Sıcak gelişmeyle ilgili son açıklama, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay`dan geldi.

Atalay`ın, 6 maddeden oluşan ve `çözüm sürecinin çerçeve yasası` olarak adlandırılan kanun tasarısının bugün TBMM`ye sunulacağı yönündeki açıklamasından dakikalar sonra, tasarı Meclis`e ulaştı.

Tasarının Meclis tatile girmeden yasalaşacağını belirten Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, "Çözüm sürecinde son safhaya yaklaştığımızın tespiti içindeyiz" dedi.

TASARIDA NELER VAR?

Hükümetin, çözüm süreci kapsamında yürüteceği çalışmalar, tasarıda şöyle sıralanıyor:

-Terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine yönelik siyasi, hukuki, sosyo-ekonomik, psikolojik, kültür, insan hakları, güvenlik ve silahsızlandırma alanlarında ve bunlarla bağlantılı konularda atılabilecek adımları belirleyecek.

-Gerekli görülmesi halinde, yurtiçindeki ve yurtdışındaki kişi, kurum ve kuruluşlarla temas, diyalog, görüşme ve benzeri çalışmalar yapılmasına karar verecek. Bu çalışmaları gerçekleştirecek kişi, kurum veya kuruluşları görevlendirecek.

- Silah bırakan örgüt mensuplarının eve dönüşleri ile sosyal yaşama katılım ve uyumlarının temini için gerekli tedbirleri alacak.

- Düzenleme kapsamında yapılan çalışmalar ile alınan tedbirlere ilişkin kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilendirilmesini sağlayacak.

- Alınan tedbirlere ilişkin uygulama sonuçlarını izleyecek, ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlayacak.

- Gerekli mevzuat çalışmalarını yapacak.

YETKİ KİMDE?

Bakanlar Kurulu, çözüm sürecine ilişkin gerekli kararları almaya yetkili olacak. Çözüm süreci kapsamında yapılan çalışmaların koordinasyonu ve sekretarya hizmetleri, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı tarafından yürütülecek.

KARARLARIN YERİNE GETİRİLMESİ

Düzenleme kapsamında verilen görevler, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirilecek.

Düzenleme kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin hukuki, idari veya cezai sorumluluğu doğmayacak.

Düzenlemenin, yayımı tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülüyor.

DÜZENLEMENİN GEREKÇESİ: SESSİZ DEVRİM

Tasarının genel gerekçesinde; Türkiye`nin 2002 yılından itibaren, tarihinin en kapsamlı demokratik değişim, dönüşüm ve normalleşme süreçlerini yaşamakta olduğuna işaret edilerek, "Bu süreçlerde, toplumun tamamını kucaklayan, temel hak ve özgürlükler alanını genişleten, vatandaşların ülkeye aidiyetlerini ve devlete güvenlerini pekiştiren `sessiz devrim` niteliğinde ileri adımlar atılmış, köklü reformlar gerçekleştirilmiştir. Milletimizin talep ve beklentileri doğrultusunda gerçekleştirilen bu reformlar, toplumun farklı kesimleri tarafından yaygınlıkla benimsenmiştir" denildi.

Atılan adımların oluşturduğu olumlu psikolojik ortamın, Türkiye`nin geçmiş on yılları bulan ve toplumun barış ve kardeşliğine yönelik en önemli tehdidi oluşturan terör sorunuyla mücadelede bir paradigma değişikliğinin ve çözüm perspektifinin önünü açtığı ifade edilen gerekçede, "Böylece terör sorunu ile vatandaşların meşru ve demokratik talepleri birbirinden ayrılmış, tüm toplum kesimlerinin sorunlarına karşı daha duyarlı bir yaklaşım benimsenmiştir. Bu kapsamda, 2009 yılı Temmuz ayında terörü sona erdirmek ve toplumsal barış ve kardeşliği güçlendirmek amacıyla Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi başlatılmıştır. Bu süreçte, ülkemizde çeşitli toplum kesimlerinin sorunlarıyla yüzleşmeyi ve çözümler geliştirmeyi mümkün kılan özgür ve dinamik bir tartışma ortamı ortaya çıkmıştır" ifadelerine yer verildi.

