BİNGÖL - Bingöl Sosyal Kültürel ve Ekonomik Kalkınma Derneği Başkanı Doğan Karasu, Bingöl'ün sorunlarıyla ilgili bir açıklama yaptı.


Bingöl'de insanların aç bırakılarak kontrol altında tutulmaya çalışıldığını ileri süren Karasu, "Yoksulluk Bingöl'ün en büyük sorunudur. Nüfusun büyük bir kısmı devletin eline bakıyor, devlete mahkûmdur, devletin tembeli durumundadır. Devlet Bingöllüleri üretimden uzaklaştırmış, önemli geçim kaynağı olan hayvancılığı bitirmiş, insanların üretim iradelerini ve kültürünü ortadan kaldırmış, tüm bileşenleri ile kendisine bağımlı hale getirmiştir. Devlet Bingöl'e hükmetmek için yoksulluk kültürünü yaygınlaştırmış, Bingöllüleri aç bırakarak ve kendisine mahkûm ederek kontrolde tutmak yolunu seçmiştir. Üretimsizlik ve devletten geçinme, kültür haline gelmiş, bu da Bingöllüleri devlete esir yapmıştır. Bingöl'ün bu kadar kötü yönetilmesinin, hizmet alamamasının, Bingöllülerin yönetilenler tarafından dikkate alınmamalarının temel nedeni, yoksulluğun bu düzeyde yaygın oluşudur." dedi.


Devlet vatandaşını Sosyal Yardımlaşma Vakfına mahkûm etmiş
Doğru tespitlerle her vatandaşa asgari geçim ücreti verilmesi gerektiğini dile getiren Karasu, "Bingöl'de nüfusun önemli bir kısmı Sosyal Yardımlaşma Vakfının kısıtlı yardımlarına mahkûm edilmiştir. Sosyal Devlet insanlara asgari geçim standardı sağlamak zorundadır. Sosyal Yardımlaşma Vakfının sağladığı yardım miktarıyla bu vasfını yerine getirememektedir. Yerine getiremediği gibi, insanlarda mahkûmiyet duygusunun gelişmesine, tembelliğe neden olmaktadır. Nüfus oranına göre çok sayıda insanın Vakfa mahkûm olması, Bingöl'ün hayrına değildir. Devlet, vatandaşları Vakfın kaynaklarına mahkûm edeceğine, yoksul vatandaşları doğru bir yöntemle tespit etsin ve her yoksul vatandaşa asgari geçim maaşı versin." dedi.


Koruculuk üretimi öldürdü
Konuşmasının devamında koruculuğun kaldırılmasının gerektiğine de değinen Karasu, "Üretimsizliğin bir başka sebebi ise koruculuktur. Koruculuk sistemi, insanların hayvancılığa, tarıma ve üretim kültürüne yabancılaşmasına neden olmuştur. Kısıtlı gelire sahip bu kesimin, üretim kimliğini kaybetmiş olması, üretim kültürü açısından bir yetersizliğe, kayba işaret etmektedir. Koruculuğu tarih not ediyor. Bunun siyasi, sosyal ve ideolojik boyutunun patolojik olduğunu, birçok sosyal eksiyi beraberinde taşıdığı gerçeğini bir tarafa bırakırsak, korucuların üretime yabancılaşması kendileri ve gelecekleri, Bingöl'ün geleceği için hayra yorumlanamaz." ifadelerini kullandı.


İŞ-KUR işi abartıyor
Konuşmasını son bölümünde, İŞ-KUR ve SODES'in uyguladığı politikaları da eleştiren Karasu, "İŞ-KUR'un uyguladığı politikalar ve emeği değersizleştiren istihdam anlayışı, üretim dinamiklerini zedelemekte, kurumların verimsiz çalışmasına neden olmaktadır. Düşük ücret ile fazla istihdam, İŞ-KUR'un temel politikasıdır. İşsizlik oranını düşürmek için uygulanan düşük ücretli istihdam politikası, insanları çok düşük gelir miktarıyla yaşamaya mahkûm ediyor. İŞ-KUR işi abartıyor, şişme istihdam oluşturuyor. Devlet, fason istihdam seçeneklerini hayata geçireceğine, üretim alt yapısı oluşturmalı, üretime dayalı işgücünü teşvik etmelidir. Binlerce çalışma çağındaki genci, ihtiyacı olmadığı halde kurumların içine, düşük ücretle doldurmanın kimseye yararı yoktur. Devlet, verimsiz çalışmalar yapmak, insanları bir şeyler yapıyor gibi göstermeye, bunun imkânlarını oluşturmaya bayılıyor. Bunun son örneği ise SODES'tir. Şehirdeki reklam panolarındaki SODES reklamını görenler, bu SODES işini bilmeyen vatandaşlar, SODES'in Bingöl'ü uçurduğunu düşünebilirler. Oysa SODES'in bir katma değer yarattığı söylenemez. SODES devlet kaynaklarını, yandaş kurumlar yaratmak için uygulanan bir programdır. Bu programın verimli olduğuna, özel çıkarlar ve taraftarlar sağlama dışında, Kalkınma Bakanlığı da inanmıyor" dedi. (M. Salih Gönül - İLKHA)