Mehmet Emin Özmen / Doğruhaber / Araştırma

13. yüzyıl İslam medeniyetinin doruk noktasını teşkil eder. İlim, sanat, kültür, vb. pek çok konuda zirve yaptığımız dönemdir.

Haçlı seferleri ile medeniyetimizi tahrip etmeye çalışan Batılılar, aynı zamanda bizleri tanıma fırsatı da buldu. Yakılan, nehirlere atılan kitaplarımızın arta kalanını Batı’ya götüren medeniyet tahripçileri, bilgiye sahip olmanın önemini de kavradılar. Süreç içerisinde bilgiyi tekellerine almayı başaran batı âleminden, bilgi almak durumunda kaldık. Bu durum yeni sorunlara yol açtı. Örneğin aldığımız bilginin İslamileştirme sorunu ile karşı karşıya kaldık. İşte konu edindiğimiz İsmail Raci el-Faruki, bu alanda en çok zihin yoranlardan biridir.

KISACA HAYATI

Müslüman bir coğrafyada, Batı tarzı eğitim alan ve edindiği akademik bilgileri, İslam’ın hizmetine koymayı başaran İsmail Raci el-Farukî, 21 Ocak 1921 tarihinde Filistin`in Yafa şehrinde doğdu. İlk eğitimini, İslami ilimlere hayli vakıf olan babası Abdulhüda Farukî’den aldı. Birinci ve orta basamak eğitimine Saint Joseph Koleji’nde yaptı. Beyrut’taki Amerikan Üniversitesi’nde Felsefe okudu. Buradan 1941 yılında mezun oldu. 1945’te bir süre idarecilik görevinde bulundu.

Bulunduğu valilik görevinde Filistin davasına sahip çıktı. Bu arada 1948 yılında israil terör devleti kuruldu. Akrabaları Beyrut’a, kendisi Amerika’ya gitti.

Amerika’ya gidişi ona bir nevi ilim kapısının açılması anlamına geliyordu. Çünkü akademik bilgilerini Amarikan üniversitelerinde tamamladı. 1949`da Indiana ve 1951`de Harvard üniversitelerinde felsefe alanında yüksek lisans yaptı. 1952’de de doktora tezini tamamladı. Tabi Batı tarzı eğitimin getirdiği tehlikeyi de bu arada görme fırsatı buldu. Bu bilgilerin İslamileştirilmesi gereğine inandı. Kafasındaki bu koca soruya cevap bulmak için Mısır’da ikinci kez doktora yaptı. Bu kez Şer’i ilimler üzerine Ezher Üniversitesi’nde öğrenim gördü. Mısır’da kaldığı üç yıllık sürede Arapçılık fikrinin savunucusu oldu. Fakat bir süre sonra kendini bu akımın yıkıcı etkisinden kurtardı. Bu eğitimden sonra tekrar Amerika’ya döndü.

Artık teorik bilgilerin pratize edilmesinin zamanı gelmişti. Amerika’da Müslüman Öğrenci Birliğine ilmi olarak destek oldu. Kurumsallaşmanın ve kurumsal teşkilatı bulunan yerlerde ilmi hizmetin daha önemli olduğunu biliyordu. Pakistan’a gidip orada İslam Araştırmaları Merkezinin çalışmalarına katıldı. Daha sonra Amerika’da bir süre İlahiyat dersleri verdi. Bu arada Yahudilik ve Hıristiyanlık hakkında geniş malumat topladı.

Syracuse Üniversitesi’nde doçent olarak çalıştığı esnada, mühtedi Lois Lamyâ ile tanıştı ve onunla evlendi. Amerika’da çeşitli üniversitelerde çalışıp, gittiği yerlerde İslami kürsüler oluşturdu veya dernekler vasıtasıyla İslami bilginin oluşumu arayışlarına devam etti. Bu girişimleri önemli bir organizasyon olan, “Uluslararası İslam Düşüncesi Enstitüsü” nün kuruluşu ile neticelendi. Enstitü, Amerika’daki önemli enstitülerinden biri haline geldi ve özellikle “Bilginin İslamileştirilmesi” hususuna yöneldi.

İsmail Racî el-Farukî’nin bu düşünceleri ve bilgiyi İslami hale getirme çabaları, özellikle siyonistler olmak üzere, küfür cephesinde rahatsızlıklara neden oldu. 1948’de Filistin’de davası için yürüttüğü faaliyetler, kendisinin siyonizme karşı muhalif tutumu, Amerika’daki israil lobisinin kendisini düşman olarak ilan etmesine sebep teşkil etti. Hatta Farukî’yi en tehlikeli düşman olarak görmeye başladılar. İsmail Racî el-Farukî ve eşi Lois Lamyâ, 27 Mayıs 1986`da Pensilvanya’daki evlerinde Ramazan ayında, sahur vaktinde bıçaklı bir saldırıya uğrayarak şehid edildiler.

Faruki’nin bilginin İslamileştirilmesi için öngördüğü çalışma planının beş temel şartı vardır:

Modern disiplinleri iyice öğrenmek,

İslami kültür mirasına iyice nüfuz etmek,

Modern bilginin her alanıyla İslam arasında özel bir uygunluk ve uzlaşma sağlamak,

İslami kültür mirasıyla modern bilgi arasında verimli bir terkip için metotlar geliştirmek,

İslam düşüncesini, ilahi modeli icra edecek ve ona işlerlik kazandıracak bir yörüngeye oturtmak.

Bu çalışmalarla İslam kültür mirası yeniden ortaya çıkarılacak ve yorumlanacak, bu miras modern bilgi birikimiyle eleştirel bir tarzda uzlaştırılacak, edinilen çağdaş İslami bilgi İslam topluluğunun ve genel olarak insanlığın problemlerine çözümler getirecek, bu şekilde İslamileştirme programı gayesine ulaşmış olacaktır.

Onun başardığı en önemli işlerden biri, sadece akademisyen olarak kalmaması, bir mütefekkir olarak masa başına takılıp, fikir üretme ile sınırlı bir kişilik olmamasıdır. O aynı zamanda düşüncelerini pratik hayata tatbik eden, siyonizmi rahatsız eden, İslam düşüncesinin hâkim edilmesi için tezler geliştiren ve bu uğurda şehid edilen bir kişiliktir.

NOT: Bu yazının hazırlanmasında esas olarak, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Ayşegül Yavuz tarafından hazırlanmış olan yüksek lisans tezinden istifade edilmekle birlikte, Farukî hakkında yapılmış diğer biyografi çalışmalarından yararlanılmıştır.