DİYARBAKIR – Mimarlar Odası Diyarbakır Şubesi tarafından “Her yer festival, her yer direniş” sloganıyla tarihi Diyarbakır ve Dicle vadisi koruma sorunları ve sorumlulukları adlı program düzenlendi.

Programın açılış konuşmasını yapan Necati Prinççioğlu, Hevsel bahçelerinin, birbirini sürekli destekleyen, sürekli birbirine yaşam veren 3 unsur olduğunu söyleyerek, “Bunlardan birincisi; Sur içerisindeki yaşam, ikincisi; yaşam kaynağı olarak Dicle Nehri ve sonrasında da Hevsel bahçeleridir. Bunlara bir bütünlük olarak bakmak ve önümüze öyle korumak gerekiyor. Bununla beraber de Diyarbakır Surları ile Hevsel Bahçeleri bu bağlamda UNESCO’ya sunuldu.” ifadelerini kullandı.

Sonrasında konuya dair bir açıklamada bulunan Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı Başkanı Arkeolog Nevin Soyukaya, UNESCO sürecinde düzenlenen programı,  alan yönetim planını ve çerçevede hazırlanan stratejik plandan söz ederek, Dicle vadisiyle birlikte Diyarbakır kalesinin UNESCO’ya sunum sürecinde yaşananları dile getirdi.

Soyukaya, adaylık sunum süreci başladığını belirterek, “Buna bağlı olarak alan yönetim planımızı yeni tamamladık.” ifadelerini kullandı.

“Alanın rezerv yapı alanı olarak ilan edilmesi söz konusu”

Dicle vadisindeki kum ocaklarının alanı tehdit eden önemli unsurlardan biri olduğunu dile getiren Nevin Mercan, “Aslında Dicle vadisindeki genel tehditleri az çok hepimiz biliyoruz. Biz daha çok doğal yaşamı ve ekolojik, dengeyi tehdit eden unsurlar üzerinde çalışıyoruz. Bunları tespit edip bunlara karşı neler yapabileceğimizi tartışıp kararlaştırıyoruz. Alanda şahsi planlanan HES projeleri ile alanın rezerv yapı alanı olarak ilan edilmesi söz konusu. Dicle vadisi tarım alanlarına yönelik yapılan baskılar ve alandaki kum ocakları, alanını tehdit eden en önemli unsurlardır.” şeklinde konuştu.

(Ali Adiyaman / Hüseyin İçli - İLKHA)