Özel bir Televizyon`nda katıldığı programda soruları yanıtlayan Başbakan Erdoğan, Gülen Cemaati`ne yönelik son soruşturmada gözaltına alınan polislerle ilgili olarak, "Daha bu zincirin ilk halkaları. Daha bunun gerisi gelir, gelecek de" ifadelerini kullandı.

"Türkiye Cumhuriyeti`nin Başbakanı`na kalkıp da `dönemin başbakanı` ifadesini yakıştıranlar, yargı mensupları değildi, emniyet mensuplarıydı. Bu emniyet mensupları bunu hazırladılar ve bunlar, bu operasyonlarda meydana çıktı. `Dönemin başbakanı` diyerek, şahsımla alakalı böyle bir adım atacaksın, kendine göre 17 Aralık, 25 Aralık olaylarında darbe girişiminde bulunacaksın ve bu darbe girişiminde kabinemdeki birçok arkadaşımı, şahsım da dahil olmak üzere örgüt başı olarak göstereceksin, bunun bedeli ödenmeyecek mi? Şu anda bu işleri yapanların hepsi, bunun bedelini er veya geç ödeyecekler, bundan kaçış yok."

"En yakın mesai arkadaşım..."
MİT Müsteşarı Hakan Fidan`ın ifadeye çağrılmasını ve MİT tırlarının durdurulmasını hatırlatan Erdoğan, "Bunun hesabını verecekler" diye konuştu.
Daha bu zincirin ilk halkaları. Daha bunun gerisi gelir, gelecek de. Niye? Yaşadıklarımız var. Benim en yakın, en önemli mesai arkadaşım konumunda olan MİT Müsteşarı`na oynanan oyunun, gittiği, dayandığı yerleri biz biliyoruz. Bunun hesabını bunlar verecekler. Daha bu, işin ilk kademesi. Aynı şekilde Türkmenlere götürülmekte olan insani yardımlar noktasında, yargı ve güvenlik boyutunda atılan adımlar ortada. Bunun hesabını verecekler."

"Tavan bedelini ödeyecek"

Cemaate gönül veren, tabandaki safiyane, samimi çok insan bulunduğunu kaydeden Erdoğan, onları tenzih ettiğini dile getirerek şu ifadelerin kullandı:
`Bizim kardeşlerimiz` diye yaklaştığımız insanlar, maalesef bize karşı tavırları nerede değişti? Dershane olayında. Niye? Çünkü dershane olayında ciddi bir kaynak vardı. Biz de halkımızın bu noktada sömürülmesini durdurmak istedik. Bu sömürü çarkını bozduğumuz için olay bozuldu. O ana kadar `Bizden ne istediler vermedik?` diye açıklamam var. Her türlü desteği verdik. Demek ki yanlış yapmışız. Şimdi biz ayrı bir yere düştük, o ana kadar `Okyanus ötesi` diye Bahçeli`nin çok ifadeleri var, Kılıçdaroğlu`nun çok ağır ifadeleri var. Şimdi onlar beraber oldular. Hayırlı olsun, beraber yürüsünler. Hatta BDP... Hayırlı olsun, beraber yürüsünler. Yeter ki AK Parti`ye oy vermeyin, gidip oylarınızı onlara verin. Tavandakiler, bunun bedelini ödemek durumundadır."


"Cumhurbaşkanının en önemli görevi"
"Tabanı tenzih ediyorum ama tavan, onunla mücadelemiz devam edecektir çünkü bu işin hesabını vermek durumundalar. Bu toplumu, bu milleti bunlar böldüler, parçaladılar ve bu ülkenin iktidarını, hükümetini, ABD`de, şurada, burada, parlamentolarda, belli ilişkiler içerisine girdikleri insanlarla karalamaya, kötülemeye girenlerle tabii ki bizim bir hesabımız olacak. Milli Güvenlik Kurulu`nda aldığımız bir karar var. Ulusal güvenliğimizi tehdit eden bütün unsurlara karşı, bu, bunlar olur, başka olur, burada bizim ulusal güvenlik meselemiz var. Ulusal güvenliğimizi tehdit eden bütün unsurlara karşı mücadelemiz kararlı bir şekilde devam edecektir. Cumhurbaşkanının en önemli görevi budur."

