ŞANLIURFA -  `Beddiüzzaman ve Müspet Hareket` konulu panel için Şanlıurfa`ya gelen Yeni Asya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Kazım Güleçyüz, çözüm sürecini, Ergenekon tahliyelerine karşılık dindar insanların içerde bırakılmasını, Başbakan`ın Ermenilere yönelik taziye mesajını gibi gündemde olan birçok konuyu İlke Haber Ajansı`na değerlendirdi. 

İşte o röportaj;

"IRKÇILIK FRENG İLLETİDİR, BİZİM MİLLİYETİMİZ İSLAM`DIR"
Yıllardır birçok insanın mağdur edilmesine sebep olan Kürt meselesine bakışınız nedir ve sizce çözüm nedir?
Bir defa söyledim Kürt sorunu ifadesine Kürtlerin itiraz edip sorun olmadıklarını söylemesi lazım. Türkiye`de bu hale gelmesinin en büyük ve en önemli sebebi devletin Türkçülük yapmasıdır. Ve bunun enteresan tarafı bu ideolojiyi yürütenlerin Türk olmayan kişiler olması. Örneğin Türkçülük fikriyatının temelini atan Ziya Gökalp aslında Türk değildir. Üstad Beddiüzzaman ırkçılığın Müslümanları parçalamak için dışarıdan enjekte edilen bir frengi illeti olduğunu söyler. Asırlarca İslam ortak paydasında bir arada kardeşçe yaşamış olan insanlar, bu ırkçılık fitnesinin ortaya konmasıyla böyle bir problemle karşı karşıya kaldı. Halbuki hepimizi yaratan cenabı Allah, Türkü Türk olarak yaratmış Kürdü Kürt olarak yaratmış Kur`an-ı Kerim`de buyruluyor ki: `Ben sizi kavim, kavim; kabile, kabile yarattım. Birbirinizle tanışasınız diye` yoksa karşı karşıya gelerek savaşarak değil. Bu ayet meali ırkçılık şekliyle tahrip edilmeye çalışıldığı için böyle bir fitneyle karşı karşıya kaldık.  Bediüzzaman diyor ki, yine bu ayete istinaden bizim tek bir milletimiz var o da İslamiyet`tir. Çözüm yeniden İslam kardeşliğinin İslam milliyeti anlayışının tekrar ihya edilmesidir ve güçlendirilmesidir. 

"ÜMMET BİZİM İÇİN HER AÇIDAN ÇOK BÜYÜK BİR GÜÇ KAYNAĞIDIR"
Ümmet bizim için çok büyük bir güç kaynağıdır her bakımdan, stratejik bakımdan, siyasi bakımdan, ekonomik bakımdan, sosyal bakımdan, manevi bağlar bakımından... Bu gün hangi beraberliğin 1,5 milyardan fazla mensubu var işte ırkçılığı araya koyarak bu potansiyeli tahrip etmeye çalışmışlar ve maalesef önemli ölçüde muvaffak olmuşlar. Türkler, Araplara, Kürtler Türklere, Kürtler Araplara vb. düşman etmeye çalışmışlar. Ama Bediüzzaman onun gibi İslam alimlerinin mücahitlerinin vermiş oldukları karşı mücadeleyle bu fitnenin daha tahripkar boyutlara taşınmasının önüne geçilmiştir.

"ÇÖZÜM SÜRECİ BÖLGEYİ PKK`YE DEVRETMEK İSE KİMSE BUNU KABUL ETMEZ"
Şu anda çözüm sürecinde bölgede PKK birçok insanı kaçırıyor, insanlara tehdit ve şantaj uygulayıp birçok işyerine molotof atıyor ama hükümet ve güvenlik güçleri barış süreci diyerek sessiz kalıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
 

Baştan beri endişemiz vardı. Çözüm süreci adı altında PKK eylemsizlik adı altında örgütün bölgede alan hakimiyeti pekiştirmeye çalışıyor. Eğer Bölgeyi onlara devretme gibi bir senaryo veya sanki böyle bir şey hayata geçirilmeye çalışılıyor gibi eğer çözümden anlaşılan buysa bu çözümü herhalde kimse kabul edemez.

