VAN- Müslüman Kardeşler Dayanışma İnisiyatifi tarafından yapılan açıklamada PKK’nin saldırıları kınandı.

Feqiye Teyran Parkı’nda yapılan basın açıklamasını inisiyatif adına Erhan Şengül yaptı. Basın açıklamasına 46 STK destek verdi.

“Çözüm süreci  yerini tedirginliğe ve öfkeye bırakmıştır”
Bölgede barışı istemeyen karanlık güçlerin yeniden sahnede oyunlarını oynamaya devam ettiğini ifade eden Şengül, “Barış ve huzur müzakereleri bölge insanının kahir ekseriyetini yeniden umutlandırdığı, ülkemize yıllardan beridir kaybettiğimiz barış, huzur ve kardeşliği tekrar getireceği umutlarını son günlerde birilerinin yine barışa kurşun sıkmaya başlamasıyla bölge insanını derin bir endişeye sevk etmiştir. Ne yazık ki, ülke genelinde daha huzurlu ve insani bir ortamın yerleşmesine vesile olması umulan `çözüm süreci` barış karşıtı karanlık güçlerin saldırgan ve provokatif tutumlarıyla bilhassa Kürdistan coğrafyasında giderek bir endişe kaynağına dönüşmektedir. Bölgede, çatışan taraflar, devlet ve PKK arasında varılan uzlaşma neticesinde ölümlerin durması ve kan akmamasından ötürü duyulan memnuniyet, çok geçmeden yerini tedirginliğe ve öfkeye bırakmıştır.” dedi.

“Mehmet Uğurtay hadisesi bu olayların vahametini göstermeye yeterlidir”
Lice`de 16 Mayıs cuma gecesi yaşananların bu tahammülsüz ve zorba tutumun nerelere vardırıldığının bir örneği olduğunu söyleyen Şengül, “16 Mayıs cuma gecesi 2 araçla Lice`nin kıyı (Darakol) köyüne gelen bir grup, Hüda-par mensubu Mikail Ayık`ı götürmek istemiş, Mikail Ayık`ın bu zorbalığa direnmesi karşısında kendisi ile birlikte abisi Ali Ayık ve kızı Nesrin Ayık`ın üzerlerine kurşun yağdırmışlardır. Diyarbakır-Bingöl yolunun kapatılması ve Yine Silahlı saldırı sonucu çocukların gözleri önünde katledilen servis şoförü Mehmet Uğurtay hadisesi bu olayların vahametini göstermeye yeter olaylardır. Bu olaylar sistematik biçimde geliştirilen bir mantığı yansıtmakta, aşama aşama yükseltilen bir kampanyanın izlerini taşımaktadır. Aynı zihniyete mensup gruplarca daha önce de başta diğer İslami çevrelere karşı olmak üzere bölgenin çeşitli illeri, ilçeleri ve köylerinde sayısız saldırı gerçekleştirilmiş, bilhassa hakimiyet kurulmaya çalışılan yerlerde farklı seslerin bastırılmasına, kendileri dışında faaliyet yürüten grupların sindirilmesine yönelik eylemler düzenlenmiştir. Yakma, tahrip etme, yaralama türünden fiiller yanında bu saldırılar neticesinde, Dicle ilçe başkanının kaçırılmasına varan ve Yüksekova ve Dargeçit örneklerinde yaşandığı üzere ölümle sonuçlanan vakalar da meydana gelmiştir.” Şeklinde konuştu.

“Bu hadiseler barış ve çözüm sürecine büyük bir darbedir”

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde ve bölgedeki diğer üniversitelerde Müslüman öğrencilerin yapmış oldukları etkinliklere karşı provokatif saldırıların yapılmakta olduğu ve Müslüman öğrencileri darp etmeye varan saldırıların düzenlenmekte olduğunu belirten Şengül, “Kürt halkını ‘ya benimlesin ya da karşımda’ gibi ideolojik bir kamplaşmaya sürüklemek kabul edilir bir şey değildir. Ve bu yaklaşımında kimseye bir kazanımı olmayacaktır. Kim olursa olsun ve kime yapılıyorsa yapılsın yapılan bu tür saldırıları insanlık dışı olarak bulduğumuzu ve nefretle kınadığımızı tüm kamuoyu ile paylaşıyoruz. Gerçekleşen bu hadiseler bölgede yeşermeye yüz tutmuş barış ve çözüm sürecine büyük bir darbedir. Bu durumdan cesaret alanlar, halk arasında korku imparatorluğunu yaratma yoluna gitmekte, kendileri gibi düşünmeyen özellikle de dindar halkı boyun eğmeye zorlamaktadır. Fitne ateşinin bölgede alevlenmesine karşı her kesimin çok dikkatli olması gerekmektedir. Özellikle doksanlı yıların Hizbullah-PKK çatışması gibi bir sürece karşı tüm kesimlerin dikkatli olması gerekmektedir. Bu bağlamda PKK üzerine düşeni yapmalı ve kamuoyunu rahatlatacak adımlar atmalıdır. Diğer taraftan Hüda par yetkilileri ise; sabır, metanet, sağduyu ile hareket etmeli ve akl-ı selim-i elden bırakmamalıdırlar.” İfadelerini kullandı.

