Tunus’ta yapılan genel seçimleri gazetemize değerlendiren Tunuslu stratejist Dr. Muhammed Adil,
Nahda’nın seçimi kazanmak için çok çabaladığını ancak Nida Tunus Partisi’nin bir yıllık bir geçmişine
rağmen devrim karşıtı Arap ülkeler ile Batılı ülkelerin yoğun desteğiyle birinci çıktığını ifade etti

MEHMET ÖZCAN/ANALİZ

Tunus’ta yapılan seçimlerde Nida Tunus birinci, Nahda Partisi ikinci oldu. Tunus dışından bakınca normalde birinci çıkması beklenen Nahda’nın ikinci parti çıkması ilk olarak akla Nahda’nın bunu, gerek içerideki dinamikler ve gerek dış şer güçleri ürkütmemek adına ikinci parti olabilmek için özel bir çaba verdiği izlenimini doğursa da durum sanıldığı gibi değil. Görüştüğümüz Tunuslu stratejist Dr. Muhammed Adil, Nahda’nın Tunus’ta birinci parti çıkmak için çok çabaladığını ancak gençlerin devrim sonrası Nahda’nın kazandığı zaferin rehavetine kapıldığını belirterek bunun da son seçimde ikinci parti olunmasına neden olan en önemli sebeplerden biri olduğuna işaret etti. Tunus’ta yapılan genel seçimlerde Nida Tunus Partisi, oyların yüzde 39,17 `sini alarak 217 sandalyeli parlamentoda 85 milletvekili çıkarmış, onu 69 sandalyeyle Nahda Hareketi takip etmişti.

Ankara’da bulunan Türkiye-Arap Stratejik Araştırma Enstitüsü’nün Başkanlığını yürüten Dr. Adil, seçimlerde birinci çıkan laik fikre sahip Nida Tunus Partisi’nin bir yıllık bir geçmişine rağmen birinci çıkmasını ise Arap Baharı karşıtı Arap ülkeleri ile bazı batılı ülkelerin yoğun desteğini arkasında gördüğünü söyledi.

Dr. Adil, ayrıca Nida Tunus’un tek başına olmadığını, kendine yakın birkaç partinin bir araya gelmesiyle kurulduğunu dile getirdi. Dr. Adil şöyle konuştu; “Devrim sonrası yapılan seçimleri kazanan Nahda, ilk olarak tüm enerjisini eski anayasayı lağvederek yeni anayasa hazırlamak ve eski rejimin kalıntılarını temizlemeye harcadı. Ancak eski rejimin yıllanmış bürokratları, devletin farklı kademelerinde son seçimlere kadar da olduğu gibi yerinde kaldı.

Nahda, bürokrasiyi dönüştürebilmek için ihtiyacı olan yeterli zamanı maalesef bulamadı.

Yanı sıra halkın ekonomik anlamda refah düzeyinin yükselmesi konusuna da yeterli düzeyde eğilemedi. Çünkü özgürlüklerin yasak olduğu dikta rejimin kalıntılarının temizlenmesi durumu vardı ki bunun halka yansımayan çok yanı vardı. Bu da halkın bir kısmında ters etki yaptı. Bir diğer sebep de daha önce Nahda’nın birinci parti çıkmasının verdiği rehaveti üzerinde taşıyan daha önce Nahda’ya oy veren insanların da etkisiyle Nahda ikinci parti oldu.”

Nahda’nın yönetim tecrübesini değerlendiren Dr. Adil, Nahda’nın milletvekilleri ve bakanlarının önceki dikta rejim dönemindeki baskılardan dolayı sürgünde yaşayan insanlardan oluştuğuna dikkat çekti.

Bu durumun da gerek yönetim olarak ve gerek halkın sorunlarına eğilim noktasında Nahda’nın yeterli derecede yönetim tecrübesinin olmamasının verdiği negatif bir havanın oluşmasına sebebiyet verdiğini ve ikinci partiye düşmede etkili olduğuna dikkat çekti.

Tunus seçimlerinin nasıl okunması gerektiği konusunda düşüncelerini de paylaşan Dr. Adil, Nahda’nın seçimlerde normalde birinci çıkması gerekirken batının dikkatini üstüne çekmemek ve Mısır’a benzememek için yönetim hakkından vazgeçtiği ve birinciliği Nida Tunus’a altın tepside sunduğu şeklinde oluşan algının da yanlış olduğunu ifade etti.

Nahda’nın seçimler için çok çalıştığını belirten Dr. Adil, “Nahda seçimleri kazanmak için çok çalıştı ama ikinci parti oldu. Sonuçların netleşmesi sonrası oluşan üzüntü havası çok kısa sürdü ve Nahda ikinci gün kutlamalar yaptı.

Çünkü Nahda her ne kadar devrim sonrası birinci parti olsa da bu üst perdeden gelen üstünlükte Tunus gibi yıllarca Batı’nın güdümünde kalmış bir ülkede çatlaklıkların oluşmaması mümkün değildi. Muhalefet aşamasını görmeden direk hükümet olarak icraatlar yapmak hele ki Zeynel Abidin rejimi sonrası çok zor bir iş. Bu bakımdan Nahda, son seçimde gelen ikinciliğin de, hakkında hayırlı bir sonuç doğuracağını ve bunun Allah’ın bir hesabı ve takdiri olduğu bilincini taşıyor” diye konuştu.

NAHDA SADECE BİR PARTİ DEĞİL…

Nahda’nın sadece bir parti olarak görülmemesi gerektiğini, aynı zamanda İhvan çizgisinde hareket eden İslami bir hareket olduğunu belirten Dr. Adil, Nahda’nın Tunus’ta sivil toplum kuruluşları ve siyasetteki konumuyla halkın tüm kesimlerine hitap ettiğini dile getirdi.

ÖNÜMÜZDE C.BAŞKANLIĞI SEÇİMİ VAR VE BATI BOŞ DURMAYACAK!

Tunus`ta 23 Kasım`da gerçekleştirilecek cumhurbaşkanlığı seçimlerine büyük bir hazırlığın yapıldığına dikkat çeken Dr. Adil, cumhurbaşkanlığı seçiminin Tunus için büyük önem taşıdığını söyledi.

Dr. Adil, “Nahda cumhurbaşkanlığı için bir aday çıkarmayacağını belirtiyor. Dikta karşıtlığıyla bilinen mevcut Cumhurbaşkanı Marzuki tekrar aday olacak. Nahda, seçmenlerini cumhurbaşkanlığı seçimleri için serbest bıraktığını söylese de Nahda’nın oyları Marzuki’ye gidecek” yorumunda bulunarak cumhurbaşkanlığı seçiminin çekişmeli geçeceğinin altını çizdi.

Laik bir düşünceye sahip Nida Tunus’un birinci parti olmakla birlikte cumhurbaşkanlığı seçimini de kazanmasının tehlikeli sonuçlar doğuracağına dikkat çeken Dr. Adil, Batılı ülkeler ve devrim karşıtı Arap ülkelerin, yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimini de etkilemek için boş durmayacağını ifade etti.