Allah’ım! Hüzün yıllarımız tamam değil midir?

Abone Ol

<p> <audio controls=""><source src="https://dogruhabercomtr.tevideo.org/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/01/mehmed-goktas-19.mp3" type="audio/mpeg" /></audio> </p>

"Allah’ım! Kuvvetimin zaafa uğradığını, çaresiz kaldığımı, halk nazarında hor görüldüğümü ancak Sana arz eder, Sana şikayet ederim. Ey merhametlilerin en merhametlisi! Herkesin zayıf görüp de dalına bindiği çaresizlerin Rabbi Sen’sin! Allah’ım! Huysuz, yüzsüz bir düşman eline beni düşürmeyecek, hatta hayatımın dizginlerini eline verdiğin akrabadan bir dosta bile beni bırakmayacak kadar bana merhametlisin. Allah’ım! Eğer bana karşı gazaplı değilsen, çektiğim mihnetlere, belalara hiç aldırmam. Fakat Sen’in merhametin bunları göstermeyecek kadar geniştir. Sana sığınırım, Sen’in Vechinin nuruna sığınırım. Bütün karanlıkları aydınlatan, dünya ve ahiret işlerinin ıslahının yalnız kendisine bağlı bulunduğu Nûr'a sığınırım. Allah’ım! Sen razı oluncaya dek affını diliyorum. Bütün kuvvet ve kudret ancak Sen’dendir!"

Bu yakarış, bu yöneliş, ayakkabılarının içi vücudundan akan kanlarla dolmuş bir Rasûl’ün yönelişiydi, yakarışıydı. Taif şehrinin ayak takımı, çapulcuları şehrin çıkışına kadar taş yağmuruna tutmuşlardı o Rasûl’ü. Ve o anda yanında Kur'an'da sahabe olarak bir tek kendisinin adının geçtiği Rasûl’ün sevgili dostu Zeyd vardı.

Nedense benim aklıma İsra denilince, Mi’rac denilince önce bu sahne gelir. Bana göre Âlemlerin Rabbinin bir cevabıydı, bir karşılığıydı İsra ve Mirac.

Siz bu yakarışın arkasına Hz. Hatice’nin vefatını da ekleyin. Kendisine ilk iman eden, her şeyini kendisi için harcayan Hz. Hatice’nin kaybı Peygamber Aleyhisselam için tahminlerin ötesinde bir hüzündü.

Müşriklere karşı o ana kadar kendisini koruyan amcası Ebu Talib’i de bu sene kaybetmişti. Zaten tarih bu yıla Hüzün Yılı demişti.

Sözü fazla uzatmayalım; Hüzün yılları olmayanların kolay kolay Miraçlarının olmayacağını düşünüyorum.

Ve diyorum ki Allah’ım! Bu asırda yaşayan Müslümanlar olarak Hüzün yıllarımızı yaşamadık mı? Artık bizim de İsralarımızı, miraçlarımızı bizlere lütfeyle!