Düzce Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Selami Yalçın, Ramazan ayının nasıl ihya edilmesi gerektiği ile ilgili İLKHA muhabirine konuştu.

Ramazan ayının Kur'an-ı Kerim'in nazil olduğu ay ve ayların sultanı olduğunu hatırlatan Yalçın, "Peygamber Efendimizin çok büyük önem verdiği, özen gösterdiği ve dolu dolu yaşadığı bir aydır. Sahabe-i Kiram'ın da yine aynı şekilde dolu dolu idrak ettiği bir aydır. Bize de bu bağlamda tavsiyeleri olan mübarek bir süreçtir. İnşallah bizler de güzel bir şekilde ihya ederiz. Rabbim bütün Müslümanlara güzel bir Ramazan geçirmeyi nasip etsin. Özellikle Gazzeli kardeşlerimizin; barışa, huzura ve feraha kavuşmalarına vesile kılsın. Yeryüzünde zulme uğrayan bütün kardeşlerimizin muzaffer olmalarına vesile kılsın."temennisinde bulundu.

Ramazan ayında hangi ibadetlere önem verilmelidir?

Ramazan ayının Kur'an ayı olması vesile ile Kur'an-ı Kerim ile vakit geçirmek gerektiğini ifade eden Yalçın, "Ramazanda Müslümanlar hatim indirirler, camilerde hatimler okunur; imkanı olanların katılması güzel olur ama bireysel olarak da her Müslümanın Kur'an'ı okumasını öneriyoruz. Zaten müminler okuyorlar, Müslümanların büyük bir kısmı Kur'an aşığıdır. Her gün okuyanlar olduğu gibi Ramazanda bunu daha da arttırırlar; kimileri bir, kimileri iki hatim indirmeye çalışır. Peygamber Efendimiz'in Hazreti Cebrail ile olan sünnetini Müslümanlar ihya ediyor. Peygamberimiz özellikle son Ramazanda Hazreti Cebrail ile Kur'an'ı baştan sona iki defa okumuştur. Peygamberimiz okumuş Cebrail aleyhisselam dinlemiştir. Bireysel anlamda her Müslüman o geleneği sürdürerek Kur'an okuyarak bu ayı ihya edebilir. Akşamları teravihler malum, teravihe gidilir. Camiye gitme imkanı olmayanlar kendi kılabiliyorsa kılmaya çalışmalıdır. Bir başka önemli husus gece sahura kalkarken teheccüdü ihmal etmemek çok önemlidir. Nasıl olsa kalkılıyor, diğer zamanlarda belki zor olabilir ama Ramazanda nasılsa sahura kalkılıyor, iyi bir vakit planlaması ile en az iki rekat teheccüd kılınmasında büyük bir fayda vardır. Diğer dualara da ayrıca vakit ayırmakta fayda var. Namazlardan sonra tesbihatları biraz daha özenle yapmakta fayda var." dedi.

"Anlaşılmayan bir kitabın üzerimizdeki etkisi yüzeysel kalır"

Kur'an-ı Kerim'in Müslümanların hayatını değiştirmek için Allah tarafından indirilmiş bir Kitab-ı Kerim olduğunu vurgulayan Yalçın, "Amaç, Müslümanların kendi davranışlarını değiştirmelerini hatta sadece Müslümanlar değil insanların davranışlarını değiştirmelerini sağlamakatır. İman edenler oradaki emirlere, bilgilere, tavsiyelere uygun bir şekilde hayatlarını düzenledikleri zaman dünyaları ve davranışları güzel olur. Hayatları daha az sıkıntılı olur ve sosyal ilişkileri de daha tatlı ve güzel olur. Böylece mutluluğu yakalamış olurlar. Ümid ederiz ki Rabbim cennette de onları mutlu kılar. Kur'an'ın anlamını bilenler anlamına odaklanarak okumalı, anlamını bilmeyenler ise meallerden veya tefsirlerden anlamaya çalışmalıdır. Anlaşılmayan bir kitabın üzerimizdeki etkisi biraz yüzeysel kalır. Şüphesiz Kur'an mucizevi bir metin, Allah'ın sözüdür. Bir kere musiki olarak kulağa çoık hoş geliyor, güzel bir sada ile okunduğunda insnanın ruhuna nüfuz ediyor ama onun ötesine geçmek de çok güzeldir. Yani Kur'an ne diyor, geçmişten bahsederken ne diyor-niye bahsediyor, gelecekten bahsederken neden gelecekten bahsediyor bunların üzerinde yoğunlaşmak gerekir."diye belirtti.

Ramazan ayında Gazze'yi unutmamak gerekir

Duaların, duygu yoğunluğunun zirvede olduğu anların, kabule en yakın anlar olduğunu dile geitren Yalçın, "Özellikle iftara oturduğumuzda gün boyu yaşanan açlık, susuzluğun üzerimizde oluşturduğu bir stres ve duygusal atmosfer vardır. Bu duygusal atmosferin etkisinde iken; 'Ya Rabbi ben temiz, kaliteli su içtim ama Gazzeliler temiz su bulamıyor; Ya Rabbi bir an önce temiz ve lezzetli suya ulaşmalarını ikram ve ihsan et. Ya Rabbi ben ailemle beraber güzel bir sofrada iftarımı açıyorum, onlar bir lokma ekmek bulamıyor; Ya Rabbi helalinden en kısa zamanda onları da bizim gibi doyur, bizden daha güzel bir şekilde doyma imkanına kavuşma imkanını lütfet' diyerek dua etmek gerekir. Gece özellikle teheccüd zamanı duanın en çok kabul olduğu vakittir, sahura kalkıldığında teheccüd namazından sonra elleri açarak; 'Ya Rabbi onları muzaffer eyle, bu darlıktan kurtar' diye dua ettiğimizde bu duaların makbul olduğunu Peygamber Efendimiz bize haber veriyor. Gazzeli kardeşlerimiz için yapacağımız dua; temiz ve günahsız bir dille yapılmış bir duadır, makbul olur. Bu dua; hem onlar için güzeldir hem de bizim için güzeldir. Bizim de Kudüs'ün bağımsızlığına ve özgürlüğüne ihtiyacımız var. Bizim de gönül huzuruna ihtiyacımız var çünkü müminler bir beden gibidir; kardeşlerimiz orada acı içerisinde kıvranırken bizim burada huzur içerisinde yatmamızı kimse bekleyemez. Gücümüz yettiği kadar ilgililerle gereken şeyleri konuşmak, onlara ulaştırmak, onlar üzerinde pres yapmak ama bireysel anlamda da elimizden gelen her türlü imkanımızı sonuna kadar kullanmamız, bizim din kardeşi olarak görevimizdir. Kardeşlerimizin gönül bağlarında unutulmamasını arzu ediyoruz."ifadelerini kulllandı. (İLKHA)