Avrupa’da para egemenliğini güçlendirme, euronun küresel konumunu artırma ve dolara bağımlılığı azaltma çağrıları yükselirken; Çin de yuanın sınır ötesi ödemelerde kullanımını kademeli olarak genişletmeye yönelik adımlar atıyor. Bu gelişmelerle paralel olarak Körfez’de eski bir soru yeniden gündeme geliyor: Neden ortak bir Körfez para birimi çıkarılamadı?
National Interest dergisinin analizine göre, ortak bir Körfez para birimi için ekonomik koşullar teorik açıdan Avrupa’nın geçmişte sahip olduğundan ya da bugün sahip olduğu koşullardan daha elverişli görünüyor. Ancak pratikte Körfez siyaseti, Körfez ekonomilerinin mümkün kıldığı bu adımın atılmasını engelledi.
Dergi, Körfez ülkelerinin para egemenliğinden vazgeçme konusunda temkinli davrandığını ve bölgesel entegrasyon yerine ulusal bağımsızlığa öncelik verdiğini belirtiyor. Kuveyt’in eski Maliye Bakanı Enes el-Salih, 2014 yılında Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) para birliğinin gecikmeden uygulanması gerektiğini açıklamıştı. Ancak yaklaşık 12 yıl geçmesine rağmen ortak para birimi önerisi hala uzak bir hedef olarak duruyor. Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman 2010’da proje başlamadan önce çekildi. Aynı yıl Riyad’da kurulan Körfez Para Konseyi ise o tarihten bu yana sınırlı ilerleme kaydetti.
Devasa bir parasal blok
IMF tahminleri ve KİK Genel Sekreterliği’nin resmi verilerine göre, altı Körfez ülkesinin toplam gayrisafi yurt içi hasılası (GSYH) 2026’da 2,5 trilyon doları aşabilir. Bu büyüme, petrol dışı sektörlerdeki benzeri görülmemiş artıştan kaynaklanıyor. KİK’in toplam GSYH’si dünyada dokuzuncu sırada yer alıyor; bu da bölge ekonomilerinin sağlamlığını ve küresel ekonomik sistemdeki önemini yansıtıyor.
Ülke bazında bakıldığında, Suudi Arabistan yaklaşık 1,24 trilyon dolarlık GSYH ile başı çekiyor. Onu 552 milyar dolar ile BAE, 219 milyar dolar ile Katar izliyor. Kuveyt’in GSYH’si yaklaşık 160 milyar dolar, Umman’ın 107 milyar dolar ve Bahreyn’in ise 2024 itibarıyla yaklaşık 47 milyar dolar seviyesinde.
Kişi başına gelir açısından Katar yaklaşık 76,7 bin dolar ile dünyanın en yüksekleri arasında yer alıyor. BAE 50,3 bin dolar, Suudi Arabistan 35,1 bin dolar, Kuveyt 32,7 bin dolar, Bahreyn 29,6 bin dolar ve Umman 20,3 bin dolar düzeyinde.
Bu tablo, Körfez’in temsil ettiği “parasal bloğun” büyüklüğünü ortaya koyuyor. Böyle bir blok için çıkarılacak ortak bir para birimi, teorik olarak euro ve çok kutuplu para sisteminde yükselen diğer para birimleriyle rekabet edebilecek güçte olabilir. Bu durum para birliğinin ekonomik mantığını güçlendirirken, aynı zamanda ülkeler arasındaki büyüklük farklarının uyumlaştırılmasının zorluğunu da açıklıyor.
Kurumsal süreç ve ilk adımlar
Körfez para birliği fikri 1980’lerin ortasında KİK’in stratejik hedeflerinden biri olarak ortaya çıktı. Amaç, ilerleyen aşamalarda Körfez Merkez Bankası kurulması ve ortak para politikası benimsenmesi dahil olmak üzere entegre bir ekonomik yapı oluşturmaktı. Mart 2010’da para birliğinin düzenleyici çerçevesi resmen başlatıldı ve bu, ortak para biriminin teknik ve hukuki temelini oluşturdu.
