İZMİR- Türkiye ve Türkiye halkları üzerinde büyük olumsuzluklar,  derin yaralar ve izler bırakan 12 Eylül 1980 cunta darbesi sorgulanmaya devam ediliyor. Acı gerçekler ile yüzleştikçe de ürkütücü tablolar ortaya çıkıyor. Türkiye tarihine olumsuz bir şekilde damgasını vuran 12 Eylül Askeri Darbesi`nde 650 bin kişi gözaltına alındı, bir milyon 683 bin kişi fişlendi, 50 kişi idam edildi, 171 kişi ise işkenceden öldü. Sayısız insan mağdur edildi.
 
İşte o dönem gözaltına alınıp, çeşitli mağduriyetler yaşayan, 1963 yılı Mardin-Mazıdağ doğumlu Hüseyin Şani adlı vatandaşla 12 Eylül darbesi üzerine konuştuk.
 
İhtilaldan Önce Nasıl Bir Düşünceye Sahiptiniz? O dönem Mazıdağ`da Ne Tür Fikri Akımlar Vardı?
17 yaşındayken ihtilal günü gözaltına alındım. Gençliğin verdiği bir heyecan vardı. Aslında söyleyecek olursak ortada herhangi bir dava da yoktu. O dönemde Mazıdağ gibi küçük bir yerde birçok değişik dünya görüş vardı. Sol örgüt ve fraksiyonların fikirlerini benimsetmeye çalışıyorlardı bizlere. Açıkçası onların elinde kullanılacak malzemeydik bir nevi. Herkes bizimle ilgileniyordu. Bir gün birileri geliyordu davasını anlatmaya, diğer gün başka birileri geliyordu. Bize Sosyalizm, işçi hakları vb. ile ilgili kitapları okutuyorlardı. Bazen bir tarafa meyilli oluyorduk, onlarla gidip geliyorduk. Bir zaman sonra başkalarının fikirlerini benimsiyorduk. Yani neticede birilerine tam olarak bağlı değildim
 
Olaylar Ne Zaman Başladı? İlçenizde Genellikle Hangi Örgütler Faaliyet Gösteriyordu?
Olaylar 78`den sonra başladı. Normalde bu tarihten önce Mazıdağ`da herhangi bir olay yoktu. Düşünsenize dernekler dahi kurulmamıştı. Daha sonra ilçede çok sayıda değişik sol görüşlü örgüt ve dernek kuruldu. Mesela KUK (Kürdistan Ulusal kurtuluşu) örgütü büyük ölçüde Mazıdağ`a hâkimdi. Bunun dışında DDKD, Ala Rızgari, Özgürlük Yolu ve henüz PKK ismini almamış Apocular gibi örgütler vardı. Herkes kendi çapında bir çalışma yapıyordu. O dönemde Mardin ve çevresinde sık sık ölümlü olaylar meydana geliyordu. Fakat Mazıdağ merkezinde o süreçte hiçbir kanlı eylem olmadı. Bazı ateşli tartışmalar oluyordu ama kanlı bir çatışmaya dönmüyordu.
 
Çatışmalardan Bahsettiniz. Sağ-Sol Çatışması mıydı Yoksa Farklı Gruplar Arasında mıydı?
Çatışmalar genellikle PKK-KUK arasında oluyordu. O dönemde sağ sol çatışması yoktu. Mardin Kızıltepe civarlarında kanlı çatışmalar vardı. KUK` ile PKK birbirlerine karşı iki azılı düşman gibiydi. Birbirlerini nerde görseler silahlı bir çatışmaya giriyorlardı. Mazıdağ`a KUK genellikle hâkim olduğu için PKK azınlıktaydı. PKK genelde kırsalda hâkimdi. Bundan dolayı ilçede silahlı bir çatışma olmuyordu. Bu şekilde 1,5 seneye yakın çatışma olmasa da ateşli tartışmalar oluyordu. Ondan sonra 12 Eylül askeri darbesi oldu.
 
