Aile reisi eşine karşı tevazu sahibi olmalıdır. Malum, kadınlar daha çok duygularıyla hareket ettikleri için öfkelerine yenilip ani ve gereksiz çıkışlarda bulunabilirler. Aile reisi, bu durumlarda duygularını kontrol edip ateşe körükle gitmemelidir. Sabır ve metanetle eşinin söylediklerinin bitmesini bekleyip onun kızgınlık sebebini anlamaya çalışmalıdır. Bilahare hikmetle olayın üzerine varıp sorunu çözmeye çalışmalıdır ki aile huzuru küçük bir kıvılcımla kül olup bitmesin. Kaldı ki sorunun yarısının çözümü muhatabını dinlemede gizlidir. Doğrusu dinlemek de bir sanattır. Koca eşini dinlerken ona değer verdiğini hissettirmelidir; bir insanı dinlemekle onun gönül evine bir pencere açmış olduğunu ve içerideki dumanların tahliyesine yardımcı olduğunu unutmamalıdır.
Bizler onları (eşlerimizi) Allah(c.c)'ın bir emaneti olarak tasarrufumuza aldık. Tasarruf yetkimizi keyfi ve yanlış kullanama lüksüne sahip değiliz. Çünkü onların nefislerini nikâh akdiyle kendimize helal kılmış bulunuyoruz. Allah'ın kelimesiyle onları eş edindik. Rabbimiz Kur'an'da:
"Onlarla iyi geçinin" (Nisa: 19)
"Onlar sizden sağlam bir teminat almışlardır." (Nisa: 21)
"Yakın arkadaşınıza iyilikte bulunun." (Nisa: 36)
Kadın ve erkek yaratılışta eşittirler ancak aralarında bedensel ve ruhsal farklılıklar vardır. Onlar zariftirler, takatlerinin dışında kendilerine bir şey yüklememek gerekir, çünkü Hz. Peygamber (s.a.v) bunu yasaklamıştır. Doğrusu bu konuya çarpık bir mantıkla yaklaşmak, aile binasını çatırdatır, hatta aile binasını yıkar. Bir defa kadınla iyi geçinmek, sadece kadına eziyet etmemek değildir. Hem İslam dini, eşine eziyet etme yetkisini kimseye vermedi ki. Mutlu bir yuva kurmak için kadına eziyet vermediğin gibi, kadından gelen eziyete de tahammül göstermen gerekir. Kadının heyecan ve öfkesi anında hilm ve sabır göster, böyle davranmakla Hz. Peygamber'e uymuş olursun. Hz. Peygamber (s.a.v)'in eşleri konuşmalarına karşılık verir, kimisi sabahtan akşama kadar O'na küserlerdi.
Diğer bir husus. Aile reisinin öfkesini yenmesi ve otokontrol sahibi olmasıdır. Kişinin kendini kontrol etmesi hem kendi duygularının hem de başkalarının duygularının farkında olmak ve anlamaktır. Bu yönüyle empati ile yakın ilgisi ve bağlantısı vardır otokontrol mekanizmasının. İnsanın öfkesine yenilip eşine ve aile efradına acımasız ve bencil davrandığı durumlar da olmuyor değil. Böylesi durumlarda kişi kendini dünyanın merkezi zanneder. Bu bakımdan sürekli talep eden taraf konumundadır. Oysa sosyal bir birey olmak kendisinden başka bireylerin varlığını kabul ederek onlarla uyum içerisinde yaşamayı gerektirir. Rol model bir aile reisi;
1. Başkalarının haklarına ve isteklerine saygı gösteren,
2. Kendini muhatabının yerine koyup empati kurabilen,
3. Ahlak ve vicdan duygusuna sahip olan,
4. Kendini sözel, özel ve güzel olarak ifade edebilen,
5. Kendi değerinin bilincinde olan ve kendine güven duyabilendir.
Hülasa, aile reisi, başkalarına yardım ve iş birliği becerilerini kazanmak gibi birtakım değerlere sahip olmadan kendini kontrol edebilmekten söz edemeyiz. İnsanın otokontrol sisteminin devreden çıkıp koptuğu anlar daha çok öfke anlarıdır. Öfke yangın gibidir, evi sardı mı suya ihtiyaç duyulur.
Allah Resulü(s .a .v) buyurdular: (Ebu Davud)