Ezan... Bir beldede İslam`ın nişanesi, Allah`ın büyüklüğünün ve tevhidin, davetin ve irşadın, ilay-ı Kelimetullah`ın açıktan ilanıdır. Dirilişe ve kurtuluşa davet eden mukaddes bir çağrıdır. Öyle bir çağrı ki günde beş defa insanlığı yüce Rabbe davet eden, kurtuluş yolunu gösteren, mü`min gönülleri arındıran... Hem ırk, dil ve toprak ayrımı olmaksızın bütün bir ümmeti tek parça halinde tutan...

Tarih 3 Mart 1924... Cumhuriyetin selameti(!) ve rejimin laikleştirilmesi amacıyla atılan en büyük adım, Hilafetin kaldırılması... Oysa 16 ay önce, 1 Kasım 1922`de Saltanat`ın kaldırılmasını sağlayan kanunun 2. madddesinde “Türkiye Devleti, Hilafet Makamı`nın dayanağıdır” denmişti. Neden mi? Çünkü hala Müslüman evladının dini hassasiyetlerini kullanmaya ihtiyaç vardı…

Hilafet ile birlikte Şer`iyye ve Evkâf Vekâleti yani kanunların şeriata uygunluğunu denetleyen bakanlık da kaldırıldı,yerine Başbakanlığa ‘bağlı` Diyanet İşleri Reisliği kuruldu. Diyanet İşleri Reisliği bünyesinde, amacı “Cumhuriyet ve laikliğe hizmet” olan Danışma Kurulu bulunuyordu. Bu kurul, ezan ve salatın Türkçeleştirilmesi, hutbelerin Türkçe okunmasını ele aldı.Yani dini, laikliğe uydurma görevini yaptı. (1)

Ve 18 Temmuz 1932... Birçok inkılap ve reform(!) tamamlanmış, laikliğe geçilmiş ve sıra bir sonraki adım olan dine gelmişti. Diyanet İşleri Başkanlığı`nın yayınladığı bir genelgeyle resmen ve tüm yurtta Türkçe ezan ve Türkçe kamet uygulaması başlatıldı.Bu tarihten itibaren Türkçe ezan İslam toprağının dört bir tarafında yürekleri dağlarcasına yankılandı. Arapça ezan okuyanlar mı? Onlar yobaz ilan edildi, dövüldü, yargılandı, sürgün edildi.

Nitekim1 Şubat 1933'te Bursa'da, Ulu Cami imamı namazı kıldırmaya gelmez. Onun yerine Topal Halil adında halktan biri çıkar ve ezanı aslına uygun bir şekilde Arapça olarak okur. Bunun üzerine minare dibinde bekleyen polis, Topal Halil'i tutuklamaya çalışır ancak Bursa'nın Müslüman halkı buna izin vermez ve bu olanları protesto eder. O sırada Atatürk İzmir'dedir ve akşam CHP`nin Karşıyaka`da vereceği baloya katılacaktır ki Bursa`daki olayın haberi gelir. Yaveri Cevat Tolgay`ın anlattığına göre, haberi duyunca çok sinirlenir, ilk tepkisi “Derhal Bursa`ya baskın yapacağız!” olur.(2)Atatürk, Bursa`ya geldikten sonra da Anadolu Ajansı`na şu açıklamayı yazdırır: “Bursa`ya geldim. Hadise hakkında alakadarlardan malumat aldım. Hadise haddizatında fazla ehemmiyetli değildir. Herhalde cahil mürteciler, Cumhuriyet adliyesinin pençesinden kurtulamayacaklardır. Hadiseye dikkatimizi bilhassa çevirmemizin sebebi, dini siyaset ve herhangi bir tahrike vesile etmeye asla müsamaha etmeyeceğimizin bir daha anlaşılmasıdır…”(3)

Atatürk`ün ‘cahil mürteciler` dediği, Ezan-ı Muhammedi`nin yasaklanmasını protesto eden 19 kişi hapis cezasına mahkûm edildi. Cumhuriyet Gazetesi bu haberi, “19 yobaz hapis cezasına mahkûm edildiler” manşetiyle okuyucularına duyurdu.(4)

