Henüz 16`sında Sümeyye,

Firakın ve vuslatın adı Sümeyye

Bir bahar mevsiminde ümmetin yüreğine düşen cemre,

Kavuşurken sen yüreğindeki Berfin`e

Neydi perde ardından sana görünen

“Anne, seni üzüyor muyum? Hakkını bana helal edecek misin?

Anne, öldüğüm zaman çok üzülecek misin? ”

Neydi seni böyle konuşturan söylesene.

Daha 5`inde secde ettin sen rabbine,

Sahip çıktın örtüne, örnek oldun hayâ ve iffetinle,

Hafızlık yolunda ayetler; zihninde, dilinde ve kalbinde

Yürekleri kavuran bir muhabbetle sevdalandın sen Muhammed (sav)`e

Bundandır hakkı helalken ve razıyken senden annen

Firaktan söz etmen niye?

Sahi perde adından ne gördün Sümeyye?

Bir şiir, bir nida, bir özlem dilinde

Hasrettin Muhammedi iklime

İlmik ilmik dokumuştun Muhammedî sevdayı yüreğine

Ey karanlık asrın aydınlık yüzü Sümeyye.

Diyarbakır`a yolculuk… Bir hazırlık var hanende

“Beni Diyarbakır Kutlu Doğumuna götürmezseniz bir daha sizinle konuşmayacağım”

Bensiz gitmeyin

Bensiz…

Kutlu mevsimin nazlısı Sümeyye.

Diyarbakır`a gittiğin günün sabahında kapıda annene,

“Anne, ölüm var ölebiliriz. Dönmemek var, hakkını helal ediyor musun?”

Deyip sımsıkı sarıldın.

Annen, yabancı değilken ölüme

Neden kor düşürdün yüreğine?

Sahi neydi şu görünen Sümeyye?

Ve bir haber, bir firak…

Elektrik, tevhid, sancak…

Sümeyye, şehadet ve Burak…

Anladım

Görünen, vuslatınmış şehadete

Kutlu mevsimin şahidi, şehidi Sümeyye.

Ve şimdi ailen dönerken evine

Sensiz Sümeyye

Sensiz…

Aydın Vural – Söz&Kalem Dergisi – Nisan 2015