Altın fiyatları, Orta Doğu’daki çatışmanın ikinci haftasına girmesiyle belirgin düşüşler kaydetti. Bu gerilemede petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkması ve ABD dolar endeksinin güçlenmesi etkili oldu. Mevcut veriler, küresel enflasyonun hızlanabileceği endişesinin faiz oranlarının daha uzun süre yüksek kalacağı beklentisini güçlendirdiğini gösteriyor. Bu durum yatırımcıların yüksek getirili varlıklar ve dolar likiditesi lehine altındaki pozisyonlarını tasfiye etmelerine yol açtı.
Enerji tedarik zincirlerindeki aksaklıkların sürmesi ve Hürmüz Boğazı’nda deniz ulaşımının tehdit altında olması ile birlikte, borçlanma maliyetlerinin yarattığı baskıyla altın için aşağı yönlü bir eğilim oluştu. Bu durum piyasada bazı kritik soruları gündeme getiriyor:
Altın, dolar ve petrolün gücü karşısında düşüşünü sürdürecek mi?
Enerji piyasaları alev alırken sarı metal neden değer kaybediyor?
İran savaşı altını neden alışılmadık derecede düşük seviyelere itiyor?
Bloomberg tarafından yayımlanan bir rapora göre, altın fiyatları yoğun satış baskısı altında kaldı ve sarı metal yüzde 2,5’e varan düşüşle ons başına 5.050 doların altına geriledi. Böylece altın, bir aydan uzun süredir ilk haftalık düşüşünü kaydetmiş oldu.
Raporda, ham petrol fiyatlarının varil başına 100 doların üzerine çıkmasının ABD’de enflasyon endişelerini artırdığı, bunun da ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz oranlarını daha uzun süre yüksek tutabileceği ya da yeniden artırabileceği beklentisini güçlendirdiği belirtildi.
Ayrıca borçlanma maliyetlerindeki artış ve dolar endeksinin yüzde 0,6 yükselmesi, getiri sağlamayan değerli metaller için olumsuz bir ortam yarattı. Bu nedenle küresel borsalarda yaşanan sert düşüş dalgası sırasında altın likidite kaynağı olarak satışa konu oldu.
Buna rağmen altın yılın başından bu yana yaklaşık yüzde 17 kazanç sağlamaya devam ediyor. Bu yükselişte ABD Başkanı Donald Trump’ın küresel ticaret ve jeopolitikte yarattığı dalgalanmaların etkili olduğu ifade ediliyor.
Rapora göre merkez bankalarının alımları da fiyatları destekleyen önemli bir unsur oldu. Çin Merkez Bankası (People’s Bank of China) şubat ayında da altın alımına devam ederek 16 ay üst üste rezervlerine altın ekledi.
Orta Doğu’daki çatışmanın ikinci haftasında enerji altyapısının hedef alınması ise petrol ve doğal gaz fiyatlarını yükseltti. Bunun sonucunda spot altın yüzde 1,9 düşüşle 5.075,07 dolara, gümüş yüzde 3,1, platin ise yüzde 4,6 geriledi.
Marex şirketinde metal analisti olan Ed Meir, savaşın devam etmesinin doların ve ABD tahvil getirilerinin güçlenmesine yol açabileceğini, bunun da daha fazla enflasyon beklentisini beraberinde getireceğini söyledi. Bu durumun faiz indirimi ihtimalini azaltacağını belirten Meir, çatışmanın hızlı sona ermesi halinde doların zayıflayabileceğini ve altının yeniden yükselebileceğini ifade etti. Ancak şu aşamada “beklemenin en uygun strateji” olduğunu vurguladı.
Küresel yatırım alternatifleri ve spekülasyonlar
Sky News Arabia Ekonomi sitesine konuşan ekonomist Dr. Mustafa Badra, altın fiyatlarında “büyük bir kan kaybı” görmediğini, mevcut düşüşlerin doğal bir düzeltme olduğunu söyledi. Badra’ya göre altın hâlâ ons başına 5 bin doların üzerinde işlem görüyor ve bu seviye tarihsel zirveler olan 5.450–5.500 dolar aralığına yakın.