Yasak, her köşede en acımasız şekilde uygulanıyordu.“Allah'u Ekber” demek, Arapça kamet getirmek, sela okumak… Tamamı suçtu. Hatta malum kadro işi öylesine ileriye götürmüşlerdi ki o dönemlerde savcıya verilen bir ihbarname şöyledir: “Dün öğle namazında camiye gittim, müftü camide idi, müezzin Türkçe kameti getirdikten sonra müftü namaza başlamadı, dikkat ettim dudakları kıpırdıyor, Arapça kamet getiriyordu.” Bu ihbarname sonrasında savcı, takibata başlamıştır...(5)

Atatürk`ün yakın dostu Falih Rıfkı Atay şöyle der: “Atatürk ibadet devrimine ezan ve namazı Türkçeleştirmekle başlamıştı. Gerçekte verdiği ilk emir ezan ve namazın Türkçeleşmesi idi(…) Atatürk sağ kalsaydı ibadet reformu olacağında da şüphe yoktu.”(6)

Gelelim günümüze…

PKK, Atatürk`ün ibadet reformunu kaldığı yerden devam ettirme çabasındadır. Ve işe tıpkı Cumhuriyet döneminde olduğu gibi ezanı değiştirmekle başlamıştır. İlk icraatlarına gelince… Şanlıurfa`nın Suruç ilçesinde BDP ilçe teşkilatının organize ettiği Demokratik Çözüm ve Barış Çadırı`nda 20 Mayıs 2011 günkü Cuma namazında Kürtçe ezan okutuldu.(7) Konu ile ilgili olarak BDP Şanlıurfa İl Başkanı Müslüm Kaplan şöyle diyor: “İbadetler Kürtçe yapılıyor. Kürtçe ezan geçen hafta başladı. Bundan sonraki süreçlerde o toplumun ağırlıklı dili neyse o dilde okunmaya devam edecek.”(8)

Tarihin tekerrürü dedikleri bu olsa gerek… Bir asır önce Cumhuriyet kadrolarının Müslüman evladına yaptıklarını bugün PKK yapmaktadır, hem de birebir aynı yöntemlerle… Ne de olsa ucunda Kürt halkının özgürleşmesi(!) ve onların da muasır medeniyet seviyesine çıkması var…
 

“Allah'ın mescidlerinde O'nun adının anılmasını engelleyen ve onların yıkılmasına çalışandan daha zalim kim olabilir?”(Bakara-114)
Tarih 15 Kasım 1935… Kanun No: 2845

“…Tasnif harici tutulan cami ve mescitler usul ve mevzuata göre kendilerinden başkaca istifade edilmek üzere kapatılır…” (9)

Bu tarih ve kanundan sonra yüzlerce cami kapatıldı, ahıra dönüştürüldü, depo olarak kullanıldı, satıldı, yıkıldı... Birkaç örnek verelim. Aydın'da tarihi ve mimari bir şaheser olan Cihanoğlu Camii ot deposu yapıldı, yıldırım düşünce otlarla birlikte cami de yandı.(10) Gaziantep`te Çınarlı Camii yıkılıp yerine kurtuluş anıtı yapıldı.(11)Mimar Sinan'ın yaptığı Sinan Paşa medresesi kunduracılara ayda 50 liraya kiraya verildi.(12) Sultanahmet Camii asker alma dairesine, Üsküdar`ın en muhteşem eseri Atik Valide Camii cephane deposuna,  Adana`da Yeşil Mescid ahıra dönüştürüldü, Mihrimah Camii ile Aziz Mahmut Hüdai Camii'ne saman dolduruldu.

Ve daha niceleri… Aslında malum zihniyetin ve yapılanların ne kadar aşağılık olduğunu anlamak açısından Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii örneğini incelemek yeterlidir. Bu camii yıkılarak yerine içkili bir gazino yapıldı ve ‘Anadolu Saz` adı verildi. Dönemin tanıklarından birinin ifadesi şöyledir: “Bu caminin yerinde 'Anadolu Saz' diye bir batakhane vardı. Kadınlar içki içiyordu. Satış oluyordu. Özal döneminde eski haline çevrildi. Burada içki içiliyordu, kadın pazarlanıyordu; her melanet vardı.”(13)

Gazete ilanlarıyla 300 liraya satılığa çıkarılan camiler... Heyhat ki ne heyhat... Fransızların yapamadığını Cumhuriyet kadroları bu millete yaptı. Allah'ın mescidleri; içkinin su gibi aktığı eğlence mekânlarına, spor kulüplerine, ahırlara, samanlıklara dönüştürüldü.