Barış sürecinde PKK onun unsuru olan kişilerin hakimiyetinin ve diğer unsurların ezildiği bir barış olmaz. Eskiden deniliyordu ki devlet baskısı şimdi onu kaldırıp yerine bir takım gizli anlaşmalar ile aynı hakkı PKK’ya devretmek yanlıştır. PKK gibi bir örgüt üzerinden onu şiddeti adeta meşrulaştırmak onu yasallaştırmak ve bölgeyi ona teslim etmek gibi bir senaryo söz konusu ise bunu tekrar ediyorum buna kimse razı olamaz. 

"ERGENEKONCULARIN BIRAKILIP DİNDAR İNSANLARIN İÇERDE KALMASI ÇİFTE STANDARTTIR"
Ergenekon ve balyoz gibi davalarda içeri alınan birçok isim serbest bırakılırken 28 Şubat sürecinde mağdur edilen İslami kesimden birçok kişi hala içerde. 28 Şubat sürecinde etkili olan Ergenekon sanıkları bırakıldığı halde dindar insanlar için neden bir girişim yapılmıyor?
 

Şimdi Türkiye`de hukukun işleyişi konusunda hep tartışma gelmiştir… Çifte standart olarak algılanmaya yol açacak bir takım uygulamalar sizin bahsettiğiniz tarz da Ergenekoncular bırakılırken diğer bir takım insanlar hala içerde tutulmaya devam ediliyorsa bu çifte standarttır. Yani çözüm hukuktur herkesin hukuka ihtiyacı var herkesin adalete ihtiyacı var birine adalet veya hukuk var ötekine yok gibi bir anlayış doğru değildir.

"O AÇIKLAMA ERDOĞAN`DAN ÇOK TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ`NİN BİR AÇIKLAMASIDIR"
Başbakan Ermeniler için farklı dillerde taziye mesajı yayınladı. Peki, aynı dönemde tekçi zihniyet tarafından Ermeniler kadar Kürt, Türk birçok Müslüman da aynı zulüm yapıldı. Örneğin Menemen olayı, İskilpli Atıf Hoca, Şeyh Sait ve Beddiüzzaman olayları... Başbakan bu insanlar için de aynı şeyleri yapmalı değil mi? Ne düşünüyorsunuz?
 

Şimdi tabi Ermeni meselenin farklılığı, diasporanın devam ettirdiği çalışmalar var dünya kamuoyunun etkileme yönünde filmler çevrilmiş. Dolayısıyla bunun ses getirmesi daha fazla ve biliyorsunuz 2015 yılı 1925`te yaşanan olayların 100. yılı onun için bunu Erdoğan`ın bir inisiyatifi olarak da düşünmemek lazım. Bu Türkiye Cumhuriyeti Devleti`nin bir açıklamasıdır diye yorumlamak gerekiyor. Ermeni meselesi ortak bir acı yani burada bizim insanlarımızı ciddi manada mağdur eden, mağdur durumuna düşüren onlar tarafından yapılmış ve birtakım katliamlar var öbür tarafta bizim tarafımızdan da yapılmış bir takım şeyler var.

"DEVLET SADECE ERMENİLERDEN DEĞİL TÜM KESİMLERDEN ÖZÜR DİLEMELİ"
Bediüzzaman tüm bunları İttihad-ı Teraki`nin bozuk kısmı olarak ifade ediyor. Türkiye Cumhuriyeti`nde Kürtlere, değişik cemaatlere, değişik inanç gruplarına bir takım zulümler, haksızlıklar hep yapılmıştır. Bunların tümü için aslında devletin bir özür dilemesi lazım. Böyle perakende veya taksit taksit değil, sadece Ermenilere mahsus olarak değil, sadece Kürtlere mahsus olarak değil, yani Bediüzzaman`ın istibdadı-mutlak olarak ifade ettiği rejimle ülkenin yönettiği dönemde mağdur olan herkes için...   (Osman Gülebak - Sedat Kuşulay / İLKHA)