M. Salih Keskin / Diyarbakır

Türkiye’de idam cezası kalktı, ancak cezaevinde bulunan mütedeyyin mahkûmlar, hastalandıktan sonra yapılan işlemlere bakıldığında “gizli idam” politikası uygulandığı izlenimini uyandırıyor.

Cezaevinde geçirdikleri rahatsızlıktan dolayı zamanında müdahale edilmediği iddiasıyla hayatlarını kaybeden Musa Özer, Cahit Durmaz’ın ardından şimdi de Siirt E Tipi Kapalı Cezaevinde kalp krizi geçiren Hamit Çöklü’ye de “gizli idam” politikası uygulandığı ileri sürülüyor. Çünkü Siirt Cezaevinde kalp krizi geçiren Hizbullah hükümlüsü Hamit Çöklü’ye, 8 gün sonra müdahale edildi, tedavisi bitmeden cezaevine geri gönderildi, sandalyede bekletildiği için fenalık geçirdi, kısacası adeta ölüme terk edildi.
Yaşanan skandallar üzerine müvekkiliyle görüşen Avukat Mirhan Özbekli, müvekkilinin yaşadıklarını Doğruhaber’e anlattı.

HASTA MAHKÛMA MÜDAHALE EDİLMEDİ

Müvekkili Hamit Çöklü’nün 7 Ekim’de saat 19.00 sularında Siirt E Tipi Kapalı Cezaevinde kalp krizi geçirdiğini anlatan Avukat Özbekli, bunun üzerine müvekkilinin Siirt Araştırma Hastanesine kaldırıldığını söyledi. Yapılan tetkikler sonucu aynı gün içerisinde iki defa kalp krizi geçirdiği sonucuna varıldığını anlatan Özbekli, ancak hastanenin müdahale etmediğini söyledi.

Özbekli yaşanan skandalı şöyle anlattı: “Siirt Araştırma Hastanesi, müdahale edecek imkânlarının olmadığını ifade ederek hastayı Diyarbakır’a sevk etti. Bunun üzerine müvekkilim tekrar cezaevine götürülüyor. Cezaevi, kalp krizi geçiren müvekkilimi ring olarak tabir edilen cezaevi aracıyla götürmek istiyor, ancak hasta bunu kabul etmiyor. Uzun uğraşlar sonucu ambulans çağrılarak ertesi gün yani 8 Ekim’de saat 06.30 sularında ambulans ile Diyarbakır Tıp Fakültesine gönderilir. Sabah saat 09.30 sularında hasta Diyarbakır’a varır, ancak Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi tutuklu ve hükümlü odası olmadığını ileri sürerek hastayı kabul etmez. Cezaevi savcısı sorumluluğu almak istemediğinden hastayı 19.30’a kadar bekletir. Aynı gün hasta müvekkilimin sevki Elazığ’a çıkartılır”

TIBBİ MALZEMENİN OLMADIĞI ODADA 3 GÜN BEKLETİLDİ

Elazığ Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde müvekkili Hamit Çöklü’nün yoğun bakıma alındığını belirten Avukat Özbekli, aynı gün içerisinde hiçbir gerekçe gösterilmeden hasta müvekkilinin yoğun bakımdan alınarak hiçbir tıbbi malzemenin olmadığı bir odada bekletildiğini söyledi. Avukat Özbekli, “Müvekkilim Hamit Çöklü, kalp krizi geçirmiş, ancak tıbbi malzemenin olmadığı bir odada 3 gün bekletiliyor. 3 günün sonunda daha yeni anjio yapılıyor. Anjio’dan netice alınamayınca 3’üncü günün sonunda Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesine sevk ediliyor. Müvekkilim kalp krizi geçirdikten 8 gün sonra yani 15 Ekim’de ameliyata alınıyor” diye konuştu.

SANDALYEDE ÖLÜMÜNE BEKLETİLMİŞ

Müvekkili Hamit Çöklü’nün 23 Ekim günü saat 09.00’da tedavisi bitmeden Elazığ Cezaevine gönderildiğini belirten Avukat Özbekli şöyle konuştu: “Müvekkilimin tedavisi bitmeden sabah saat 09.00’da cezaevine gönderildi. Bu da yetmezmiş gibi hastaya oda verilmiyor ve saat 13.00’a kadar bir sandalyede bekletiliyor. Buna daha fazla dayanamayan hasta müvekkilim fenalaşıp, bayılıyor. Bayılması üzerine hastayı tekrar hastaneye kaldırıyorlar. O gün hastanede kalan müvekkilim ertesi gün tekrar cezaevine götürülüyor.”

BU SKANDAL SON OLSUN!
Özellikle cezaevlerinin olduğu her ilde tam teşekküllü hastanenin olması ve hastanelerde tutuklu ve hükümlü odalarının olması gerektiğine işaret eden Avukat Özbekli, ayrıca cezaevlerinde bir ambulansın da bulunması gerektiğini söyledi. Kalp krizi veya başka nedenlerden dolayı hastalanan mahkûmlara acil ve tıbbi müdahale edilmesi gerektiğini belirten Avukat Özbekli, 3 kalp damarının tıkalı olduğu hastaya 8 gün sonra müdahale edilmesinin hiçbir haklı gerekçesi olamayacağını ve yol güvenliği dâhil hiçbir gerekçenin bahane edilmemesi gerektiğini söyledi.

Özelikle geçmişte Musa Özer ve Cahit Durmaz’a zamanında müdahale edilmediğinden dolayı hayatlarını kaybettiklerini belirten Avukat Özbekli, bu tür üzücü vakaların bir daha yaşanmaması için zamanında müdahale ve hasta mahkûmların tam teşekküllü (tutuklu ve hükümlü odaları olan) hastanelerin olduğu illerdeki cezaevlerine sevk edilmesini istedi.