Sosyal medyada adrenokrom isimli kimyasal maddeyle ilgili çeşitli iddialar yer alıyor. Bu iddialar özellikle ünlü isimler, çocuklar ve güç sahipleriyle ilişkilendirilerek oldukça sansasyonel şekillerde yayılıyor. Peki bu iddialar neye dayanıyor, bilimsel temeli var mı ve gerçekte adrenokrom nedir?
Adrenokrom, epinefrinin (adrenalin) oksidasyonu sonucu oluşan bir kimyasal bileşiktir. Epinefrin, insan vücudunda özellikle yoğun stres, korku, fiziksel travma ve aşırı uyarılma durumlarında böbreküstü bezlerinden salgılanan bir hormondur.
Bu biyokimyasal süreç sonucunda epinefrin oksitlenerek adrenokroma dönüşebilir. Madde, uzun süredir bilimsel literatürde tanımlı olup kimyasal yapısı net olarak biliniyor.
Adrenokrom, yıllar içinde yalnızca kimya ve biyoloji alanlarında değil; psikiyatri, nöroloji, davranış bilimleri
ve popüler kültür bağlamlarında da tartışma konusu oldu.
Bazı çevrelerde adrenokromun merkezi sinir sistemi üzerinde etkileri olduğu, algı, bilinç ve psikolojik durumlarla ilişkilendirildiği, aşırı stres altında oluşumunun farklı fizyolojik sonuçlar doğurabileceği öne sürülüyor.
Kamuoyuna yansıyan iddialar şu başlıklar etrafında toplanıyor; Adrenokromun, yoğun korku ve aşırı stres durumlarında vücutta daha yüksek seviyelerde oluştuğu bu nedenle, maddenin yüksek stres koşullarıyla bilinçli şekilde ilişkilendirildiği, bazı semboller ve görsel unsurların (özellikle tavşan figürü) adrenokromun kimyasal yapısıyla ilişkilendirildiği ve üç sahibi bazı çevrelerin bu maddeye özel ilgi gösterdiği yönündeki söylemler. İddialara göre bu maddenin elde edilmesi için çocuklara türlü işkenceler yapılıyor ardından kanlarından çekiliyor ve gençleşmek için kullanılıyor.
Bu iddialar, özellikle çocuk istismarı, elit ağlar ve etik dışı uygulamalar tartışmalarıyla birlikte gündeme geliyor.
Kaliforniyalı bir avukat , “adrenokrom hasadı” ve “yamyamlık” amaçlı kurban törenlerinden sonra, yamyam elitlerin cesetleri ortadan kaldırmak için kurban edilen çocukları nasıl mücevhere dönüştürdüklerini bile anlattı.
Barry Josephson da ''tek ihtiyacınız olan paketten bir kan nakli ve yaşlanmayı tersine çevirebilirsiniz.'' diyor.
Oyuncu Jim Kaviezel ise küçük çocuklara işkence yaparak adrenalin seviyelerini yükseltmek ve sonra da bu adrenalini onlardan çekmek suretiyle elde edilen bir madde olarak tanımlıyor.
Söz konusu işkencelerin yapıldığı ayinlere katılanlar da var.
Hollandalı eski bankacı Ronald Bernard, katıldığı bir söyleşide finans çevrelerinde edindiğini söylediği deneyimlere ilişkin çarpıcı iddialar dile getirdi. Gözyaşlarını tutmakta zorlandığı anlarda konuşan Bernard, mesleği gereği yüksek profilli çevrelere girdiğini, başlangıçta bu kişilerin yalnızca “müşteri” olduğunu belirtti.
Bernard, bir süre sonra kendisine yurt dışında düzenlendiğini öne sürdüğü “kurban ayinlerine” katılım daveti yapıldığını ileri sürdü. Bu davetin, anlatımına göre, onun için bir kopuş noktası olduğunu vurgulayan Bernard, söz konusu davetlerde çocukların hedef alındığını iddia etti ve bunu kesin bir dille reddettiğini söyledi.
Açıklamalarında, bu çevrelerde farklı inançlardan kişilerin bulunabildiğini ancak çoğunluğun Luciferyen olarak tanımladığı bir inanç sistemine sahip olduğunu öne süren Bernard, “Onlar için Tanrı, din ve inanç meselesi soyut bir tartışma değil; mutlak bir gerçeklikti” ifadelerini kullandı. Bernard, bu grupların “madde ötesi bir varlığa hizmet ettiklerini” düşündüklerini aktardı.
Kendisi açısından başlangıçta yaşananların “bir şov” gibi göründüğünü söyleyen Bernard, bazı mekanlarda gerçekleştirildiğini iddia ettiği ayinlerde aşırılıklar, kuralsızlık ve tuhaf ritüeller gördüğünü; o dönem bunları ciddiye almadığını belirtti. Ancak çocukların dahil edildiğini öne sürdüğü davetin, tüm sürece bakışını kökten değiştirdiğini dile getirdi.
Bernard, “Evet, gerçekten istendi. Ama yapamadım” dedi.