarımız inşallah toplumu tahrip eden değil, tamir edenler olacaktır. En büyük temennim budur.” dedi.

“Tarih boyunca feryat ve figan edenler hep anneler oldu”

Donmuş, son olarak şu ifadeleri kullandı; “Gözünden sakındığı evladını bir hiç uğruna kaybeden kadınların feryadını yerdeki karıncalardan tutun, gökteki arılara kadar herkes duydu. Ancak savaşlar durmadı ve şiddet bitmedi.  Uyuşturucu bağımlısı gençlerin, zalim bir kurşunla vefat eden gençlerimizin ölümü kimi en çok üzdü? Elbetteki anneleri üzdü.  Kocaman yürekli anneler savaş istemiyor. Birlik ve beraberlik içinde huzurlu bir dünya istiyor ve günümüz anneleri her geçen gün tedirgin olmaktadır. Boş bir ceviz kabuğundan ibaret olan bu dünyada savaşlar annelerin endişelerini arttırmıştır.  İslam davası uğruna evlatlarını kaybeden bir anneyle, medeniyet düşkünü bir anne arasında dağlarca fark vardır. Bugün şer odaklarının maşası olan gençlerimizin ölümü annelerin kocaman yüreğini yakmış yakmaya devam etmiştir.” şeklinde konuştu. (Yılmaz Sönmez- İLKHA)