`Teamül değil Anayasa`
Başbakan Erdoğan, cumhurbaşkanı seçildiği takdirde, teamüllerin ortaya koyduğu bir cumhurbaşkanı olmayacağını söyledi, "Anayasa`da cumhurbaşkanının görevleri nasıl tanımlanıyorsa, bunları yerine getiririm." dedi.
"Burada Anayasa`da nasıl tanımlanıyorsa cumhurbaşkanının görevleri, bunları yerine getiririm. Bu yerine geldiği zaman cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanlığı yapmış olur"
Erdoğan, bu sözleri, cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda yeni başbakanlık binasını kullanıp kullanmayacağıyla ilgili soruya verdiği yanıtta sarf etti. Erdoğan, "Şu anda Çankaya`nın bizim, cumhuriyetimiz içindeki konumu farklıdır. Burası başbakanlıktır. Bazı uygulamalar, seçilmemiz halinde olacaktır" dedi.
Erdoğan, cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda kimin başbakan ve AK Parti`nin genel başkanı olacağıyla ilgili soruyu yanıtlarken bir isim telafuz etmedi, bunun şimdilik konuşulmasının yanlış olduğunu söyledi ve yerine gelecek isimle nasıl çalışacağına dair yapılan yorumlara tepki gösterdi.
"Cumhurbaşkanlığı seçimi, aslında 2015 seçiminin bir işaret fişeğidir. Şu anda cumhurbaşkanlığı seçimi arifesinde, `Genel başkan kim olacak?`, `Başbakan kim olacak?` konuşulmaz. Böyle bir şeyi konuşan arkadaşlarımın kendilerini test etmeleri lazım. Çok yanlış bir şey."


"Benden önceki başbakanların çalıştığı gibi mi çalıştım"
"...Öyle şeyler yazılıyor ki, partimizin içinde olmayan şeyler, varmış gibi gösteriliyor. Örneğin, `Erdoğan da bundan önceki cumhurbaşkanları nasıl çalıştıysa, öyle çalışacak`. Kim dedi sana öyle çalışır diye. Benden önceki başbakanların çalıştığı gibi mi çalıştım ben."
"Allah nasip eder de milletim bize bu görevi verirse, nasıl bir cumhurbaşkanı örneklemesi yaptığımızı göreceksiniz. Çünkü biz eğer öncekilerin daha önüne gidemiyorsak zaten o zaman bu göreve gelmenin bir anlamı yok. Bazılarının ağırına gidiyordur ama kusura bakmasınlar. Ben Abdullah Gül kardeşimi tenzih ederim. Biz Çankaya`ya kalkıp da bir vitrin süsü seçmiyoruz. Orada seçilmiş bir hükümetle, seçilmiş, halkın bizzat seçtiği bir cumhurbaşkanı el ele verecek, omuz omuza verecek ve biz Türkiye`yi uçuracağız."


BOP savunması
Erdoğan, AK Parti`nin iktidardaki ilk yıllarında gündeme gelen Büyük Ortadoğu Projesi`ni (BOP) hatırlattı, projeyi şu ifadelerle savundu.
"BOP`un ne olduğunu sorun bilmezler. `Büyük Ortadoğu Projesi`nde ne vardır` diye sorun bilmezler, bunların hepsi ulusalcı tipler zaten. Eğer böyle bir şey gerçekleşmiş olsaydı diyelim ki, NATO nasıl gerçekleşmiş, OECD nasıl gerçekleşmiş, bu tür şeylerin içinde Türkiye nasıl yer aldıysa eğer Büyük Ortadoğu Projesi gerçekleşmiş olsaydı, orada da kadın haklarından tutun, bölgedeki bütün siyasi, savunmaya, eğitime yönelik aklınıza ne geliyorsa, bunların hepsi bu işlerin içinde olan şeylerdir, olay bu ama bunu saptırmak isteyenler var. Bu ülkenin bölünmesine yönelik şeyler gibi bu tür uydurma şeylerle bize yaklaşmaya veya AK Parti iktidarına fatura kesmeye çalışanlar oldu."