Dünya

Alimlerden Mescid-i Aksa'nın kapatılmasına tepki!

Aksa Emanetçileri Derneği çatısı altında toplanan uluslararası alimler heyeti, işgal güçlerinin Mescid-i Aksa’yı ibadete kapatarak Müslümanların kutsallarını hedef almasını sert bir dille kınadı.

Abone Ol

Mescid-i Aksa’nın siyonist işgal birimleri tarafından günlerdir abluka altında tutulması ve Müslümanların kutsal mabetlerine girişlerinin engellenmesi üzerine, Aksa Emanetçileri Derneği organizasyonuyla önemli bir buluşma gerçekleştirildi. Başakşehir’deki dernek merkezinde bir araya gelen alimler, devam eden hak ihlallerine ve ibadet kısıtlamalarına karşı ortak bir duruş sergiledi.

Geniş bir coğrafi temsiliyetin görüldüğü toplantıya; Filistin, Sudan, Yemen, Doğu Türkistan, Mısır ve Cezayir başta olmak üzere pek çok İslam ülkesinden kanaat önderi katıldı. Bu önemli açıklamada ayrıca Türkiye’den İTTİHADUL ULEMA Genel Başkan Yardımcısı Suat Yaşasın ve Genel Sekreter Muhammed Özer de hazır bulundu.

Heyet adına hazırlanan metni kamuoyuyla paylaşan Yemenli alim Dr. Abdullah Zindani, işgal güçlerinin Mescid-i Aksa’yı ucu açık bir süreyle kapatma kararının kabul edilemez olduğunu belirtti. Zindani, bu uygulamanın dünya üzerindeki tüm Müslümanların en temel haklarından biri olan ibadet özgürlüğüne yönelik çok ağır ve sistematik bir saldırı teşkil ettiğinin altını çizdi.

Bu adım, Mescid-i Aksa üzerinde egemenlik kurma ve kontrolü dayatma girişimidir"

Zindani, "Âlimler ve onların ilmi kurumları, ümmetin hür insanlarıyla birlikte, işgal güçlerinin Mescid-i Aksa'yı kapatması, içinde namaz kılınmasını engellemesi, cuma namazını iptal etmesi ve itikâfı yasaklaması yönündeki uygulamaları büyük bir endişe ve dikkatle takip etmektedir. İşgal yönetimi bu uygulamaları bölgesel savaşla bağlantılı güvenlik tedbirleri gerekçesiyle açıklamaktadır. Ancak bu iddia gerçekte kabul edilemez bir gerekçedir. Zira bu adım, Mescid-i Aksa üzerinde egemenlik kurma ve kontrolü dayatma girişiminin açık bir göstergesidir. Aynı zamanda bu hamle, Filistin'deki Müslümanların en kutsal mekânı üzerinde karar verme, kapatma ve mülkiyet yetkisinin kendilerinde olduğu mesajını verme çabasını yansıtmaktadır." dedi.

"Mescid-i Aksa'nın kapatılması ve namazın engellenmesi, ibadet özgürlüğüne yönelik açık bir ihlaldir"

Mescid-i Aksa'nın siyasi güç gösterilerinin yapılacağı bir alan ya da çatışmaların pazarlık konusu yapılacak bir kart olmadığını vurgulayan Zindani, "O, İslam ümmetine ait tartışmasız bir haktır ve bölünmesi ya da devredilmesi mümkün olmayan kalıcı bir İslam vakfıdır. Bu nedenle Mescid-i Aksa'nın kapatılması ve namazın engellenmesi, ibadet özgürlüğüne yönelik açık bir saldırı, son derece tehlikeli bir ihlal ve dünyanın dört bir yanındaki Müslümanların duygularını provoke eden bir adımdır. Ayrıca kapatma kararının süresi belirsiz olup savaşın gidişatına bağlanmıştır. Bu da Mescid-i Aksa'nın ne kadar süre kapalı kalacağının bilinmediği anlamına gelmektedir." diye konuştu.