Peki, geri kalan camilere ne oldu? İnsanlar rahat rahat gidip ibadetlerini yapabildiler mi sanıyorsunuz? Tek bir örnek vermekle yetiniyoruz. Tarih, 10.01.1936... Kırşehir'de “Allahu Ekber” şeklinde tekbir alan bir müezzin hakkında işlem yapılıp Adliyeye teslim edildi. Olayla ilgili resmi belgenin içeriğini olduğu gibi aktarıyoruz: “Kırşehir vilayetinin Kaman nahiyesinde Arapça tekbir (yani: “Allahu Ekber”) alan müezzin Yusuf oğlu Hüseyin hakkında yapılan incelemede bilmeyerek tekbiri Arapça okuduğu anlaşılmış ve Adliyeye teslim edilmiş olduğu vilayetin bildirisinden anlaşılmıştır.” (14)

Dönelim günümüze…

12 Ekim 2013... Diyarbakır`da BDP`li Bağlar Belediyesi, Demetevler Sitesi'nde bulunan ve tamamen site sakinlerinin yardımıyla yapılan Demetevler Camii'ni yapılacak yol güzergâhında olduğu bahanesiyle yıkma kararı aldı. Üstelik bu caminin faaliyete geçmesi için site sakinlerinden kimi dairesini, kimi arabasını, kimi de maaşını vermişti. Kiliselere her türlü yardımı yapan BDP, uyduruk bahanelerle Allah'ın mescidlerinden bir mescidi yıkmaya çalıştı.(15)

8 Ekim 2014… Kobani bahanesiyle gerçekleştirilen yıkım ve yağma eylemi sırasında Van'da inşaatı devam eden Bediüzzaman Said Nursi Külliyesi ateşe verildi. 3 bin 500 metrekare inşaat alanıyla bölgenin en büyük külliyesine yapılan saldırıda; inşaat alanındaki malzemeler ateşe verilirken; fayans, lavabo taşı ve parkeler tamamen kırıldı.(16)
PKK, aynı tarihlerde bölgenin dört bir tarafında Camii ve mescitlere çok yoğun bir şekilde saldırı gerçekleştirdi. Gaziantep'in Şehitkamil ilçesindeki Karacoğlan Camii'ne molotofla saldırırken, Bitlis'in Dumlupınar Mahallesi'nde bulunan Kültür Camii`ni yaktı. Şırnak'ta Merkez Külliye Camii yine el yapımı bombalar ile tahrip edildi. (17) Muş'ta bulunan Hacı İbrahim Camii tahrip edilerek yakıldı.(18)

PKK, cami düşmanlığı konusunda Cumhuriyet dönemi uygulamalarından farklı olarak, mü`minleri camilerin içerisinde katletmekten de çekinmemiştir. Susa Katliamı`nı hatırlayınız… Cuma akşamı camide yatsı namazını müteakip siyer dersi yapan Müslümanları cami avlusunda toplayarak onları yayılım ateşine tuttular. Saldırı sonunda 10 Müslüman şehid olmuş ve dördü de yaralanmıştı. Kürd halkının hakları(!) için mücadele ettiklerini söyleyenler, bu mübarek gecede Kemalist rejim askerleri kılığında 10 Müslüman Kürd`ü cami içerisinde şehid etmişti...(19)

Esasında cami düşmanlığı konusunda PKK`ya hakkını vermek lazım. Tamam, Cumhuriyet döneminde camiler kapatılmış ve en adi işlerde kullanılmış olabilir. Ancak bugünün şartlarında açıktan açığa camileri Molotoflarla yakmak, mü`minleri camilerin içerisinde yaylım ateşine tutmak Cumhuriyet kadrolarının dahi cesaret edemeyeceği bir şey olsa gerek… 

“...Arap oğlunun yavelerini (saçmalıklarını/yalanlarını) Türk oğullarına öğretmek için Kur`an`ı Türkçe`ye tercüme ettireceğim. Ve böylece de okutacağım. Ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler…” diyordu Mustafa Kemal… (20)(21)

