İslamî Direniş Hareketi (Hamas) sözcüsünün, Mısır mahkemesinin Kassam Tugayları'nı terör örgütü ilan etmesi üzerine Gazze halkının Kassam`a destek için Rafah şehrinde düzenlediği gösteride yaptığı konuşmada sarf ettiği sözler garip, tuhaf ve zeminsiz değildi. Hamas sözcüsü Dr. Sami Ebu Zuhri'nin Kassam`a destek için toplanan halka seslenirken sarf ettiği “Gazze üzerindeki kuşatmanın sürdürülmesi Hamas`ı çılgınlıkla nitelenebilecek bazı davranışlarda bulunmaya zorlayacaktır” sözleri, Hamas'ın hareket, komutan ve asker olarak öne çıkması üzerine maruz kaldığı kuşatma ve bu kuşatmayla Gazze'de yaşayan halkın üzerine dökülen zehir karşısında Hamas`ın içinde taşıdığı duyguyu ifade ediyor.

Ebu Zuhri`nin çılgınca diye bahsettiği bu eylem ve girişimler acaba insanlar arasında meşhur olan “günlük yiyeceğini bulamayan birinin insanlara karşı kılıcıyla çıkmamasına şaşarım” sözü veya Ali b. Ali Talib`in “fakirlik insan olsaydı onu mutlaka öldürürdüm” sözüne mi dayanıyor.

Boğazı sıkılan Gazze halkı lisanı haliyle adeta şunları söylüyor:

“Kuşatma adam olsaydı, onu mutlaka öldürürdüm.” Ancak, kuşatmanın şu günlerde kalbi, vicdanı olmayan ister Arap ister Siyonist olsun, sonuçta insanlık dünyasına mensup olmayan bazı adamlarda kendini göstermesi aslında Gazze halkı için bir şanstır.

Kuşatmanın kurbanlarından binlerce hasta tedavi olamazken Gazze halkı neden çılgınca eylemlere kalkışmasın!...

Ard arda gelen savaşlarda evleri yerle bir olduğundan çadırlarda yaşamak zorunda kalan on binleri gören Gazze halkı neden çılgınca eylemlere kalkışmasın!...

Ailesine bir lokma ekmek götürmekte zorlanan işçilerin oranının %60`ı geçtiği Gazze`de insanlar neden çılgınca davranmasın?..

Memurların halkına hizmet karşılığında hak ettikleri maaşlarını aylardır alamadıkları için evlerine bir lokma ekmek götüremedikleri Gazze`de insanlar neden çılgınca eylemlere girişmesin!...

Uzlaşı hükümetinin, dünyadaki insanların direnişi ve onuru nedeniyle selamladığı bölge halkına karşı en ufak bir sorumluluğunu dahi yerine getirmemesi karşısında Gazze neden çılgınca davranmasın ki!...

Komşu ve kardeş Mısır'ın bir taraftan düşmanla işbirliği yapıp onunla koalisyon kurması, diğer yandan Gazze üzerindeki kuşatmayı ağırlaştırması, direnişi mahkum etmesi ve terörist ilan etmesi karşısında neden çılgınca eylemlere kalkışmasın?..

Büyük kardeşi Mısır`ın kalbinden Siyonist Dışişleri Bakanı Livni`nin 2008 savaşını ilan ettiğine şahit olan ve 51 gün süren son savaşta düşmanın kalbi Tel Aviv`i vurduğu ve yüz binlerce Siyonist`in sığınaklara kaçmak durumunda kaldığı savaşta Mısır'ın kahraman ve izzetli direnişine karşı üzerine düşeni yapmadığını gören Gazze neden çılgınca davranmasın?..

Filistin Özerk Yönetimi Başkanı diye bilinen şahsın içerde ve dışarıda her fırsatta Gazze halkına, kahraman direnişine karşı dil uzattığı, düşmanı kışkırttığı bir dönemde Gazze neden çılgınca davranmasın?..

Ancak burada sorulması gereken soru şudur: Burada delice ve çılgınca olarak nitelendirilen eylemlerden ne kast ediliyor?.. Ebu Zuhri`nin bahsettiği bu çılgınca ve delice eylemler nerede, ne zaman ve ne şekilde yapılacak?... (İhtimallere bakalım):

1.Acaba Hamas'ın bu çılgınca eylemleri Mısır`a yönelik mi olacak.

-Mısır`a yönelik olacaksa acaba bu konudaki faturayı rejime kesmek için onunla diyalog kanallarını zorlayacak, iki taraf arasındaki düşmanca ilişkileri doğru bir zemine mi taşıyacak?

-Yoksa Hamas Mısır`a doğru sosyal bir patlamayı mı taşıyacak. Ki bu noktada Hamas kadar uluslararası şahsiyetlerle işgal rejimindeki bazı muhalif kişiler de sosyal bir patlamanın an meselesi olduğunu söylüyorlar.

-Yoksa bu tepki sınır kapısını sonuna kadar açarak kuşatma altında olan ve boğulmaya çalışılan, aç bırakılan Gazze halkının Mısır topraklarına sel gibi akmasını mı sağlayacak? Bu durumda rejim ve ordu buna karşı koyamayacak, kameraların gözü önünde hepsini öldüremeyecektir. Mübarek zamanında yaşanan tablonun daha kötüsü meydana gelecektir.

