ABD savaş uçakları, başkent Karakas’ı bombaladı. Bu saldırıların topyekûn bir savaşa dönüşüp dönüşmeyeceğini konuşurken, Venezuella Başkanı Maduro ve eşinin ABD özel kuvvetleri tarafından kaçırıldığı haberi basına yansıdı.
Bu, eşkıyalık, haydutluk ve teröristliktir. Uluslararası hukuk ve kanunların ayaklar altına alınması, BM ve bütün dünyaya meydan okumadır.
Günümüzün "Firavun"u ve "Nemrut"u olarak nitelendirilebilecek ABD; tarihi boyunca savaşmadan, kan dökmeden ve toprakları işgal etmeden duramamıştır. Kendi diktasını kabul etmeyen, iradesine teslim olmayan bütün ülke, devlet, yönetim ve liderlikleri yıkmaya çalışmıştır. Bu şeytani planlarında başarılı olduğu yerler kadar, başarısızlığa uğradığı zamanlar da olmuştur.
1776’da kurulan Amerika Birleşik Devletleri, tarihi boyunca neredeyse kesintisiz bir savaş hali içindedir. Savaşsız geçen yılları oldukça azdır. Fransızca yayın yapan Le Nouvel Ordre Mondial adlı haber sitesinin 2017 yılındaki verilerine göre; ABD, 241 yıllık tarihinin %93’ünü (yani 224 yılını) savaşta geçirmiştir. Bu süreçte tüm başkanları "Savaş Başkanı", tüm kabineleri ise "Savaş Kabinesi" olarak görev yapmıştır.
Amerikan yerli halkı olan Kızılderililerle başlayan bu savaş sarmalı; dünyanın tüm kıtalarına, halklarına ve topraklarına yayılmıştır. Bu savaşlarda 100 milyonu aşkın insan hayatını kaybetmiş, milyonlarca kilometrekarelik coğrafya viraneye dönmüştür. Sadece İkinci Dünya Savaşı’nda 70 milyon insan ölmüştür.
Büyük Britanya’ya karşı verilen bağımsızlık mücadelesi ve 8 Aralık 1941’de İkinci Dünya Savaşı’na girmesiyle sonuçlanan Pearl Harbor saldırısı dışında, ABD hiçbir zaman kendi topraklarında saldırıya uğramamıştır. Neredeyse tüm savaşlar ABD sınırları dışında ve ABD’nin saldırılarıyla cereyan etmiştir. Pearl Harbor saldırısının gerçekleştiği Hawaii, o dönemde ABD’nin doğrudan bir eyaleti değil, himayesinde olan bir bölgeydi. Hawaii, ancak 1959 yılında yapılan bir referandumla ABD’nin 50. ve sonuncu eyaleti olmuştur.
ABD, tarihinde katıldığı başlıca savaşlar şunlardır. Buna askeri darbeler, örtülü savaşlar, CIA’nın yaptığı operasyonlar dahil değildir.
1861–1865: ABD İç Savaşı, 1898: İspanyol-Amerikan Savaşı, 1914–1918: Birinci Dünya Savaşı, 1939–1945: İkinci Dünya Savaşı, 1950–1953: Kore Savaşı, 1960–1975: Vietnam Savaşı, 1961: Domuz Körfezi İstilası, 1983: Grenada’nın İşgali, 1989: Panama’nın İşgali, 1990–1991: Basra Körfezi Savaşı, 1995–1996: Bosna-Hersek Müdahalesi, 2001–2021: Afganistan’ın İşgali, 2003–2011: Irak’ın İşgali, 2004–2018: Kuzeybatı Pakistan ve El-Kaide Operasyonları, 2007–Günümüz: Somali ve Kuzeydoğu Kenya Müdahaleleri, 2009–2016: Okyanus Kalkanı Operasyonu (Hint Okyanusu), 2014–2017: Irak Müdahalesi, 2014–Günümüz: Suriye Müdahalesi, 2015–Günümüz: Yemen İç Savaşı’na Katılım, 2015–2019: Libya Müdahalesi, 2023–Günümüz: Gazze, Lübnan ve İran’a yönelik saldırılar ve gerilimler...
2025 yılı verilerine göre; dünyada en fazla savunma bütçesi ayıran ilk 9 ülkenin (Çin, Rusya, Hindistan, Suudi Arabistan, İngiltere, Japonya, Avustralya, Fransa ve Ukrayna) toplam bütçesi 832 milyar dolar iken, ABD’nin tek başına savunma bütçesi 895 milyar dolardır. Üstelik bu rakam sadece açıklanan kısımdır; örtülü ve gizli bütçeler bu meblağa dâhil değildir.
ABD, ülkelere saldırırken veya toprakları işgal ederken gerekçe olarak "insan hakları, barış, huzur, istikrar ve halkların özgürleştirilmesi" kavramlarını kullanmaktadır. Ancak müdahil olduğu hiçbir ülke ve toprak parçası huzur ve istikrar yüzü görmemiştir. Dünya genelinde yapılan birçok ankette ABD’nin insanlık için en büyük tehdit olarak görülmesi, bir tesadüf değildir.
ABD’nin akıbeti de selefleri olan Nemrut ve Firavun gibi olacaktır. Şiddet ve güç üzerine kurulan bir imparatorluk, yine şiddet ve güçle yıkılmaya mahkûmdur. Bunun başka bir yolu yoktur.