“Bu yaşananlara karşı kör-sağır kalamayız”
Bölge insanın barışa olan özlemi ve arzusu çocukları dağa kaçırılan annelerin çığlıklarında Diyarbakır`dan Van`a tüm insanların yüreklerinde yankı bulduğunu söyleyen Şengül, “Bu çığlık bütün annelerin umudu olmuş yıllardır korku imparatorluğu kurulup bastırılan bu çığlıklar bölge insanın sesi olmuş vicdanı olmuştur. Hayatının baharında annelerin kucağından alınıp bir bilinmeze giden bu yavruların anneleri artık sahne almıştır. Bundan sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Bu yaşananlara karşı kör-sağır kalamayız. Bu annelerin yürekleri ve bu çocukların hayatları karartılmamalıdır. Buradan kamuoyu huzurunda bu çocuklarımızı kaçıranlara sesleniyoruz; Edî bese!/ artık yeter! bu annelerin feryatlarını dinleyin ve çocuklarını serbest bırakın diyoruz. Öte yandan tüm bu olup biten karşısında devletin takındığı aciz ve umursamaz tavrın ise hiçbir biçimde kabul edilemez olduğunun altını çiziyoruz. Dün Kürt kimliğini tehdit olarak algılayıp bu bölgede yaşayan insanlara karşı her türlü zulme, hukuksuzluğa başvuran devlet, bugün de vatandaşlarının başta can güvenliği olmak üzere temel haklarını, ifade ve örgütlenme özgürlüklerini koruma sorumluluğunu hiçe sayarak bu bölge insanlarının bir kez daha mağduriyetlerine kapı aralamaktadır.” şeklinde konuştu.

“AK Parti hükümeti ‘kan akmıyor’ diye kendini kandırmamalıdır!”
Bölgenin karanlık güçlerin insafına terk edilmemesi ve halkın kaderleri ile baş başa bırakılmaması gerektiğini söyleyen Şengül, “Barış süreci denilen bu muamma sürecin bir an evvel nihayete ermesi ve bölge halkının huzur ve sükûnete kavuşması gerekmektedir. Ak Parti hükümeti "çözüm süreci işliyor, kan akmıyor" diye kendini kandırmamalıdır! Bölgede hukuksuzluğun ve zorbalığın olağanlaştığına, baskı ve şantajın gündelik hayatın bir parçasına dönüştüğüne dair güçlü işaretler vardır. On yıllarca devlet eliyle uygulanan ulusalcı- kemalist zorbalığın esaretinde zulmün her türlüsüne maruz kalmış bölge halkının, karanlık güçlerin mağduru kılınmasına göz yumulmamalıdır. Çözüm süreci elinde silah olanın her türlü dayatmaya başvurabildiği bir ortamın adı olmamalıdır! Gerçek manada ve kalıcı bir çözümün, herkesin kendisini özgürce ifade edebildiği, kendisini inancından, kimliğinden ve siyasi aidiyetinden ötürü kimseye hesap vermek zorunda hissetmediği bir ortamın yeşertilmesiyle mümkün olabileceği unutulmamalıdır! Burada inisiyatif içerisinde yer alan 42 kurum adına Kardeşlik, barış ve huzur için tüm kamuoyunu seferber olmaya davet ediyor. Ve Her bijî biratî, Her bijî aşîtî/Yaşasın Kardeşlik, Yaşasın barış diyoruz.” diye konuştu.

Yapılan konuşmaların ardından grup sessiz bir şekilde dağıldı. (Hacı Yılmaz-İLKHA)