2.Hamas bu sefer işgal rejimiyle olan kuzey ve doğu sınır bölgelerine, ölüm ve mermilerin yoğun olduğu yerlere yürümeyi tercih edecek. Bu durumda Siyonistlerin önünde birbirinden acı ve zor iki seçenek çıkacak:

-Sınıra akın eden aç, mahsur ve mazlum halka ya silahla karşılık verecek, ki bu durumda batılı ülkelerin ve halkların nezdinde ve zihninde yer alan mazlum ve nazilerin eliyle soykırıma maruz kalmış bir halk olma özelliğini yitirecek, bunun sonucunda sekiz yıldır süren ambargoyu kaldırması için uluslararası baskılara maruz kalacaktır.

-Ya da dünyanın gözü önünde yapılan bu barışçıl yürüyüşün içeriye sınırlı bir şekilde girmesine izin verecek, bunu da gündüz gelip gece gitmesi şartıyla kabul edecektir. Ancak düşman iki durumda da direnişin yapabileceği eylemlerden emin olamayacaktır:

-Yürüyüşe katılan halkı işgalcinin olası saldırılarından korumak için direniş güçleri devreye girecek, düşmanın saldırılarına karşılık verecek, düşmanın yeni bir cephe açma arzusunda olmadığı bu süreçte çatışmalar açık bir savaşa dönüşecektir. Onun için işgal rejimi Lübnan ve Golan`da meydana gelen olayların gölgesinde yeni bir savaşa girmemek için önce kapıyı gevşetecek, ardından ambargoyu tamamıyla kaldırmak için de adımlar atacaktır.

İkinci seçenek için de iki ihtimal var:

-Birinci ihtimal, direniş güçleri bu insan selini kullanarak işgal rejiminin içlerine gidebildiği kadar gider ve bunu özgürlük aşamalarından biri kabul eder. Bu durumda düşman, direniş güçleri kullandığı iddiasıyla bu insan seline karşı durur ve açık bir savaş çıkar. Düşman bu durumda ya savaşa girer veya ambargoyu tamamıyla kaldırır.

-İkinci ihtimal ise düşmanın insan seline karışmaması, onların gittiği yere kadar gitmelerine ses çıkarmaması; su, gıda ve tıbbi ihtiyaçlarını karşılayıp buralarda kalmalarına izin vermesi, ardından bu insanların kendi yerlerine dönmelerine müsaade etmesidir.

Bu durumda ise direnişin önünde iki seçenek olacak:

-İnsanların sınırı geçmeleri, düşmana ve dünyaya, kuşatma ve zulüm altında bulunan Gazze halkının temel ihtiyaçlarını karşılama, özgürlük, sınır ve havaalanı ihtiyacı konusunda güçlü bir mesaj verir. Direniş bununla uluslararası camianın yapacağı baskıyla ambargonun kalkmasını sağlamak isteyecektir.

-Bütün direniş grupları insan seline lojistik destek verip bu eylemi özgürlük aşamalarından birini kabul ederek bu insanların mümkün olan en uzun süreyi işgal rejimi içerisinde geçirmelerini sağlayacaktır. Bu durumda direniş daha çok ilerleyecek ve toprağı kurtarma konusunda adım adım yürüyecektir. "Al ve yenisini talep et" politikasını takip edecektir. Bununla düşman karşısında sonucunu kimsenin kestiremeyeceği yeni cepheler açmış olacaktır. Ya da bütün direniş grupları yine gidebildikleri yere kadar gidecek, Gazze`ye geri dönmeye karşılık bu halkın kapılarının, limanlarının ve havaalanının açılması ve hareket özgürlüğünün sağlanması gibi adil taleplerini kabul etmesi için işgal rejimine uluslararası baskının yapılmasını sağlamak isteyecektir.

3. Ya da Hamas düşmanla açık bir savaşa dönüşmeyecek türden soğuk bir savaşa girecek. Bununla düşmana kuşatmayı kaldırmaması durumunda Gazze cephesinde savaşın her an çıkabileceği imajını verecektir. Bu durumda direniş güçleri:

-Kuzey ve doğu sınırındaki işgal güçlerini, keskin nişancıları, askerleri veya burada bulunan askeri araçları sürekli rahatsız edecek, onlara saldıracak bu şekilde zayiat verdirecektir.

-Balıkçıların avlanma haklarını savunma adına denizde düşman hücum botlarına ve askeri varlığına saldıracak, uyuyan deniz gücünü faaliyete geçirecek ve onlara pratikte eğitim verecektir.

-Kuşatmanın kaldırılmasında pazarlık konusu yapmak için tüneller aracılığıyla düşmanın askeri üslerinden Siyonist askerleri kaçırma eylemlerine girişecektir.

-Düşmanda güvende olmadığı psikolojisi yaratmak için insansız savaş uçaklarını sürekli düşmanın üstüne gönderecektir.

4. Son olarak Hamas Mahmud Ez-Zehhar`ın Filistin`in kuzeyinde bulunan devletlerden Kassam Tugayları'nın kuzey kanadının oluşturulması talebini uygulamaya koyacak, bu şekilde FKÖ`nün yetmişlerde yaptığı gibi herhangi bir grup ve düşüncenin etkisinde olmayan ortak bir cephenin oluşmasına katkı sağlayacaktır.

Bütün bu ihtimallerin, seçeneklerin ve şıkların kendine özgü çılgınlığı, deliliği, sonuç ve etkileri olmasına karşın, en büyük çılgınlık, Gazze`deki Filistin halkının kuşatma nedeniyle ağır bir ölüme sürüklenmesi için açlığa mahkum edilmesinin, boğazının sıkılmasının; bu zulmün, kurbanın kendini savunmasına ve boğazını sıkan elleri açmasına fırsat vermeyen yakın ve uzak akrabaların eliyle yapılmasıdır.  

İmad Tevfik / Filistin Haber