Hamd âlemlerin olan Allaha salat ve selam Resulü ve gözümüzün nuru Hz. Muhammed’in üzerine olsun.

 

İslam tarihinde bizler hep eziyet çekmiş ve sıkıntı yaşamışızdır. Bazılarımız malını kaybetmiştir, bazılarımız hicret etmiş bazılarımız ise şerefli bir şekilde canını Allahın kurban etmiş ve en şerefli makam olan şahadete ulaşmıştır. Ve Allah bu sıkıntıların bizi hep bulacağını dile getirmektedir.

 

Bir insan bu sıkıntılara iki açıdan bakar. İmanı sağlam olmayan biri bu sıkıntıları dert, eziyet ve cefa olarak görür. Sebebi ise bazı şeylerin bilincinde olmamasıdır. Zaten bu insan bir süre sonra Allaha isyan edecek ve o zaman her şeyi kaybedip kendisine tanınan şansı elinin tersiyle itecek. İşte o vakit kaybedenlerden olacak.

 

Ama Allaha bağlı ve ondan korkan bir kalp bu sıkıntıların Allah tarafından geldiğini bilerek “inne lilleh ve inne ilehyi raciun” ayetinin aşılamış olduğu bilinçle bu sıkıntılara sabreder. Beklide Allah için meşakkat çekmenin tadına varıp daha fazlasını ister. Çünkü Allah sabredenlerle olduğunu “Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin; Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir. (bakara 153)” ayetiyle bize vaad etmektedir. Bir gün Hz. Ömer peygamberimizin “ Eğer imanınızdan dolayı başınıza bir musibet gelmiyorsa imanınızdan şüphe edin” dediğini duyar ve kendisinin İslamı kabul ettikten sonra hiç işkence ve eziyet çekmediği aklına gelir. Hemen Mekke sokaklarında koşarak “ Ey müşrikler vallahi ben İslamı seçtim ben Muhammed’e tabi oldum yok mu beni dövecek bana işkence edecek biri” diye bağırır. İşte bu olay bize çok güzel bir örnektir HZ. Ömer imanından dolayı sıkıntı arıyor. Çünkü sıkıntının Allah için olduğunu bildiğinden dolayı o sıkıntının kendisini biraz daha cennete yakınlaştıracağının farkında.

 

Biz hüseyni davanın hamileri yaklaşık otuz yıldır sıkıntı çekmekteyiz. Ve daha çok sıkıntı yaşayacağız belkide. Çünkü bu dava Allahın davası, bu yol nebilerin yolu. Onlar bile sıkıntı çekmişken biz nasıl rahat ve konforlu bir şekilde yaşamayı düşünebiliriz?

 

Girilen bu yeni siyasi süreçte ve islamın her yerde itibar görmesi bazı kitlelerin mutlaka hoşuna gitmeyecektir. Biz bu yolda ne sıkıntı gelirse gelsin Allahtan geldiğini bilerek sebat göstermeliyiz. İslamı yok etmek isteyenlere karşı tek yürek olmalıyız. Öyle bir kardeşlik binası kurmalıyız ki bu binayı sabır kolonlarıyla güçlendirmeliyiz. “Size daha hayırlısını haber vereyim mi? Rabbimiz şüphesiz biz iman ettik öyleyse bizim günahlarımızı bağışla ve bizi cehennem azabından koru diyerek sabreden, sadık olan, ibadetlerinde ve itaatlerinde sürekli olan, mallarını Allah yolunda harcayan ve seher vaktinde Allah’tan mağfiret dileyen muttakiler için Allah’ın katında tertemiz eşler ve altından ırmaklar akan, ebedi kalacakları cennetler vardır.” Ayette vaad edilenler şüphesiz gerçektir. İşte biz başta Allah rızası için sonra cennette bu ödüllere erişmek için gelen her türlü sıkıntı, eziyet, işkence, tehdit, ve kötü muamelelere sabır göstermeliyiz.

 

Rabbim ““Mallarınız ve canlarınız konusunda, herhalde imtihana çekileceksiniz; sizden önce kendilerine kitap verilenlerden de, müşriklerden de, muhakkak eza verici söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve sakınırsanız, işte bu azmedilmesi gereken işlerdendir.(Ali İmran 186)” ayetinin bilincinde olup, malımızı ve canımızı Allaha cennet karşılığında satanlardan eylesin. Rabbim birlikteliğimizi sabır ve kardeşlikle güçlendirsin.

 

İsmail Kanık / Gaziantep – Yaş: 19