TARİHTE BUGÜN / DOĞRUHABER / İSTANBUL / 27 ŞUBAT

1844: Dominik Cumhuriyeti, Haiti'den bağımsızlığını ilan etti.

Dominik Cumhuriyeti Avrupalıların Amerika kıtalarında ilk oluşturdukları yerleşimdir. Başkenti, Santo Domingo da Amerika'lardaki ilk sömürge başkentiydi.
Eski bir Fransız sömürgesi olan Haiti ise Kuzey ve Güney Amerika'da, Amerika Birleşik Devletleri'nden sonra bağımsızlığını ilân eden ikinci ülkedir.

1928: Ariel Şaron doğdu. Şaron, İsrail işgal devletinin en üst kademelerinde görev yapmış katil bir Siyonist'tir. 14 yaşında askere yazılmış ve Filistinli kanı döke döke rütbe kazanarak İsrail ordusu içinde generalliğe kadar yükselmiştir. İşgal devletinde bakanlık ve başbakanlıklar yapmıştır. Katil sıfatına yakışan kasap lakabını almış olan Şaron, 4 Ocak 2006'da aniden komaya girdi. Halen bitkisel bir hayatta olan Şaron'un koma sırasında defalarca kafatası kırılarak müdahale yapıldı. Böylelikle Şaron kim bilir bu dünya azabı döneminde defalarca doğduğu güne lanet etmiştir. Hem lain bir kavmin müntesibi olması hesabiyle hem de döktüğü mazlum müslüman kanlardan, ağlattığı Filistinli bebelerden ve analardan dolayı Allah'ın, Meleklerinin ve lanet edicilerin laneti onun üzerine olsun.

1933: Reichstag (Rayştag) yandı. Reichstag, Hitler Almanya'nın başına geçişine kadar Almanya Parlamentosunun toplandığı yerin adıdır. Komünist tehlikeden korkan Cumhurbaşkanı, Hitleri başbakanlığa atadı. Hitler politik bir karar alarak genel seçim ilan etti. İşte bu dönemde Reichstag denen Alman meclis binası yandı. Polis soruşturmada psikolojik sorunları olan bir komüniste ulaştı. Ertesi gün Hitler, Hindenburg'a, anayasanın kişi hak ve özgürlükleriyle ilgili maddelerini ortadan kaldıran bir kararname imzalattı. İzleyen günlerde Nazi partisi ve Milliyetçiler dışındaki tüm partilerin yayınları ve seçim çalışmaları durdurulduğu gibi komünist partisinin parlamentodaki 181 milletvekili ve parti ileri gelenleri tutuklandı. Hitler bu yangın üzerine diktatörlüğü giden ilk büyük adımını da atmış oluyordu. Bugün bile bazıları yangının komünistlerce değil de bizzat Hitler tarafından çıkartıldığı söylenmektedir. Öyle ya da böyle Reichstag Yangını bir dönüm noktası olmuş, bu yangın bahanesiyle iktidarını güçlendirmiştir.

1988: Türkiye'de ilk yapay kalp ameliyatı, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesi'nde yapıldı. Hasta, gerçek kalp bulunamaması yüzünden bir süre sonra öldü.

2001: Başbakan Ecevit, Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Kemal Derviş'i istişarelerde bulunmak üzere Türkiye'ye çağırdıklarını bildirdi. Kemal Derviş 2001 ekonomik krizinde Türkiye'ye kurtarıcı olarak sunulacak ve Türkiye hazinesi ona devredilecekti. Lakin cam köşklerde şampanya patlatarak büyüyen, halkına garip ve bihaber olan birinin Dünya Bankasındaki sözde tecrübeleri çare olmak bir yana yanlış politikaları yüzünden derinleştirecekti. Ecevit, bir siyasi olarak belki de yakalandığı Parkinson hastalığının sonucunda yanlış tercihler yapacak, bu yanlışları koskoca bir ülkeyi derinden etkileyecekti. Örneğin, Ecevit, Ahmet Necdet Sezer'i Demirel'den sonra cumhurun başkanı yapacaktı. Ama Sezerle en derin anlaşmazlıkları o yaşayacaktı. Yine Derviş'i Dünya Bankasındaki görevinden getirecek ama Derviş öyle havalara girecektir ki, Ecevit'ten ayrılıp ayrı oluşumlarda bulunacaktır. Ama Derviş, halktan uzak, halkla alakası olmayan hayat tarzından dolayı geldiği gibi gidecektir. Hani vücuda yabancı ve muzır bir madde girer de vücut onu kabul etmez, içinde barındırmaz, bir şekilde dışarı atar ya..! Aynen bunun gibi halk da vücuttur. Kendisine yabancı ve muzır kişileri, anlayışları, kültürleri kusup dışarı atıyor. Ecevit'in tercihleri olan Sezer de Derviş de buna sadece birer örnektir.

