Küresel hisse piyasaları yılın başından bu yana 27 trilyon dolarlık kazanç elde etti. Bu rakam, Çin, Japonya ve Almanya ekonomilerinin bir yıllık toplam büyüklüğüne denk geliyor.
Altın piyasası yaklaşık 12 trilyon dolarlık kazanç sağlarken, gümüş piyasasındaki kazançlar 2,5 trilyon dolara ulaştı.
Bu tablo, bireysel servetlerde de büyük bir artışa yol açtı. 2025 yılında 318 kişi milyarderler kulübüne katıldı, ABD’de ise 36,6 milyon kişi milyoner oldu. Bu da günde ortalama bin yeni milyoner anlamına geliyor. Ortaya çıkan bu devasa rakamlar, servet dağılımındaki derin eşitsizliği de yeniden gündeme taşıdı.
MH Markets Piyasa Araştırmaları Direktörü Mazen Salhab, 2026 yılında altın fiyatlarının mevcut seviyelere kıyasla sert bir yükseliş göstermesinin beklenmediğini belirtti. Salhab, buna rağmen altını destekleyen temel faktörlerin hâlâ geçerli olduğunu vurguladı. Bu faktörlerin başında, merkez bankalarının faiz indirimlerine gitmesi yönündeki beklentiler geliyor.
Salhab, merkez bankalarının altın alımlarının sürdüğünü, küresel enflasyonun dirençli seyrini koruduğunu ve küresel likiditenin 2025’te 4,5 trilyon dolara ulaşarak 2020’deki Kovid-19 krizinden bu yana en yüksek seviyeye çıktığını ifade etti. Bu koşulların altını piyasalar açısından güçlü bir konuma taşıdığını söyledi.
Buna karşın Salhab, altının ons fiyatının 4 bin 700 dolara ulaşmasının beklenmediğini, mevcut fiyatların büyük ölçüde bu beklentileri zaten yansıttığını dile getirdi. Olası ek yükselişlerin ise kalıcı olmaktan ziyade haber akışına bağlı ve kısa vadeli olabileceğini belirtti.