Müslüman evladını ümmetin geri kalanından koparan ve dini yaşantısına en ağır darbeyi indiren gelişme “Harf İnkılabı” ile yaşandı. Cemil Meriç'in ifadesiyle, harf inkılabıyla birlikte kütüphaneler birer tuğla yığına döndü, 900 yıllık birimin üzerinden asfalt geçirildi. Bir gün önce âlim olanlar ertesi gün cahil oldu. Ama olacaktı o kadar, ne de olsa muasır medeniyet seviyesine yükselecek, geçmişteki gericiliğimizle (!) bütün irtibatımızı koparacaktık. Nitekim İsmet İnönü, hatıralarında şöyle demektedir: “Devrimin temel gayelerinden biri yeni nesillere geçmişin kapılarını kapamak, Arap-İslam dünyası ile bağları koparmak ve dinin toplum üzerindeki etkisini zayıflatmaktı.(…) Yeni nesiller, eski yazıyı öğrenemeyecekler, yeni yazı ile çıkan eserleri de biz denetleyecektik. (…)  Din eserleri eski yazıyla yazılmış olduğundan okunmayacak, dinin toplum üzerindeki etkisi azalacaktı.” (22)
4 Ocak 1932… Yayınlanan bir talimatname ile Harf Devrimi Kanunu'na aykırı olarak Arap harfleriyle eğitim yapmak suç sayıldı. (23) Bu tarihten itibaren Kur'an-ı Kerim öğretmek hatta Arapça namaz suresi okumak dahi suç sayılmıştı. Evlerde bulunan Kur'an-ı Kerimler suç unsuru olarak kabul edilmiş ve toplatılmıştı. (24) Müslüman evladı sırf Kur`an öğrettiği için tutuklanmış ve cezalara çarptırılmıştır. Hatta harf inkılabıyla başlayan ve Kur`an düşmanlığı ile devam eden bu süreç öyle bir hal almıştı ki 1936`da kahvehanelerde radyodan Kur`an dinlenmesi bile yasaklanmıştı.(25) Yasaklanan Kur`an-ı Kerimler ilerleyen süreçte kese kâğıdı olarak kullanılacaktı…(26)

Dönemin tanıklarından emekli din adamı Cemal Güncal Hoca anlatıyor: “8 yaşında hafızlığa başladım. Sık sık ev basılıyor, Kuran-ı Kerim bulundurmak en büyük suç. Bir elif cüzü bulunduysa vay haline! Korkudan evde ders çalışamadım. Fındık bahçesinde bana bir yer yaptılar. Orada Kur`an`a çalışıyorum. Bir baktım, bir onbaşı ve iki jandarma beni bulmuşlar. “Çabuk git babanı çağır” dediler. Gittim, babamı getirdim. Onbaşı babamı sakalından tuttu, elimdeki Kuran`ı aldı. Babamın kafasına kafasına vurmaya başladı. (Gözleri doluyor, konuşamıyor.) Rahmetli gömleğini yırttı ve dedi ki: ‘Oğlum, Deli Halid Paşa`nın emir subaylığını, tabur komutanlığını yapmış adamım. Birinci Dünya Savaşı`na, İstiklal Harbine katıldım ki, bu memleketi kurtarayım da şu Kitabımı rahat rahat okuyayım diye. Keşke bu harplere girmeseydim de şimdi Kuran`ıma, dinime küfreden Bulgar p**idir deyip kendime teselli verirdim.” Alıp götürdüler babamı…”(27)

Bu cümlelerden sonra yorum yapmaktan hayâ ediyor ve günümüze dönüyoruz…

29 Mayıs 2012... Diyarbakır... Şehitlik semtinde bulunan yatılı Kur'an Kursu'nun girişine ses bombaları ile saldırı düzenlendi. (28)

24 Ağustos 2014... Bingöl... Gece saatlerinde eylem yapan PKK'lı grup, Kur'an-ı Kerim ve dini kitapların bulunduğu Yeni Mahalle'de bulunan bir medreseye saldırıda bulundu. (29)

Tarih 6-8 Ekim 2014... Şanlıurfa... Kobani bahanesiyle büyük bir yıkım ve yağma gerçekleştiren PKK, Ceylanpınar ilçesinde bir mezarlık kulübesi içindeki Kur'an-ı Kerimler ile 70 adet Yasin-i Şerifi yaktı.(30)

Aynı tarihlerde Kur`an-ı Kerim`e yönelik saldırı haberleri bölgenin her köşesinden duyuldu. Alışveriş merkezleri ve iş yerleri yağmalandı, buralarda bulunan Kur`an-ı Kerimler yakıldı. Mardin'in Kızıltepe ilçesinde bir iş yerini yağmalayan vahşi grup, iş yerinde bulunan Kur'an-ı Kerim'leri kapının hemen önüne çıkartarak ayaklarıyla çiğnedi. Halkın tepkisine rağmen Kur'an-ı Kerimleri tekmelemeye ve necis ayaklarıyla ezmeye devam eden PKK yandaşları "Kürtleri bu kitap geri bırakmıştır, ne gelmiş ise başımıza bu Kur'an'dan gelmiştir" dedi. Bu duruma tepki gösteren bir imamı ise linç etmeye kalktı. (31)