Darbeden Önce Ne İşle Meşgul Oluyordunuz?
Dayımın bir fotoğrafçı dükkânı vardı. o askere gittikten sonra dükkanına ben bakıyordum. Bu Mazıdağ`ın tek fotoğrafçıydı. O yüzden ilçede hemen hemen herkes beni tanıyordu. Gelen giden çok oluyordu. Değişik fikir ve düşüncede insanlar dükkâna gelip giderdi. Her gelen kişi kendi propagandasını yapıyordu.
 
GARNİZONUN AŞÇISINA YOL VERMEDİĞİMDEN DOLAYI İŞKENCE GÖRDÜM
İhtilalın Olduğu Gün Nasıl Gözaltına Alındınız? Ve O Gün Neler Yaşadınız?
İhtilal günü ben evde uyuyordum. Askerler evimizi basmışlardı. Evin içi tıklım tıklım asker dolmuştu. Sonra beni alıp İlçe Garnizon Komutanlığı`na götürdüler. Mazıdağ`dan ben dâhil 12 kişi tutuklamışlardı. Orda bizi bir gece tuttular. Gece vakti askerler gelip hücreden yalnızca beni alarak garnizonun yemekhanesine götürdüler. Üç kişi beni coplarla bir süre dövdüler. Dayak atmaları uzun sürünce sesimi birilerine duyurmaya çalıştım. Bağırmalarım dışarıdan duyulunca dayak atmayı kestiler.(Meğer ihtilaldan önce garnizonun aşçısına yol vermediğimden dolayı o dayakları yemişim). Ertesi gün halk toplanmış, tutuklamalara tepki vermişti. Hatta sonradan duyduk ki garnizon komutanı bile kendi üstlerine tepki vermişti. Çünkü kendi ilçesinde olaylar olmadığı halde insanlar tutuklanmıştı. O da tutuklamaların olmasını istemiyordu.
 
Tutuklanmamızın ertesi günü gözlerimizi bağlayıp, bizi bir arabaya bindirerek bilmediğimiz bir yere götürmek üzere yola çıkardılar. Nereye gittiğimizi bilmiyorduk ama sonradan bizi Mardin Jandarma Tugayı`na götürdüklerini öğrendik.
 
BEŞ YÜZ KİŞİYİ BİR ALANA DOLDURDULAR
Peki, Götürüldüğünüz Yerde Askerin Size Karşı Tutumları Nasıldı? Bulunduğunuz Ortam Nasıldı?
Bizi çok küçük bir hücreye almışlardı. Tuvalete götürürken bile gözlerimizi kapatıyorlardı. Bir gün yine tuvaletlerin olduğu yere gittiğimizde üzerlerindeki elbiseleri simsiyah olmuş, yüzleri sararmış bazı insanlar gördük. Anladık ki bizden başkaları da tutuklanmıştı. Daha sonra Nusaybin`den birkaç kişiyi bizim hücreye getirdiler. O küçücük hücrede artık uzanacak yer bile kalmamıştı. Uyumak için sırt sırta verip öyle uyuyorduk. Günlük olarak hepimize sadece ve sadece 10 litre su veriyorlardı. Ve müthiş bir sıcaklık vardı. Anahtar deliklerini dahi tıkamışlardı. Pencereler boyanmıştı. Kapı altları bile kapatılmıştı. Adeta boğulmamızı istiyorlardı. O kadar ter akıyordu ki günde bir iki defa atletlerimizi sıkmak zorunda kalıyorduk.
 