Tüm alimlere, 'işin ciddiyetini anlatın' çağrısı

İşgal güçleriyle yaşanan mücadele tarihinde tehlikeli bir emsal teşkil eden bu suç karşısında dört hususa değinen Zindani, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

Birincisi; İslam ümmetini, yaşananların gerçek mahiyetinin farkına varmaya ve Mescid-i Aksa'ya sahip çıkmak için sorumlu ve etkili bir harekete geçmeye davet ediyoruz. Bu ümmetin ön safında yer alan hatipler ve imamlar başta olmak üzere, tüm din görevlilerine çağrıda bulunuyoruz! İnsanlara içinde bulunduğumuz sürecin ciddiyetini anlatın. Yarınki Cuma hutbelerinin tüm Müslüman minberlerinde bu konuya ayrılmasını istiyoruz. Böylece bu mübarek ayda, mescitlerle bağın güçlendiği ve nöbet bilincinin arttığı Ramazan ayında, Allah'ın evlerine gelen cemaatlere bu bilinç aktarılmış olacaktır.

"Mescid-i Aksa'nın yeniden açılması için baskı kurulmalı"

İkincisi; 1969 yılında Mescid-i Aksa'nın yakılması hadisesinin ardından kurulan İslam İşbirliği Teşkilatı'nı ve Arap ve İslam ülkelerinin hükümetlerini, tarihî sorumluluklarını yerine getirmeye çağırıyoruz. Bu çerçevede işgal yönetimine Mescid-i Aksa'nın derhal yeniden açılması ve ona yönelik tüm uygulamaların durdurulması için ciddi ve acil baskı uygulanmalıdır.

Üçüncüsü; Ürdün Haşimi Krallığı'na bağlı İslam Vakıfları İdaresi, İslamî kutsal mekânların hamiliğini üstlenmiş bir kurum olarak büyük bir sorumluluk taşımaktadır. Bu kurumun Mescid-i Aksa'nın yönetimindeki egemenlik hakkını kullanması, mabedin tamamını eksiksiz şekilde koruması ve derhal ibadete açıldığını ilan etmesi gerekmektedir.

"Kudüs halkının ortaya koyduğu direniş dalgalarının zafer getirdiği unutulmamalıdır"

Dördüncüsü; Kudüs'te, Batı Şeria'da ve 1948 topraklarında yaşayan kardeşlerimize ve Mescid-i Aksa'ya ulaşma imkânı bulunan herkese çağrıda bulunuyoruz: Mescid-i Aksa'yı imar edin, ona doğru yola çıkın, üzerindeki yasak ve kısıtlamaları kırın. Tüm engellere, kontrol noktalarına ve keyfî uygulamalara rağmen oraya ulaşmaya çalışın. Daha önce Kudüs halkının ortaya koyduğu direniş dalgalarının zafer getirdiği unutulmamalıdır. Mescide ulaşamayanların ise ulaşabildikleri en yakın noktada her gün namaz kılmaları, hem tam sevap kazanmalarına hem de işgal politikalarına karşı bir direniş anlamı taşıyacaktır.

"Bu planlara karşı koymak ümmetin ortak sorumluluğudur "

Sonuç olarak; son günlerde peş peşe alınan bu kararlar doğrudan Mescid-i Aksa'yı hedef almaktadır ve yaşanan gelişmeler, mevcut olayların fırsat bilinerek sahada yeni fiilî durumlar oluşturulmak istendiğini göstermektedir. Bu planlara karşı koymak ümmetin ortak sorumluluğudur. Bu sorumluluk ise bilinç, birlik ve farklı düzeylerde ciddi bir hareketi gerekli kılmaktadır. Allah Mescid-i Aksa'yı muhafaza etsin, saldırganların tuzaklarını boşa çıkarsın, ümmeti hak, izzet ve güç üzerinde birleştirsin ve bu savaşın ateşini söndürsün.