Başlangıçta para birliğine Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn ve Kuveyt katıldı. Umman erken aşamada projeye katılmayacağını açıkladı. Muskat yönetimi, kamu borcu sınırları, enflasyon oranları ve büyüme göstergeleri gibi ekonomik yakınsama kriterlerini karşılamadaki zorlukları gerekçe gösterdi. Bu kriterler, ortak para biriminin istikrarını sağlamak için gerekli görülüyordu.
Ekonomik gerekçeler
Analize göre ortak para birimi, Körfez’de daha derin ekonomik entegrasyon için önemli bir adım olurdu. En büyük fayda finansal piyasaların gelişiminde görülürdü. Ortak para birimi, tahvil ve hisse senedi piyasalarının birleşmesini kolaylaştırarak daha büyük ve daha likit sermaye piyasaları yaratabilir, uluslararası kurumsal yatırımcıları çekebilirdi.
Bugün Körfez finansal piyasaları ulusal sınırlar temelinde parçalanmış durumda. Para birliği ayrıca mali koordinasyon ve karşılıklı denetim mekanizmaları oluşturabilir, üye ülkeleri daha disiplinli bütçe politikaları izlemeye zorlayabilir ve kurumsal çerçeveleri güçlendirebilirdi.
GSYH açısından euro bölgesinden sonra dünyanın en büyük ikinci para birliği olması beklenen bir Körfez birliği, uluslararası finans sisteminde önemli bir ağırlık kazanabilirdi. Ancak analiz, işlem maliyetlerinin azalması ve bölge içi ticaretin artması gibi argümanların Körfez bağlamında abartıldığını vurguluyor. Çünkü Körfez para birimlerinin çoğu zaten dolara sabitlenmiş durumda ve döviz kuru riski neredeyse yok denecek kadar az. Ayrıca Körfez içi ticaret toplam ticaret hacminin küçük bir bölümünü oluşturuyor; ekonomiler yapısal olarak Asya ve Avrupa’ya ihracata yönelmiş durumda.
Neden başarısız oluyor?
Analize göre para birliğinin önündeki engeller, ekonomik faydalardan daha güçlü. 2003’te verilen taahhütten bu yana proje defalarca kriz yaşadı. Umman 2006’da yakınsama kriterlerini karşılayamadığı için çekildi. BAE ise 2009’da merkez bankasının Riyad’da kurulması kararına itiraz ederek ayrıldı.
Ekonomik farklılıklar da süreci zorlaştırıyor. Kuveyt dolara sabit kur yerine para sepetine dayalı bir sistem uyguluyor. Katar güçlü doğal gaz gelirleri sayesinde mali açıdan avantajlı konumda; buna karşılık Bahreyn yüksek borç ve bütçe açığıyla mücadele ediyor.
Siyasi rekabet ise en önemli engel olarak öne çıkıyor. 2017’de Katar’a uygulanan abluka, Konsey birliğinin kırılganlığını ortaya koydu. Bölgesel liderlik rekabeti de sürüyor. Bu ortamda para egemenliğinden vazgeçmek, yüksek düzeyde siyasi güven ve koordinasyon gerektiriyor; analiz, bu düzeye henüz ulaşılamadığını belirtiyor.
Euro bölgesi, siyasi iradenin ekonomik uyumsuzlukları aşabileceğini gösterdi. Körfez’de ise durum tersine işliyor: Ekonomik göstergeler uyumu işaret ederken siyasi engeller ilerlemeyi durduruyor. Ortak vize sistemi gibi girişimler ulusal egemenliği tehdit etmediği için ilerleyebiliyor. Ancak ortak para birimi, para politikasının ortak bir kuruma devredilmesini gerektiriyor ve Körfez ülkeleri bu adımı atmaya henüz istekli görünmüyor.