ÇOCUKLARINI BULAMAYINCA BABALARINA, AMCASINI BULAMAYINCA YEĞENE İŞKENCE
Sorgular Nasıl Başladı? İşkence Edilen İnsanların Durumları Nasıldı?
O hücrede birkaç gün kaldıktan sonra bizi büyük, hangar gibi bir yere aldılar. Sayımız gün geçtikçe artıyordu. Artık beş yüze yakın kişi olmuştuk. O arada sorgu adı altında işkenceler başlamıştı. İnsanın psikolojisi bozacak sistematik işkenceler başladı, her yanda bağırma ve inleme sesleri geliyordu. İlk olarak Mardin merkezinden 65 yaşlarında ihtiyar bir amca götürüldü. İhtilal günü asker o amcanın iki oğlunu aramış, bulamayınca onu gözaltına almışlardı. Sorguda oğullarının yerini sormuşlardı. Amcayı müthiş bir şekilde dövmüşlerdi. Geldiği zaman elleri, kolları kımıldamayacak haldeydi. Daha sonra sorgu sırası Mazıdağılılara gelmişti. İlk olarak Mazıdağı`da `müftü` lakabıyla tanınan bir kişiyi aldılar. Bu kişinin hiçbir suçu yoktu. Amcasını bulamayınca onu getirmişlerdi. Sorguda ısrarla amcasının yerini sormuşlar, adam bilmediğini söylemesine rağmen ona inanmamışlar ve işkence etmişlerdi. Daha sonra onu işkenceden getirdiler. Vücudu adeta simsiyah olmuş, göğsünde bot izleri vardı. Kendinde değildi. Bez ıslatıp yaralarını üzerine koyuyorduk. Artık bayılmış, kendinden geçmişti. Artık olacak gibi değildi onu battaniye içine koyup tedavi etmeleri için askere verdik. Askere teslim ettikten sonra onda herhangi bir haber alamadık. Bildiğim kadarıyla şu ana kadar ailesi onun ölü mü, sağ mı olduğunu bilmiyorlar. Akibeti belli olmadı daha.
 
GECE İŞKENCE ALTINDA ÖLDÜRÜP YOL KENARLARINA ATIYORLARDI
Ne Tür İşkence Yöntemleri Vardı?
Her sorguya alınan kişi adeta şekil değiştirip geliyordu. İşkenceler genellikle gündüz yapılıyordu. İstisna olarak bazılarını gece sorguya alıyorlardı. Ama gece sorguya alınan kişiler genellikle geri dönmüyorlardı. Sonradan bazılarının öldürülüp yol kenarlarına atıldığını duyduk. Kaba dayak vardı. Sert kablolarla, coplarla vuruyorlardı. Elektrik veriliyordu. Hakaret ve küfürler ediliyordu. Her gün onlarca kişi bayılıyordu.
 
Sizi Sorguladıklarında Neler Sordular? Neler Yaşadınız?
Mazıdağ grubundan en son beni sorguya aldılar. Beni odaya koydular. Odanın içinde su vardı. Bana "kaç kişi öldürdün, hangi örgüte üyesin?" gibi sorular soruyorlardı. Sonra "Siirt`te, Batman`da eylemlere katılmışsın, elimizde fotoğrafların var" diyorlardı. Oysa ben hiçbir zaman bir olayın içinde olmamıştım, söyledikleri gibi hiçbir zaman Siirt`e de gitmemiştim. Bana elektrik veriyorlar, sorularına istedikleri cevapları vermeyince dozajı artırıyorlardı. Tavana küçük tüpler asmışlar, onunla bize vuruyorlardı. Belli bir süre işkence yaptılar. Daha sonra gözüm kapalı bir şekilde önüme bir dosya koydular. Bir sürü imza attım. Beni serbest bırakacaklarına söyleyip, tekrar tutukluların olduğu yere götürdüler.
 
BİZİM SORUMLULUĞUMUZU YAPANLAR GÖZALTINA ALINMADILAR
Peki, Darbe Öncesi Size Önderlik Yapan Kişiler Tutuklandı Mı?
İlginç olan darbe öncesi bizim liderliğimizi yapan kişiler, dernek başkanları yani önde görünen şahıslar gözaltına alınmadı. Benim gibi doğru düzgün bir şeyden haberi olmayan kişiler tutuklandı.
 
