Mehmet Sait Gönül / İnzar Dergisi
 
Selam sana ey Amed! Selam sana şehri şehadet. Selam sana koca yürekli, iman heybetli, merhamet temelli kardeşlik diyarı. Selam sana şehadet sunağına en kıymetlilerini sunan memleket. Selam sana küfre karşı sert, Müslümana şefkat olan.

Selam sana ey Diyarbakır! Bir kez daha gördük ki ne yüce ne büyük bir sevdan var ki, sokaklarında kanı dökülenlerde bile hoş bir seda bırakır. Selam sana ey Diyarbakır.

Selam sana ey Amed! Şimdi binlerce selama adın yazılıyor. Kâh posta güvercinleriyle, kâh gönül kuşlarıyla onlarca diyardan toplanıyor selamlar. Batmandan geliyor selamın biri. İmam Hüseyin gülümsüyor acıları unutturan tebessümüyle. Cizre`den yükseliyor methiler Molla Cezerinin kaleminden. Nurslu Said selam veriyor şehadet taçlı başlara. Şeyh Said geçiyor yeniden Bingöl`ün yalçın dağlarından. Ve nur ordusuyla yürüyor sana. Selamların en güzeliyle. Kapanmamış defterler, sorulmamış hesaplar, namluda paslanmış kurşunlar adına… Ey Diyarbakır, düşünmek bile gönlümüzde derin izler bırakır.

Selam sana ey Amed! Bir toprak parçasısın. Seni değerli yapan bu değildir elbet. Seni değerli yapan toprağına bereket akıtan Müslüman kanıdır. Seni aziz eyleyen aşkla toprağına değen mümin alınlardır. Seni eşsiz kılan Yasinlerdir, Aytaçlardır, Hasanlardır, Hüseyinlerdir… Yoksa şairin dediği gibi:
Buz gibi suyundan abdest almanın zevkini

Tatmazsam neyleyim Amedim seni.

Şimdi söyle ey Amed! ...
 
MAKALENİN TÜMÜNÜ OKUMAK İÇİN TIKLAYIN!