2010: Danimarka'da yayınlandığında İslam dünyasını ayağa kaldıran karikatürlere sayfalarında yer veren gazetelerden biri olan Politiken Gazetesi tüm Müslümanlardan özür diledi. İlk olarak 30 Eylül 2005'te Danimarka'nın Jyllands-Posten (Jilands Posten) Gazetesi'nde yayınlanan Hz. Muhammed karikatürleri tepki çekince, bu ülkedeki 10 gazete daha, “ifade özgürlüğüne destek” gerekçesiyle aynı karikatürleri yayınlamıştı. 2008 yılında bu gazetelere dava açacağını duyuran Suudi Arabistanlı avukat Faysal Yamani ile anlaşmaya varan Politiken adlı gazete birinci sayfasında Danca ve İngilizce şu özür metnini yayınladı: “Politiken Gazetesi Hz. Muhammed karikatürlerini yayınlarken hiçbir zaman Müslümanların onurunu zedelemek ve Müslümanları aşağılamak gibi bir düşünce içinde olmamıştır. Ancak karikatürleri basarak Müslümanların onurunu zedelediğimizin farkına vardık. Bu nedenle onurunu zedelenen tüm insanlardan özür diliyoruz.”

2011: Necmettin Erbakan Hoca vefat etti. Erbakan Hoca, 29 Ekim 1926'da Sinop'da doğdu. Sinop Kadı Vekili Mehmet Sabri ile Kamer Hanım'ın oğlu olarak dünyaya geldi. Baba tarafı Adana'nın Kozan ilçesinin tanınmış ailelerinden. İlk öğrenimine Kayseri'de başlamasına karşın babasının tayin olması dolayısıyla Trabzon'da tamamladı. İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirdi. Üniversiteye sınavsız giriş hak kazanmış olmasına rağmen sınava girmeyi tercih etti ve birinci sınıftan değil ikinci sınıftan öğrenime başladı. İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi'nden 1948 yılında mezun oldu. Aynı yıl "Motorlar Kürsüsü"nde asistan oldu. Teknik üniversitedeki sınıf arkadaşları arasında Süleyman Demirel ve Turgut Özal da vardı. Mesleki kariyeri zekası nedeniyle parlak başarılarla dolu olan Erbakan Hoca, 1969'da Adalet Partisi'nden (AP) milletvekili aday adaylığı Süleyman Demirel tarafından veto edildiği için Konya'dan bağımsız aday oldu ve iki milletvekili seçtirecek oy alarak milletvekili seçildi. 17 Ocak 1970'te 17 arkadaşıyla Milli Nizam Partisi'ni kurdu. Uzun yıllar boyunca kurduğu partiler kapatıldı. Ama o, her seferinde yeni bir oluşumla Türk Siyasi Atlasında yerini almayı başardı. Erbakan Hoca, Türkiyeli Müslümanların tümüyle uzlaşmacı ve vasat bir strateji izlemesi hep rahmetle anılmasını sağlayacaktır.  Siyasi hayatı boyunca laik çevrelerin hep hedefinde olan Erbakan Hoca, Türkiyeli Müslümanları siyasi ve sosyal olarak etkilemiş ve bazı algıların modernize edilmesine katkıda bulunmuştur. Allah ondan razı olsun, taksiratını affetsin.

2011: CHP Lideri Kılıçdaroğlu, tarım mitinginde bir yazarın sabaha karşı otel odasından polis tarafından alınmasını ima ederek şöyle dedi: “Eğer birisi hükümeti eleştirirse, sabahın 5.00'inde, 6.00'sında kapınıza dayanırlar ‘Seni götüreceğiz' diye. Bizim iktidarımızda kapınızı sütçü çalacak, ‘Çocuğunuza süt getirdim' diyecek.”

Polis, baştan beri yaptığı operasyonlarda sabahın erken saatlerini tercih eder. Bu şekilde kişileri gafil avlamayı hedefler. Ancak Ergenekon operasyonlarıyla işin ucu bazı elit zümrelere dokununca, polisin sabah erkenden baskın yapması sanki ilk defa oluyormuş gibi gayri ahlaki ilan edildi. Yıllarca polis, özellikle mütedeyyin insanlara bunu reva görürken gökdelenlerinde yukarıdan seyredenler, kendilerine de rutin uygulama yapılınca kuyruklarına basılmış oldular. Hem CHP lideri, "Biz iktidar olunca kapınızı sütçü çalacak" diyor da CHP'nin kara tarihine bakmıyor. CHP'nin tek parti olarak ve parti tüzüğünün devletin Anayasası olduğu dönemde doğrudur elit ve laik sosyete kapıları sütçüler çalarken, Atıf Hocaların, Esad Erbili'lerin, Şeyh Saidlerin, Doğu ve Güneydoğudaki insanların kapılarını süngüler, darağaçları, İstiklal Mahkemeleri çaldı. İnsanlar CHP döneminde ahırlara toplanıp canlı canlı ateşe verildi. Kadın ve çocuklara varıncaya kadar öldürüldü. Milli Şefin ve yarenlerinin kapısını Ankara'da sosyete semtlerinde sütçüler çalarken, mazlumun kapısını acılar ve kederler zulüm tokmağıyla çalıp durdular. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu'nun "Biz gelirsek, Bizim iktidarımızda" cümlesinin şerhini bilen iyi biliyor.

2012 : Geçen Aralık Ayında Şırnak`ın Uludere İlçesine Bağlı Ortasu Köyünde Sınırı Geçerken Savaş Uçakları Tarafından Vurulan 34 Köylünün Aileleri Tazminat İçin Şırnak Valiliği'ne Başvuru Yaptı.

Tazminatlar İçin Başvuru Yapan Aileler Daha Önce, Faililler Bulunmadığı Sürece Gönderilen Paraları Almayacaklarını Belirtmişti.
  
Aileler Adına Açıklama Yapan Ferhat Encü, Hukuksal Haklarının Kaybolmaması İçin Başvuru Yaptıklarını Söyledi.