ARTAN KAMUOYU DESTEĞİ

Gerekçede, 2012 yılı sonlarında daha güçlü, demokratik, özgür, güvenli ve huzurlu Türkiye için bir devlet politikası olarak çözüm sürecinin başlatıldığı anımsatılan gerekçede, şunlar kaydedildi:

"Çözüm sürecinin nihai hedefi; terörün tamamen sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi ile milli birlik ve beraberliğin pekiştirilmesidir. Çözüm süreci, şiddeti ve silahı aradan çıkarma, sözü, düşünceyi ve siyaseti devreye alma sürecidir. Toplum, çözüm sürecine güçlü bir destek vermekte olup, kamuoyunda sürece ilişkin olumlu bir beklentinin hakim olduğu gözlemlenmektedir. Çözüm sürecinin topluma mal olmasında düşünür, yazar, akademisyen, sanatçı gibi toplumun farklı kesimlerinden ve saygın isimlerden oluşan Akil İnsanlar Heyeti`nin samimi gayretlerinin de katkısı olmuştur. Artan kamuoyu desteği bu sürecin başarıya ulaşmasının en önemli garantisidir."

TBMM`de toplumsal barış yollarının araştırılması ve çözüm sürecinin değerlendirilmesi amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulduğu, sekiz ayı bulan çalışmaları sonucunda hazırlanan raporun, sorunun çözümüne ışık tutacak önemli tespit ve öneriler içerdiği belirtilerek, ayrıca Türkiye`nin demokratikleşme tarihinde oldukça önemli bir yer teşkil eden ve "4. Demokratikleşme Paketi" olarak da bilinen Temel Hak ve Hürriyetlerin Geliştirilmesi Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile çözüm süreci bağlamında da önemli düzenlemelerin hayata geçirildiği hatırlatıldı.

Gerekçede, "Sürecin ilk olumlu etkisi, akan kanın yaklaşık 19 aydır durması, dolayısıyla vatandaşlarımızın daha güvenli ve daha huzurlu bir ülkede yaşamaları olmuştur. Çözüm süreci sayesinde ülkemizin özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri on yıllardır özledikleri normalleşme görüntülerine kavuşmaya başlamıştır. Bölgede ekonomi ve turizm canlanmaya başlamış; normalleşme ortamının olumlu yansımaları, yaşamın tüm alanlarında çok daha fazla hissedilir olmuştur. Çözüm sürecinin başarıya ulaşması Türkiye`nin hızlı bir ekonomik gelişme ve kalkınma hamlesi içine girmesini sağlayacaktır.

Ülkemiz bu temel sorununu çözdükten sonra bütün gücünü ve dinamizmini ekonomik gelişmeye aktarma fırsatı bulacaktır. Çözüm süreci, çok boyutlu ve değişik aşamalar içeren dinamik bir süreçtir. Dolayısıyla sürecin farklı aşamalarında atılması gereken yeni adımlar söz konusu olabilecektir. Bu ise devlet kurumlarının arasındaki etkin koordinasyonun yanı sıra halkın ve sivil toplumun sürece aktif katılımlarını sağlayacak düzen oluşturulmasını gerektirmektedir" denildi.

BAKANLAR KURULU KARARI

Tasarıya ilişkin açıklamalarda bulunan Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay şunları şöyledi:

Yasa, süreç kapsamında temas diyalog, görüşme gibi siyasi irade ve kararlık getiren konularda bir Bakanlık veya kurum işlemi yerine, Bakanlar Kurulu kararı alınması ve görevlendirme yapılması yoluyla konunun bir hükümet politikası olarak idare tarafından daha hızlı ve etkin şekilde uygulanmasına imkan sağlanmaktadır" dedi.

CEZAİ SORMLULUK DOĞMAYACAK

Atalay, "Bir hukuk devletinde çözüm süreci çerçevesinde görevin ifası niteleği taşıyan faaliyetler nedeniyle kişilerin hukuki, cezai ve idari yönlerden sorumlu tutulma tehdidinde bulunmaları da kabul edilemez. 4. maddede bunu önemle düzenliyoruz. Bu süreçte görev alanların, çalışmalara katılanların gerçekleştirdikleri faaliyetler nedeniyle gelecekte herhangi bir yaptırım tehdidiyle karşılaşmamaları amacıyla bu kanun kapsamında görevleri yerine getiren kişilerin hukuki, idari ve cezai sorumluluğunun doğmayacağı yönünde bir düzenleme bu yasada yapılmaktadır" diye konuştu