Petrol fiyatları, hafta sonu barış görüşmelerinin çökmesinin ardından ABD Hazine tahvilleri ve Asya genelindeki tahviller değer kaybetti. Japonya’nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 2,49 ile son 29 yılın en yüksek seviyesine çıktı. Ancak hareketlerin genel olarak sınırlı kaldığı ve birçok varlığın geçen haftaki ateşkes öncesi seviyelere geri döndüğü görüldü.
MST Marquee analisti Saul Kavonic, “Piyasa büyük ölçüde ateşkes öncesi koşullara geri döndü. Ancak artık ABD, Hürmüz Boğazı üzerinden günlük 2 milyon varile kadar ulaşan İran bağlantılı petrol akışının geri kalanını da engelleyecek” dedi.
Kavonic, en kritik sorunun ABD’nin İran’a yönelik saldırıları yeniden başlatıp başlatmayacağı olduğunu belirterek, bunun bölgedeki enerji altyapısına yönelik saldırı riskini artırabileceğini ve savaşın ötesinde kalıcı etkiler doğurabileceğini vurguladı.
The Wall Street Journal, Donald Trump ve danışmanlarının İran’a yönelik sınırlı saldırı seçeneklerini değerlendirdiğini yazdı. Ancak Asya seansı boyunca yeni bir saldırıya dair somut bir gelişme bildirilmedi.
Euro yaklaşık yüzde 0,3 düşüşle 1,1687 dolara gerilerken, Avustralya doları gibi risk hassasiyeti yüksek para birimleri de değer kaybetti.
Hong Kong, Tokyo, Seul ve Sidney borsalarında endeksler yaklaşık yüzde 1 düşerken, MSCI Asya (Japonya hariç) endeksi de yüzde 1 geriledi.
VanEck’in yatırım ve sermaye piyasaları direktörü Russel Chesler, “Piyasa, Trump’ın daha fazla askeri hedefe saldırmayacağına veya Hürmüz Boğazı’nı tamamen kontrol altına almayacağına inanıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Ancak Chesler, petrol şokunun uzaması halinde enflasyon endişelerinin artacağına dikkat çekti.
“Boğaz yeniden açılsa bile petrol akışı oldukça yavaş olacaktır. Bu da bir süre daha yüksek fiyatlarla karşı karşıya kalacağımız anlamına geliyor” dedi.
Artan enflasyon baskısı, yatırımcıları Avrupa Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası gibi büyük merkez bankalarının faiz artırımı yönünde adım atabileceği beklentisine yöneltti. Bu durum, savaş öncesinde konuşulan faiz indirimi veya uzun süreli sabit faiz beklentilerinin tersine dönmesine neden oldu.