Badra, son iki haftada daha cazip bir yatırım alternatifinin öne çıktığını belirtti: petrol. Küresel gelişmeler nedeniyle petrol fiyatlarının yükseleceği yönündeki beklentilerin yatırımcıları altından petrol piyasasına yönlendirdiğini söyledi.
Bu durumun aynı zamanda doların diğer para birimleri karşısında güçlenmesine de katkı sağladığını ifade eden Badra, altının önümüzdeki günlerde cazibesini tamamen kaybetmeyeceğini ve piyasada yaşananların küresel ölçekte bir “spekülasyon” olduğunu dile getirdi.
Badra ayrıca, asıl endişe verici gelişmenin küresel finans piyasalarında yaşanan gerileme olduğunu belirterek, bunun devam etmesi halinde özellikle gelişmekte olan piyasalar için ciddi bir risk oluşturabileceği uyarısında bulundu.
Yatırımcı önceliklerinde geçici değişim
Ekonomist Hüseyin El-Kamzi ise jeopolitik gerilimlerin her zaman altın fiyatlarını yükseltmediğini söyledi. Orta Doğu’daki savaş ve petrol fiyatlarının varil başına 119 doların üzerine çıkması altın üzerinde geçici bir düşüş baskısı oluşturuyor. Bunun arkasında ise birkaç finansal faktör bulunuyor:
1. ABD dolarının güçlenmesi:
Küresel kriz dönemlerinde yatırımcılar sadece altına değil, aynı zamanda dolara da yönelir. Dolar uluslararası finans sisteminde en likit varlık olduğu için jeopolitik riskler arttıkça talep de yükselir. Doların güçlenmesi ise dolar üzerinden fiyatlanan altının diğer para birimleriyle daha pahalı hale gelmesine yol açar ve kısa vadede talebi azaltır.
2. Petrol şoku:
Petrol fiyatlarının hızla yükselmesi küresel enflasyon beklentilerini artırır. Ancak bu durum çoğu zaman ABD tahvil getirilerinin de yükselmesine neden olur. Çünkü yatırımcılar merkez bankalarının, özellikle Fed’in, enflasyonla mücadele için para politikasını daha sıkı tutacağını düşünür. Tahvil getirileri yükseldiğinde ise faiz getirmeyen bir varlık olan altın daha az cazip hale gelir.
3. Kriz dönemlerinde likidite ihtiyacı:
Büyük krizlerin ilk aşamalarında yatırım fonları ve varlık yöneticileri nakit elde etmek veya başka piyasalardaki zararları karşılamak için altın pozisyonlarının bir kısmını satar. Bu durum piyasalarda “likiditeye kaçış” (Flight to Liquidity) olarak adlandırılır. Tarihte de benzer örnekler görülmüş, altın krizlerin ilk aşamasında düşüp daha sonra yeniden yükselmiştir.
El-Kamzi’ye göre günümüz piyasaları klasik krizlerden farklı bir yapı gösteriyor. Küresel ekonomi aynı anda hem jeopolitik bir şokla hem de görece sıkı para politikası ve yüksek dolar getirileriyle karşı karşıya. Bu kombinasyon kısa vadede dolara altına kıyasla güçlü bir avantaj sağlıyor.
Bununla birlikte El-Kamzi, bu düşüşün altının güvenli liman rolünü kaybettiği anlamına gelmediğini vurguladı. Tarihsel olarak altın çoğu zaman krizlerin ilk aşamasında dalgalanır, ancak jeopolitik riskler sürer veya enerji şoku uzun süreli enflasyona yol açarsa daha sonra yeniden yükseliş trendine girebilir.
El-Kamzi sözlerini şöyle tamamladı:
“Bugün gördüğümüz şey altının cazibesinin ortadan kalkması değil; yatırımcıların dolar, petrol ve altın arasında önceliklerini geçici olarak yeniden düzenlemesidir. Jeopolitik gerilimler devam eder ve küresel ekonomik riskler artarsa sarı metal uluslararası finans sisteminde yeniden en önemli korunma araçlarından biri olarak parlaklığını geri kazanabilir.”





