LGS ve YKS'ye sayılı günler kala öğrenciler kadar ailelerde de heyecan artıyor. Uzmanlar, sınav öncesindeki son günlerde akademik çalışmalardan çok psikolojik hazırlığın önem kazandığına dikkat çekerek, düzenli uyku, sağlıklı rutinler ve kaygı yönetiminin sınav performansını doğrudan etkileyebileceğini belirtiyor. Ailelerin destekleyici tutum sergilemesi ve sınavı hayatın doğal bir aşaması olarak değerlendirmesi gerektiği vurgulanıyor.
Psikolojik Danışman Pınar Akgündüz, İLKHA muhabirine yaptığı açıklamada, LGS ve YKS'ye kısa süre kala öğrencilerde sınav kaygısının arttığını belirterek, bu süreçte ailelerin tutumunun belirleyici rol oynadığını ifade etti.
Akgündüz, öğrencilerin yeni konular öğrenmekten çok mevcut bilgilerini pekiştirmeye ve sınav kaygısını yönetmeye odaklanmaları gerektiğini ifade etti.
"Sınav kaygısını azaltmada ailelere büyük görev düşüyor"
LGS ve YKS'de son dönemde artık çocukların akademik olarak yapabilecekleri her şeyi yaptıklarını belirten Akgündüz, "Kısa zamanda daha çok kaygı ve stresi yönetebilmek için gerekli bazı hususlar var. Bu hususlara odaklanmak gerekir. Özellikle ailelere çok büyük iş düşüyor. Ailelerin sınav sürecinde sınav kaygısını yönetebilmesi için çocuklara belli duyguları hissettirmeleri lazımdır. Çünkü kaygının büyük ölçüde sebebi ebeveynlerin mükemmeliyetçi tutumlarıdır. Aileler, çocukların sınav sonucundan bağımsız olarak onlara değer verdiklerini, sonuç ne olursa olsun onların yanında olacaklarını ifade etmeliler. Bu duyguyu çocuklara vermeleri gerekir. Böyle bir durumda çocukların sınav kaygısını yönetmesi çok daha olasıdır." dedi.
"Sınav bir felaket değil, hayatın bir basamağı"
Adayların son birkaç günü seri denemeler, yapılamayan soruların çözümü ve evdeki rutinleri devam ettirmekle geçirmesi gerektiğini vurgulayan Akgündüz, "Bir felaket yaklaşıyor gibi değil de hayatın belirli bir basamağı olan bir sınava gireceğini ve sonucuna göre değerlendirilip bir okula yerleşeceğini bilmesi gerekir. Sınav kaygısı yaşayan çocuklar, sınav anında nefeslenmeyi vakit kaybı olarak görüyorlar. Kaygının pik yaptığı dönemlerde kalemi bırakmak, nefeslenmek, arkana yaslanıp gözlerini kapatmak, çevresindeki nesneleri hissetmek, ellerini açıp kapatmak sınav anında rahatlamasını sağlayabilir. 30 saniyelik nefes almak, kalan 119 dakikasını kurtarmasına sebep olabilir. Ailenin çocuğa sınavın bir basamak olduğunu hissettirmesi oldukça önemlidir." diye belirtti.
"Adayların sınav anında yapamadıkları sorularla çok fazla cebelleşmemeleri gerekir"
Başarıyı artıran birçok etmen olduğunu ifade eden Akgündüz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Çocukların her gün, asıl sınav saatinde, bir seri denemesi yapması gerekiyor. Asıl sınav saatine hazır girebilmeleri için en az 2-3 saat öncesinden uyanıp bedenlerini biyolojik olarak o saatte enerjik olmaya yönelik hazırlamaları gerekir. Uyku-uyanma süreci oldukça önemlidir. Adayların sınav anında yapamadıkları sorularla çok fazla cebelleşmemeleri gerekiyor. Çocuklarda soruyla inatlaşma durumu çok fazla var. Sınava az bir zaman kala çok ağır sporlardan kaçınmak gerekir. Evde rutinlerin korunması çok önemlidir. Ebeveynlerin sınavı bir felaket, yaklaşan bir ölüm-kalım meselesi gibi değil de bir basamak olarak görmeleri gerekiyor. Sınav konusunu çok açmamaya gayret edilmeli. Çünkü kaygı ve sakinlik bulaşıcıdır. Ebeveynlerin duyduğu kaygı çocuklara hızlı bulaşıyor." diye konuştu.