Velhasıl;
Cumhuriyet döneminin yoğun baskılarına rağmen Müslüman halk, Kur`an-ı Kerim`den asla kopmamış, hele de Müslüman kürt halkı canı pahasına da olsa mukaddes kitabına sahip çıkmıştır. Geçmişte Cumhuriyet kadrolarının mazlum Müslüman halka yaptığını bugün de PKK birebir taklit ederek Müslüman kürt halkına yapmaya çalışmaktadır. Son dönemlerde gelişen olayları bir de böyle okuyun..

1 Osman Ergin, Maarif Tarihi, 1. Cild, sayfa 243.

2 Ayşe Hür, ‘Bursa Olayı` ve Atatürk`ün ‘Bursa Nutku`, 07.02.2010, Taraf Gazetesi Internet Sitesi

3 Cumhuriyet Gazetesi, 7 Şubat 1933

4 Cumhuriyet Gazetesi, 5 Mayıs 1933.

5 Hürriyet Gazetesi, Ezan 18 yıl Türkçe okundu, 16 Haziran 2000.

6 Falih Rıfkı Atay, Çankaya, İstanbul 1984, sayfa 394.

7 http://www.haber7.com/partiler/haber/751518-bdp-ezani-da-kurtce-okuttu

8 http://www.takvim.com.tr/guncel/2011/06/07/kurtce-ezan-itirafinin-sey-kaydi

9 15 Kasım 1935`te çıkarılan 2845 numaralı Kanun. (Resmî Gazete, 22 Teşrinisani (Kasım) 1935, sayı 3163.)

10 Cumhuriyet Gazetesi, 5 Şubat 1934

11 Cumhuriyet Gazetesi, 8 Ocak 1936

12 Cumhuriyet Gazetesi, 11 Aralık 1937

13 http://gundem.bugun.com.tr/camiyi-yikip-gazino-yapmislar-haberi/191409

14 Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi (BCA), 490 01/590 38 1

15 http://www.yeniakit.com.tr/haber/kilise-hayrani-bdp-cami-yikacak-6261.html

16 http://www.internethaber.com/bediuzzaman-said-nursi-kulliyesini-yaktilar-729255h.htm

17 http://www.yeniakit.com.tr/haber/pkk-camileri-de-bombaladi-32488.html

18 http://www.ilkehaberajansi.com.tr/haber/pkk-camileri-yakmaya-devam-ediyor.html

19http://huseynisevda.biz/news.php?readmore=944

20Kâzım Karabekir, Kâzım Karabekir Anlatıyor, Yayına Hazırlayan: Uğur Mumcu, Tekin Yayınevi, Ankara 1993, sayfa 93, 94.

21 Arap oğlu şeklindeki hakaretvari ifade ile Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) kastedilmektedir.
22 İsmet İnönü, Hatıralar, cild 2,  sayfa 223.

23Halim Alyot, Türkiye`de Zabıta, Tarihi Gelişim ve Bugünkü Durum, Kanaat Basımevi, Ankara, 1947, sayfa 937.

24Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13217–3, Kardeks 596; Gaziantep Valiliğinin Dâhiliye Vekâletine (İçişleri Bakanlığına) yazdığı 31.12.1937 tarih ve 1481 sayılı yazı.

25Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi (BCA.), CHP Kataloğu, Nr: 490.01, Yer No: 590.39.1, belge no: 33.

26http://www.haber7.com/tarih-ve-fikir/haber/968879-kese-kagidi-yapilan-kuranlarin-aci-hikayesi

27 Mustafa Armağan, “Siz mi dine baskı yapmadınız?”, Zaman Gazetesi, 29.04.2012

28http://www.internethaber.com/kuran-kursu-pkk-bomba-saldiri-diyarbakir-polis--429783h.htm

29http://www.ilkehaberajansi.com.tr/haber/pkk-kuran-kursu-yakti.html

30http://www.ilkehaberajansi.com.tr/haber/pkkhdp-yine-kuran-yakti.html

31http://www.ilkehaberajansi.com.tr/haber/kuran-i-kerime-buyuk-saygisizlik.html

söz&kalem dergisi kolektif