Türkiye’de açıklanan 2025 verileri, aile yapısındaki değişimi ve toplumsal çözülmeyi yeniden gündeme taşıdı. Bir yandan “aileler büyüsün” çağrıları yapılırken, diğer yandan tek ebeveynli ailelerin arttığı, yalnız yaşayan yaşlı sayısının hızla yükseldiği görüldü.

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre Türkiye’de toplam hane halklarının yüzde 11,3’ünü tek ebeveyn ve çocuklardan oluşan aileler meydana getirdi. Bu oran içerisinde anne ve çocuklardan oluşan ailelerin payı yüzde 8,5 olurken, baba ve çocuklardan oluşan ailelerin oranı yüzde 2,8 olarak kaydedildi. Tek ebeveynli aile oranının en yüksek olduğu il yüzde 13,8 ile Bingöl oldu. Bingöl’ü Elazığ ve Adana izledi.

Uzmanlar, boşanma oranlarındaki yükselişin, ekonomik baskıların ve toplumsal dönüşümün aile yapısını doğrudan etkilediğine dikkat çekiyor. Özellikle büyük şehirlerde aile bağlarının zayıfladığı ve bireysel yaşamın yaygınlaştığı belirtiliyor.

Veriler gençlerin yaşadığı ekonomik çıkmazı da gözler önüne serdi. 25-29 yaş grubunda olup hiç evlenmemiş 3 milyon 502 bin kişinin yaklaşık yüzde 70’inin anne ve/veya babasıyla yaşamaya devam ettiği tespit edildi.

Toplumdaki yalnızlaşma eğilimi yaşlı nüfusta da dikkat çekici boyuta ulaştı. Türkiye’de 65 yaş ve üzeri en az bir kişinin bulunduğu hane sayısı 7 milyonu aşarken, 1 milyon 836 bin 496 yaşlının tek başına yaşadığı belirlendi. Uzmanlar, kuşaklar arası bağların zayıflamasının ve çekirdek aile modelinin yaygınlaşmasının yaşlı yalnızlığını artırdığı görüşünde.

Bir dönem Türkiye’nin en güçlü toplumsal yapılarından biri olarak görülen geniş aile modeli de giderek küçülüyor. Geniş aile oranının en yüksek olduğu il yüzde 21,2 ile Hakkari olurken, en düşük oran yüzde 9,2 ile Eskişehir’de görüldü.

Ortaya çıkan tablo, Türkiye’de aile yapısının hızlı bir dönüşüm geçirdiğini gösteriyor. Artan boşanmalar, ekonomik zorluklar, yalnızlaşma ve gençlerin aile kurmakta yaşadığı sıkıntılar nedeniyle geleneksel aile yapısının giderek daha kırılgan hale geldiği değerlendiriliyor.

Muhabir: Mehmet Yaman