ŞÜKRÜ TONTAŞ / DOĞRU HABER

İstanbul Ümraniye`deki bir gece konduda 12 Haziran 2007 yılında 27 el bombasını ele geçirilmesiyle Türkiye gündemine giren ve yıllarca gündemi işkâl eden Ergenekon ve Balyoz davaları büyük bir skandal ile sonuçlandı. Genel Kurmay Başkanlarından subaylara kadar, 274 sanığın yargılandığı dava, uydurma gerekçelerle skandal bir karara bağlandı.

Verilen karar yeniden 90`lı yıllarda Hizbullah mensuplarına yönelik yapılan kumpaslar ve uyduruk delillerle verilen müebbet hapis cezalarını akıllara getirdi. Evet, Ergenekon davasında kimler yargılanıyordu?  

90`lı yılarda bölgede Hizbullahi Müslümanlara kan kusturan, camilere giden çocuklara ve ailelerine işkence yaptırtan, inançlarından dolayı beyaz toroslarla alındıktan sonra bir daha kendilerinden haber alınmayan insanların, kaçırılarak infaz ettirilme talimatını veren, özellikle Müslüman Kürt halkının başına musallat olmuş PKK`nın elebaşıyla Beka Vadisi`nde birbirine gül takdim eden, yaptığı konferanslarda “Vur gerilla vur, Kürdistan`ı kur” sloganlarıyla dindar halkı hedef gösteren Doğu Perinçekler, Veli Küçükler, Tuncay Özkanlar, Levent Ersözler, Mustafa Balbaylar, Arif Doğanlar…vardı.

Evet, Ergenekon ve Balyoz davasında yargılanan sanıklar, bölgede yaptıkları failli belli olan failli meçhullerle, 90`lı yılları yaşamış her Müslüman Kürt halkının hafızasında yer alıyor. Karakollarda yapılan işkencelerle hayatını kaybedenler mi dersiniz? Sabah namazı için camiye giderken yoldan kaçırılarak infaz edilenler mi dersiniz? Kur`an dersi verdiği gerekçesiyle götürülüp bir daha kendisinde haber alınmayanlar mı dersiniz? İnancı için mücadele ederken,  kurulan kumpaslarla konulan zindanlar da dahi rahat bırakılmayarak infaz edilenler mi dersiniz? Yaşananları yazmak için ansiklopediler yetmez. Devleti yıkmak için yaptıkları teşebbüsler ortadayken,  evlerinde ve iş yerlerinde ele geçirilen dokümanlar bunları doğrularken, zulme uğratılmış mağdurların tespit ve teşhisleri ortadayken biranda “Paralel Yapı” kumpası denilerek dava kararı bozuluyor.

Peki, şimdi bu kararı yetersiz delil ve “Paralel Yapı” kumpası gerekçesiyle bozan Yargıtay`a soruyoruz? Hizbullah davasının kararını verirken elinizde hangi deliller vardı. 17 Ocak 2000 tarihinde Beykoz`da ele geçirilen Hizbullah arşivinin dahi mahkemeye verilmezken hangi delilleri öne sürdünüz. Biranda 25 bin mensubunu gözaltına aldığınız, 10 bini aşkın kişiye üyelikten ceza, yüzlercesine müebbet hapis verdiğiniz Hizbullah mensuplarını hangi delillerle cezalandırdınız. Aylarca gayri resmi olarak gözaltına alarak işkence ettiğiniz, işkenceciler tarafından hazırlanan düzmece suçları zorla imzalattığınız delillerle mi ceza verdiniz? Yoksa “Kanaatimizce sizler terör örgütüsünüz, dolayısıyla size üyelikten ceza vereceğiz” diyen Devlet Güvenlik Mahkemelerinin (DGM) kanaatine göre mi cezalandırdınız? Kanaati delil mi saydınız?

Evlerine yapılan operasyonlarda hiçbir suç delili bulunmazken, FETÖ mensuplarının elleriyle koyduğu suç aletlerini mi delil gösterdiniz? Hiçbir şey yokken, evlerinde aldığınız Kur`an-ı Kerimleri, siyer kitaplarını dava dosyalarına birer suç delili mi gösterdiniz? Evet, bunları suç saydınız. Hatta daha fazlasını yaptınız. Öyle kumpaslar kurdunuz ki, hala bu kumpasları halka sunmaktan dahi korkuyorsunuz. Dışarıya salmak için, dava dosyasının kararını bozmak için yaklaşık 9 yıldır Ergenekon ve Balyoz dosyalarını Yargıtay`da bekletirken, Hizbullah dosyalarını 3 ay gibi kısa bir sürede Yargıtay`da karara bağlayarak mensuplarının tamamına ya üyelikten 12,5 yıl ceza verdiniz ya da kurduğunuz kumpaslarla, isnat ettiğiniz kargaları dahi güldürecek türden suçlarla müebbet hapis cezasına çarptırdınız.

Eğer bu ülkede adalet işleyecekse, üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü geçerliyse; yeterli deliller bulunduğu halde Nasıl ki Ergenekon Dava Dosyası, delil yetersizliği ve “Paralel Yapı” kumpası gerekçesiyle bozulduysa, kendilerine kumpas kurulmak suretiyle düzmece delillerle mahkum edilen Hizbullah Dava Dosyası da bozulmalıdır. Kurulan kumpaslarla yıllardır zulme uğratıldığından dolayı devlet, Hizbullah`tan özür dilemelidir.