Ailelerinizin Nerde Olduğunuzdan Haberleri Var Mıydı?
Evet, haberleri olmuştu. İnsanlar perişan olmuştu artık. Ailelerimiz bir şeyler getirip, bizlere teslim edilmek üzere askere veriyorlardı. Ama bize ulaşmıyordu. Tabi bizim dışarıyla bağlantımız kesilmişti. Bundan dolayı olup bitenlerden haberimiz yoktu.
 
40 GÜN İŞKENCEDEN SONRA MAHKEMEYE SEVK EDİLMEDEN SERBEST
Gözaltında Ne Kadar Kaldınız? Sizi Nasıl Bıraktılar?
Kırk dört gün orada kaldık. Daha sonra Mazıdağ`dan gözaltına alınanlar olarak bizi mahkemeye sevk etmeden serbest bıraktılar. Gözlerimizi kapatıp, bizi bir arabaya bindirdiler. Ve bizleri Mardin- Urfa Yolu üzerine, hiç kimsenin olmadığı bir yere bırakıp gittiler.
 
Darbecilerin Yaptığı Anayasa Nasıl Kabul Edildi?
O kadar zulüm ve baskıdan sonra millet korku içinde yaşıyordu. Ve sonunda zaten yaptıkları darbe anayasasını zorla millete kabul ettirdiler.
 
DARBEDEKİ HAKSIZ İTHAMLAR HEP KARŞIMA ÇIKTI
Sonraki Yıllarda İhtilalda Gözaltına Alınmanızdan Dolayı Çeşitli Olaylar Yaşadınız Mı?
83 yılında askere gittim. Acemi ve usta birliğimi Erzurum Topçu Alayı`nda yaptım. Askerliğimin bitmesine kırk gün kala beni Ağrı-Eleşkirt`e sürgün ettiler. Çünkü darbe zamanında tutuklandığımı öğrenmişlerdi. 85`te İzmir`e geldim. Burada ehliyet almış ve bir şirkette kamyon şoförü olarak çalışmaya başladım. Bir gün öğle vakti yanıma reno marka bir araba yanaştı. Sivil polis olduğunu söyleyen iki kişi, ehliyetimde bir problem olduğunu söyleyip beni trafik şube müdürlüğüne götürdüler. Beni şube müdürünün yanına çıkardılar. Müdür önündeki dosyayı okuyunca bana hakaret ve küfürler ederek beni siyasi şubeye götürmelerini istedi. Buradaki müdür de polislere gözlerimi bağlamalarını istedi. Beni üç gün boyunca hücreye attılar. Sonra hiçbir şey olmamış gibi beni serbest bıraktılar. Sonraki yıllarda pasaportumu yenilemek emniyete başvurduğumda bana 80`lerde tutuklandığımı ve yasadışı örgüt üyesi olduğumu söyleyerek bana zorluk çıkarıyorlardı. Nereye gitsem önüme dosyam çıkıyordu.
 
Peki, Darbede Gözaltına Alınma Sürecinizde Yaşadıklarınızın, Size Yapılan İşkencelerin Üzerinizde Ne Gibi Etkisi Oldu? Özellikle psikolojik anlamda sizi nasıl etkiledi?
İşkencelerden sonra geceleri korku ve inlemeler başladı bende. Şu anda bile bazen oluyor. Gözaltında yaşananlar, işkence manzaraları, insanların suçsuz yere yaşadığı perişanlıklar hala gözlerimin önünde. İnsan psikolojik olarak çok yıpranıyor. Darbe üzerinden yıllar geçmesine rağmen beni fişledikleri dosyanın önüme çıkması beni tedirgin ediyor.
 
Bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz.  (İlyas Yıldız- İLKHA)