Geçen hafta başlayan ABD-israil ve körfez ülkelerinin de alan açarak İran’a başlattıkları ortak saldırıları ve İran’ın verdiği sert cevaplar ikinci haftasında. Amerika yıllardır can yakarken ilk kez bu kadar canı yanıyor.
Firavun karakterli Trump’un hangi akılla israilin kuyruğuna takıldığı sorusunun cevabını bugün hepimiz biliyoruz artık: Dini lider ortadan kaldırılacaktı, arada bir sokaklara çıkan isyancılara gün doğacak ayaklanacaklardı. İç muhalefet patlayacaktı. İşte size özgürlük fırsatı denilecekti. Kürtlerin kulağına üfürülecek sahaya sürüleceklerdi. Yönetimi ele geçirin denilecekti. Bir yandan uçaklarla sahayı vururlarken bir kara harekatı başlatılacak ve Venezuela’da olduğu gibi petrolüne konulacak, Trump istediği birini iktidara taşıyacak, yeni yönetimi belirleyecekti. Körfezde yeni bir müttefikleri daha olacaktı. Saldırıların ikinci haftasında bu kıyasın fasit bir kıyas olduğunu hepimiz gördük. Sadece matematiksel işlemlerde 2x2= 4 ediyordu.
Trump ve avenesinin İran’ı Venezuela ile kıyaslaması fasit kıyastı, yanlış bir analojiydi ama görünen o ki aralarında bunun fasit bir kıyas olduğunu, yanlış bir analoji olduğunu söyleyecek bir akıllı bulunmuyormuş.
Trump’un İran’a saldırırken amacı netti: Rejim değişikliği. Trump, bu süreci Venezuela’daki gibi basit gördü. Venezuela müdahalesinde Maduro’nun hızlı şekilde devrilmesi ve yeni rejimin ABD ile iş birliğine girmesi, onu hayal aleminde dolaştırmıştı.
İran’ın direnişi, ABD’nin Körfez’deki üslerini, radar sistemlerini ve israilin kalbini vurarak “kolay lokma olmadığını” kanıtlayarak Trump ve avenesini hayal aleminden alıp gerçekler ve stratejik yanılgılarıyla yüzleştirdi. 12 gün saldırılarında rejimin yapısal dayanıklılığını yanlış test etmişlerdi. Çünkü İran beklenenden daha sert ve organize bir karşılık veriyordu. İran’ın bugün israil ve ABD’nin körfeze konuşlu bütün organlarını vurması Amerika’da dua seansları başlattı.
Libya’da Kaddafi’yi, Irak’ta Saddam’ı, Venezuela’da Maduro’yu kesmekle sonuca ulaştıkları gibi İran’da Hamaney’i kesmekle “kişisel diktatörlüğe” son verecekleri gibi basit bir hesap yaptıkları, İran’ı yanlış okudukları, İran’ın bir garnizon devlet olmadığı artık çok aşikâr.
İran’a saldırıların 9. Gecesinde israilin kalbine saplanan, Siyonistlere cehennemi yaşatan, yüzlerce balistik füze ve dronlar yeni bir hesap defterini açmalarına neden oldu.
Yeni bir hesap defterini neden açmasınlar ki! ABD’nin körfezdeki üsleri vurulmuş, Hayfa’ya atılan füzelerle israilin atardamarı kesilmiş, milyar dolarlık radar ve komuta sistemleri çökmüş, Bahreyn’deki karargâh ahıra dönmüş, BAE’deki üs vurulmuş, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla ümükleri sıkılmış durumda.
Bugün ehli vicdan bütün analistler şunu söylemek durumundadır: Bu saldırılar Amerika’nın istediği sonuçları vermedi. Peki ya ne olur? Dünyada güç dengeleri değişebilir, yanlış bu hesap, yanlış sonuç doğurabilir ve inşaallah isralin yıkılmasına müncer olur. Gerçekten bu kafirler Allah Teâla’nın Firavun için “إن فرعون على في الأرض” Firavun yeryüzünde büyüklük tasladı, azdı) dediği gibi azgınlığın zirvesini yaşıyorlar. Allah, Firavun’u denizde boğduğu gibi bunları da İran füzelerinin dumanında boğsun.
Peki, Amerika’nın yaptığı bu yanlış kıyasın bedelini kim ödeyecek? Tarih, bu sorunun cevabını genellikle savaş bittikten sonra veriyor.