Ekonomi

ABD'de fakir benzin kuyruğunda, petrol baronları rekor kırıyor

İran savaşı sonrası yükselen petrol fiyatları ABD’de düşük gelirli milyonları daha da yoksullaştırırken, enerji şirketleri ve zengin yatırımcılar milyarlarca dolarlık rekor kar elde etti.

Abone Ol

Bölgedeki savaşın yol açtığı petrol şoku, ABD içindeki ekonomik bölünmeyi daha da derinleştirdi. Amerikalılar geçen yılın aynı dönemine kıyasla benzin ve motorine yaklaşık 45 milyar dolar daha fazla harcarken, petrol ve enerji şirketlerine yatırım yapanlar devasa kazançlar elde etti ve bu durum borsaları yeni rekor seviyelere taşıdı.

The Wall Street Journal’ın cumartesi günü yayımladığı habere göre, modern tarihin en büyük petrol krizlerinden biri ABD içindeki ekonomik dengeleri yeniden şekillendiriyor. Düşük ve orta gelirli kesimler yükselen yakıt fiyatlarının yükünü taşırken, enerji şirketlerinin ve zengin yatırımcıların serveti hızla büyüyor.

Gazete, OPIS fiyat verileri ile federal talep istatistiklerine dayanan analizinde, İran savaşı sürecinde Amerikalıların yakıt için on milyarlarca dolar fazladan ödeme yaptığını ortaya koydu. ABD tipi ham petrol fiyatı nisan başından bu yana varil başına ortalama 99 doların üzerine çıktı. Bu rakam geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 59 artış anlamına geliyor.

Ekonomi profesörü Isabella Weber, mevcut petrol şokunun asıl kazananlarının “çok zenginler” olduğunu söyledi. Weber, Amerikalıların büyük bölümünün bu durumdan neredeyse hiçbir fayda sağlamadığını, aksine çok daha ağır maliyetlere katlandığını belirtti.

Weber, petrol krizlerinin fiilen bir servet transferine dönüştüğünü ifade ederek, Ukrayna savaşı üzerine yaptığı araştırmalarda 2022 yılında ABD enerji şirketlerinin elde ettiği olağanüstü kârların yaklaşık yarısının ülkenin en zengin yüzde 1’lik kesimine gittiğini ortaya koyduklarını söyledi.

Öte yandan S&P 500 içindeki enerji sektörü bu yıl yüzde 32 yükseldi. ExxonMobil, Chevron, Shell, BP ve TotalEnergies gibi dev petrol şirketlerinin serbest nakit akışları ilk çeyrekte yüzde 84 artarak 36 milyar dolara ulaştı. Bu veriler Evaluate Energy tarafından açıklandı.

Boru hattı, rafineri ve petrol tanker şirketlerinin hisseleri de Körfez’deki tedarik krizleri ve Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklardan büyük kazanç sağladı. Savaş öncesine kıyasla daha sınırlı olsa da boğazdan petrol sevkiyatı hala devam ediyor.

ABD Başkanı Donald Trump seçim kampanyasında enerji maliyetlerini yarıya indireceğini vaat etmişti. Ancak şimdi yükselen petrol fiyatlarının ABD enerji ihracatını desteklediğini savunarak bu durumun ülke için avantaj sağladığını ileri sürüyor.

Bununla birlikte fiyat artışları Amerikalı tüketiciler üzerinde ciddi baskı oluşturmaya başladı. ABD Ulaştırma Bakanlığı verilerine göre yalnızca mart ayında Amerikan havayolu şirketleri jet yakıtı için geçen yıla kıyasla yaklaşık 1,3 milyar dolar ek maliyet ödedi.

JPMorgan Chase ise mevcut fiyat seviyelerinin sürmesi halinde Amerikalıların 2026 yılında yalnızca benzin için 172 milyar dolar fazladan ödeme yapabileceği uyarısında bulundu. Bu hesaba dizel maliyetleri dahil edilmedi.

Bank of America verileri, düşük gelirli ailelerin seyahat, gıda ve hizmet harcamalarını kısmaya başladığını ortaya koyarken, yüksek gelirli kesimlerin borsa ve finansal piyasalardaki büyük kazançlar sayesinde harcamalarını sürdürdüğünü gösterdi.

Federal Reserve Bank of New York araştırmaları da yıllık geliri 125 bin doların altında olan ailelerin yükselen fiyatlar nedeniyle yakıt tüketimini ciddi biçimde azalttığını, buna karşılık daha zengin kesimlerin tüketiminin büyük ölçüde sabit kaldığını ortaya koydu.

Enerji üreten Teksas, Kuzey Dakota ve Alaska gibi eyaletlere ek gelir akışı sağlanırken, ABD petrol şirketlerinin yeni sondaj ve istihdam konusunda büyük bir genişlemeye gitmediği görülüyor. Bu durum, geçmiş yıllarda binlerce yüksek maaşlı iş oluşturan kaya petrolü patlamasının artık aynı hızla tekrarlanmadığını gösteriyor.

ABD’deki petrol sondaj kulelerinin sayısı son bir yılda yüzde 11 azaldı. ABD Çalışma Bakanlığı ve Baker Hughes verilerine göre petrol ve gaz çıkarma sektöründeki çalışan sayısı da 1970’lerden bu yana görülen en düşük seviyelere yaklaşıyor.