ABD merkezli Cato Enstitüsü, İran İslam Cumhuriyeti'nin füze ve insansız hava aracı saldırılarıyla en az 12 ABD üssünü vurduğunu belirterek, bunun Washington’u daha geniş bir stratejik yeniden değerlendirmeye zorlaması gerektiğini vurguladı.

Rapora göre, hedef alınan üsler arasında Bahreyn’deki ABD Beşinci Filosu karargahı ve Katar’daki El-Udeyd Hava Üssü de bulunuyor.

“Üsler yaşanamaz hale geldi”

Cato, bu üslerin savunmasızlığının Pentagon’u bölgede konuşlu bazı personeli uzaktan çalışmaya yönlendirecek kadar ciddi olduğunu belirtirken, The New York Times’ın aktardığına göre bölgede ABD’nin kullandığı 13 askeri üssün birçoğu “neredeyse yaşanamaz” hale geldi.

Enstitü, İran’ın altı hafta boyunca saldırılarını sürdürebilmesi ve üslerde oluşan hasarın boyutunun, ABD’nin bölgedeki askeri varlığını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini ortaya koyduğunu ifade etti.

Coğrafi avantaj İran’ın elini güçlendirdi

Raporda, İran’ın çatışma boyunca operasyonel kapasitesini koruyabildiği ve ABD’yi diplomasiye yönelttiği belirtildi. Bunun en önemli nedenlerinden biri olarak ise coğrafi yakınlık avantajı gösterildi.

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı erken aşamada kapatmasının küresel enerji ve finans piyasalarında hızlı etkiler yarattığı, bunun da Tahran’a önemli bir pazarlık gücü sağladığı ifade edildi.

ABD üsleri “hedef havuzu” oluşturdu

Raporda ayrıca, Körfez’e yakın büyük üslerde konuşlu yaklaşık 40 bin ABD askerinin, İran için “cazip hedefler” oluşturduğu kaydedildi. Bazı saldırılarda Kuveyt’teki üslerde 6 ABD askerinin öldüğü, Suudi Arabistan’daki Prens Sultan Hava Üssü’nde ise bir E-3 Sentry erken uyarı uçağının imha edildiği ve tanker uçakların zarar gördüğü belirtildi.

Benzer risk Asya-Pasifik’te de var

Cato, benzer bir zafiyetin Hint-Pasifik bölgesinde de bulunduğunu belirterek, bölgede yaklaşık 80 bin ABD askerinin 20 büyük üsse konuşlandırıldığını ve bu üslerin Çin’e olan mesafesinin Orta Doğu’daki üslerin İran’a olan mesafesine benzer olduğunu belirtti.

Raporda Çin’in füze kapasitesinin İran’ın savaş öncesi envanteriyle benzer büyüklükte (yaklaşık 3 bin füze) olduğu ancak daha gelişmiş ve çeşitli sistemlere sahip olduğu ifade edildi. Çin’in üretim kapasitesinin de çatışma sırasında hızlı yeniden silahlanma imkanı sunduğu vurgulandı.

Enstitü, Güney Kore’deki ve “birinci ada zinciri” üzerindeki ABD üslerinin kriz anlarında istikrarsızlık yaratabilecek kadar savunmasız olduğunu belirtti. Çin’in olası bir çatışmada, ABD güçleri harekete geçmeden önce önleyici saldırı düzenleme motivasyonu olabileceği ifade edildi.

Pentagon’un bu riski azaltmak için güçleri daha küçük ve dağınık üslerde konuşlandırma planları yaptığı belirtilse de, büyük ileri üslerin hem operasyonel hem de müttefiklere güven verme rolü nedeniyle tamamen vazgeçilmesinin zor olduğu kaydedildi.

Raporda son olarak, Çin’in büyüyen nükleer kapasitesi nedeniyle ABD’nin doğrudan çatışmaya girme konusunda daha temkinli olacağı değerlendirilirken, İran’la yaşanan son sürecin ABD’nin ileri üs stratejisini yeniden sorgulaması gerektiği sonucuna varıldı.

Muhabir: Mehmet Yaman